obilir > Konular > Toplum > Din ve Maneviyat > Yok Mu Bizlere Bir Dua Gönderen?

Yok Mu Bizlere Bir Dua Gönderen?

Geçen hafta Ramazan bayramından bir gün öce, arife günü sessiz şehir olan Kabristana gittik. Bu defa sessiz şehir sessizlikten kurtulmuş, dua eden insanların sesine bürünmüştü. Bir çok mezarın başında, bu dünyadan göç eden kişilerin (nine, dede, baba, anne, abla, abi, kardeş, akraba…) başında, o daracık olan mekanların başında, akrabaları ellerini açmış yüce yaratana dua ediyorlardı…

Önceleri dünyadaydın, şimdi nerdesin?

Yoldan geçerken seni görenler ne desin?

Bu toprağın altında ne yersin ne içersin?

Baksana şimdi daracık olan bir yerdesin.

 

Bir zamanlar geniş bir evde otururdun,

Her yiyeceği, içeceği hemen bulurdun.

Bu dünyada iken nice hayaller kurdun.

Şimdi daracık görünüyor yeni yurdun…

 

Ses soluk çıkmaz, mezarda yatanlardan.

Dileğin, isteğin nedir yaşayan kullardan?

Fatiha’yı eksik etme burada yatanlardan.

Dua ederek bizleri kurtarın dar dünyadan.

 

Kabristan sadece bayramlarda doluyor,

Ziyaretçiler güzel manevi havayı soluyor.

İnsanlar her an ölümün eşiğinde oluyor.

Zannetme ki ölüm ile hayat son buluyor.

 

Gerçek yaşam, ahret aleminde başlıyor.

Dünya hayatında, şeytan kulları taşlıyor.

Bu dünyanın çok az sıcağı bizleri haşlıyor.

Kullar iki dünyanın da saadeti için yaşıyor.

 

Yattığın yer dar olsa da, ağaçların altında.

Ses yapan kimseler yok senin üst katında.

Topraktaki çiçekler bulunur senin yatında.

Sadece sana aittir, yerin dar- derin olsa da.

 

Ne güzel mermerlerle çevrili senin etrafın,

Güneşin doğuşuna batışına bakar iki tarafın.

Kara toprakla ve renkli çiçeklerle dolu rafın.

Değişik yaşlarda vefat edenlerle dolu safın.

 

Elbet, bütün kullar geçer yapılan yollardan.

Burada yatanların hepsi dua ister kullardan.

Günahına af ister mezarına eğilen dallardan.

Burada yatanları mahrum etme dualardan.

 

Zaman gelir dünyanın parlayan ışığı kararır.

Senin de son durağın bir gün buraya varır.

Yok mu bizlere bir dua eden diye yalvarır?

Ne olur bir dua! Ne olur bir dua! Diye bağırır.

Her gün, yok mu bizlere bir dua gönderen? diye seslenen, bu dünyadan göç eden kişilerin sesini işitmiş olduklarından mı bu kadar insan gelmiş? Ya da bayramdan bayrama hatırlandıkları için mi gelmiş bu dua eden kişiler…

Gerçekten öyle değil mi bu dünyadan göç eden kişileri bizler bayramdan bayrama hatırlıyor, arife günü ve bayram günleri bunları hatırlıyor onların yalvarmalarına kulak veriyoruz. Peki burada yatanlar bayramdan bayrama hatırlanmalarına memnun mu?Tabi ki hayır. Bu insanlar, ameli iyi ya da kötü olarak bu dünyadan göç etmişler. Şimdi yoldan geçen tüm insanlardan bir yardım bekliyor. Yok mu bizlere bir dua gönderen diye yalvarıyorlar. Bizler de bu yalvarmayı duymalı her yoldan geçişimizde bu sessiz mekanları gördüğümüzde dua etmeli, burada yatanların ruhuna en az bir Fatiha göndermeliyiz. Çünkü burada yatanlar artık duaya muhtaç kişilerdir.

Hani bu dünyada geniş bahçeli bir evde, yüksek katlı bir binada, geniş bir evde yaşamıştın. Ama şimdi daracık bir yerde yatıyor, bu dar alandan hiç şikayetçi de olmuyorsun? Önemli değil, önemli olan ahret alemindeki yaşantımızın geniş olmasıdır diyor. Gerçekten de öyle değil mi ?Önemli olan bu dünyadan göçenlerin ahret alemindeki dünyalarının geniş olması değil mi? Peki ahret alemindeki genişlik nasıl olur?

-İnsanlara karşı güler yüzlü, hoşgörülü olarak;

-Bu dünyaya geliş amacını bilip, o doğrultuda yaşayarak,

-Son peygamber Hazreti Muhammed (s. a. s)ın gösterdiği yolda ve hadisi şeriflerine uyup yaşayarak.

-Kutsal kitabımız Kuranı kerimin gösterdiği yolda yürüyerek, belirttiği emirler doğrultusunda yaşayarak.

Bu kurallara uyarak yaşar ise hem bu dünyadaki yaşantıları hem de ahret alemindeki yaşantıları rahat huzurlu ve geniş olur. Bu dünya gelip geçicidir. Çok çabuk geçer. Bir bakarsınız okulu bitirmiş, askerliğe gitmiş, evlenmiş, aile sahibi olmuş, çol çocuk sahibi olmuş, yaşlanmış…Ve…

-Ve bu dünyadan göç etme vakti gelmiş. Önemli olan bu dünyadan diğer alemde yaşayacak şekilde ayrılmak, hazırlıkları ahret alemi için yaparak yaşamak ve öylece bu dünyadan göç etmektir.

Ne mutlu o kişilere ki… Bu dünyada ahretini düşünerek yaşarlar…

Hasan Kaya

Eğitimci-Şair-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir