obilir > Konular > Toplum > Politika > Yeni Bir İdeoloji mi, Yoksa İdeolojiden Çok Daha Fazlası mı?

Yeni Bir İdeoloji mi, Yoksa İdeolojiden Çok Daha Fazlası mı?

Gezi hayatımın başlangıcı olmuştu. Anadolu, bir yandan yozlaşan bir toplumla birlikte bir yandan da kendini geliştiren bireylerin bir arada yaşadığı bir coğrafyaya dönmüştü. İkisi de sessizdi. TV’de konuşulanların bir yalan olduğunu herkes biliyordu. Bireysel çıkarlar birilerini sustururken birilerinin ses çıkarmasına neden oluyordu. Tam da…

 

Gezi hayatımın başlangıcı olmuştu. Anadolu, bir yandan yozlaşan bir toplumla birlikte bir yandan da kendini geliştiren bireylerin bir arada yaşadığı bir coğrafyaya dönmüştü. İkisi de sessizdi. TV’de konuşulanların bir yalan olduğunu herkes biliyordu. Bireysel çıkarlar birilerini sustururken birilerinin ses çıkarmasına neden oluyordu.

 

Tam da bu esnada bireyler artık daha güçlü ses çıkarmanın gerektiğine kanaat getirerek bir tarih yazmaya kalktılar. Gezi oldu. Sokakta yaşadıkları haksızlıklara çözüm arayanların yanlarına evinde her şeyi dikkatle izleyen sözde apolitikler geldi. Bir halk, 80 ilde, günler ve geceler boyunca yaşadıkları hak ve hukuk ihlallerine dur dedi. Sesini bir an bile kısmadan haykırdı… Unutulmazdı…

Ya sonra…

Cehaletin yanı sıra kutuplaştırmalarla ve ideoloji saplantılarıyla birbirinden uzak kalmış halk bu yakınlaşma, birlik beraberlik ve dostluktan sonra bu sesin kısılmaması için birşeyler yapmalıydı… Ortak amaçlar ve paydalar doğrultusunda ideolojilerini, birikimlerini, hak ve özgürlüklerini yanlarına alıp “ortak bir meydan”da toplanmalıydı. Bir güç birliğine, belki de yeni bir ideolojiye ihtiyaç vardı… Derken Gezi’den 4 ay sonra, Gezi’de ne yaşandıysa siyasete adapte eden bir parti kuruldu. Gezi Partisi…

Peki ya ideolojileri neydi? Sağ mıydı, sol muydu. Sağ olsa solu, sol olsa sağı dışarda bırakmayacak mıydı? Kürt milliyetçisi olsa Türkleri, Türk Milliyetçisi olsa Kürtleri yok saymayacak mıydı? Gezi’yi tam anlamıyla nasıl anlatacaklardı, nasıl savunacaklar daha önemlisi Gezi’nin kazanımlarını devlet yönetimine nasıl adapte edeceklerdi?

Tam da bu soruların arasında hayatımıza yeni bir kavram girdi. “Merkezüstü”

“Gezi Partisi ne ola? Sağcı mıdır, solcu mudur, liberal midir, nedir? Anlatın bir hele..” dedik. Onlar da dediler ki;

Hem sol, hem sağ, hem de merkez… Merkez üstü demek, herkes beraber demek. 

Gezi Partisi “merkez üstü”dür. Nasıl ki bir doktor, polis, hakim, öğretmen, kendi siyasal görüşüne göre mesleğini icra edemezse, etmemeliyse, aynı şekilde devletin de “tarafı” olamaz. Devlet her vatandaşına eşit mesafede durabilmelidir. Devlet “merkez üstü” olmalıdır. Haliyle devleti yöneten parti de “merkez üstü” olmak zorundadır. “Merkez üstü” olmanın ise tek bir yöntemi vardır. 

Farklı görüşlere sahip ama birbirleriyle konuşabilen bireylerin partiyi oluşturması. Bireyler politika belirlerken, inandıkları görüşü, diğerleri ile masaya yatırıp kendi inanç ve düşünceleri ile “ortak akıl” oluştururlar. Eğer tüm görüşler partide temsil ediliyor olursa kutuplaşma sona erer. 

Gezi Partisi siyasette bir ilktir, yeni bir sistemdir ve sadece Türkiye için değil… 
Birbirini dinleyebilen, ortak akıla inanan, tüm görüşler aynı masada….

http://www.gezipartisi.org.tr/merkez-ustu/#merkezustu
Geleceğin Bilim, Sanayi ve Ticaret Bakanı Erkan Vargün. Şimdiden akılda kalsın ismim. Yeni bir siyasi yaşamda, gerçekçi ve bilimsel bir anlayışla, ülkemize ve dünyaya en makul kazancı ve ilerlemeyi sağlayacak bir üretim çarkı olacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir