obilir > Konular > Eğitim (genel) > Zorunlu Eğitim Süreci > Yatılı Bölge Okulunda Okumak

Yatılı Bölge Okulunda Okumak

Talat, ilçeye uzak dağlar arasında şirin bir köyde yaşıyordu.Okula gitmeyi, okumayı çok seven bir çocuktu.Okula başlamadan televizyondaki eğitici çizgi filmlere bakarak rakamları öğrendi. Harfleri de bir gösteren bir anlatan olsa çok çabuk öğrenecekti. Okul öncesi eğitim çağındaydı, köylerinde okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi sınıfı olmadığı için bu eğitimden mahrum kaldı…

Yatılı Bölge okulunda okumak…

Köyünden, evinden, ailenden uzak kalsan da,

Senin burada kalıp okumaya ihtiyacın var.

Annenin, babanın, evin hasretini yaşasan da.

Yatılı bölge okulunda okumaya ihtiyacın var…

Okul şehrin dışında, uzakta tepe başında.

Ailelerin hasretliği var akan göz yaşında.

Şehrin gürültülü ortamı yok okul taşında.

Bu okullara gidip okumaya ihtiyacın var.

Talat, ilçeye uzak dağlar arasında şirin bir köyde yaşıyordu. Okula gitmeyi, okumayı çok seven bir çocuktu. Okula başlamadan televizyondaki eğitici çizgi filmlere bakarak rakamları öğrendi. Harfleri de bir gösteren bir anlatan olsa çok çabuk öğrenecekti. Okul öncesi eğitim çağındaydı, köylerinde okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi sınıfı olmadığı için bu eğitimden mahrum kaldı. Eğitim hevesini televizyonda çıkan çizgi filmlerle kapatmaya çalışıyordu, ama bu yeterli gelmiyordu. Okulların açılmasını, okula gitmeyi dört gözle bekliyordu.

Nihayet koca yaz tatilinden sonra sevdiği, özlediği okullar açıldı. Köylerinde tek sınıflı, birleştirilmiş sınıflı. 1. 2. 3. 4. 5. sınıfların bir sınıfta eğitim öğretim gördüğü bir okul vardı. Okulların açılacağı gece; Heyecandan, sevincinden gözlerine uyku girmedi. Sabah olunca gökleri kıskandıran mavi önlüğünü giyerek, çantasını boynuna asarak o sevdiği okula gitti. Sınıf öğretmenleri güler yüzle öğrencileri karşılayıp tören yaptı, öğrencileri 3 ay uzak kaldıkları sınıflarına aldı. Tatili nasıl geçirdiklerini sordu. Öğrenciler tek tek yaz tatilinde yaptıklarını anlattılar.

Bu yıl Talat gibi okula yeni başlayan 7 öğrenci vardı. Öğretmen tek tek bu öğrencileri arkadaşları ile tanıştırıp bu kardeşlerine yardımcı olmaları gerektiğini belirtti. Öğrencilerin okula başlama sevinci ve heyecanı ile ilk gün sona erdi.

Sınıf öğretmeni birinci sınıflara iki hafta çizgi çalışması yaptırıp ardından harfleri vermeye başladı. Talat’taki o sevinci, öğrenme hevesini görmeliydiniz. Öğretmen verdikçe daha çok harf vermesini istiyordu. Öğrenciler harfleri kavradıkça öğretmen yeni harfler, heceler, kelimeler, cümleler veriyordu.

Üç ay sonra birinci sınıf öğrencileri okumayı sökmeye başladı. Talat bu öğrenciler içinde daha güzel yazıyor ve okuyordu. Öğrenciler her gün yeni bilgi ve beceriler kazanıyordu. Nihayet 1. sınıfı başarılı bir şekilde tamamladılar. Yaz tatili gelince tatile girdiler. Talat ve arkadaşları yaz tatilinde hem dinlenip hem de sınıf öğretmenlerinin verdiği hikaye kitaplarını okudular, böylece öğrendiği bilgileri unutmamış oldular.

Talat ve arkadaşları 2. 3. 4. 5. sınıfları da başarı ile tamamlayıp, ortaokula gitmeye hak kazandılar. Yaşadıkları köyde ortaokul yoktu. Velilerin çoğu köyde okul olmadığı için çocuklarını şehirdeki okula göndermek istemiyordu. Hele de kız çocuklarını hiç göndermek istemiyorlardı. Sınıf öğretmenleri veliler ile tek tek görüşüp çocuklarını ortaokula göndermeleri için ikna etmeye çalıştı. Talat’ın içindeki okuma aşkı söndürülür müydü? Veliler nereye gönderelim ki dediler:

-Sınıf öğretmenleri de:

-Şehrin dışında öğrencilerin tüm ihtiyaçlarının karşılandığı Yatılı bölge okulu var, dedi. Öğrencileri o okula kayıt yaptıralım. Sınıf öğretmenleri öğrenci velilerinin çoğunu ikna etti. Talat bu engeli de aşmıştı, daha güzel her türlü bilgiye rahatça erişeceği bir okulda okuyacak olmanın sevincini yaşıyordu.

Yaz tatili sona erince, okulların başladığı ilk gün Öğrenci velileri çocuklarını kayıt yaptırdıkları Yatılı bölge okuluna götürdüler. Öğrenciler okulu görünce çok sevindiler. Köydeki gibi tek sınıf, soba ile ısınan bir yer değildi. Okulda birden çok sınıf, kütüphane, laboratuvar, spor salonu, toplantı salonu, ders çalışma odaları, yatakhane, yemekhane, bilgisayar laboratuarı…bulunmaktaydı. Okumak isteyenler için bulunmaz bir yerdi.

Şehrin dışında, yüksek bir tepede, taşıt ve insan gürültüsünden uzak, havası temiz olan, bahçesi ve çevresi ağaçlarla donatılmış bir yerdi burası. İnsan böyle yerde olur da okumaz mı?Okulun ilk günü törenden sonra okul müdürü konuşma yapıp okul ile ilgili bilgiler verdi. Yeni gelen öğrencilere ve diğer öğrencilere uymaları gereken kuralları söyledi. Başarılı ve mutlu olma temennisi ile yeni eğitim öğretim yılına başladılar. Talat ve diğer öğrenciler evden, anne ve babadan uzakta kalmanın acısını iki-üç hafta yaşadılar. Bazı öğrenciler alışamadı. Anne ve baba, aile hasretine dayanamadılar. Talat üç hafta sonra okula, arkadaşlarına, öğretmenlerine alıştı. Boş zamanlarında okulun kütüphanesine gidip istediği kitapları okudu, sıkıldığı zaman spor salonuna inip arkadaşları ile masa tenisi, basketbol oynadılar.

Talat, her gün sabah erkenden kalkar, çalışma odasına gider derslerini tekrar ederdi. Okulun yemekhanesinden, yemeklerinden, yataklarından çok memnundu. Bir sorun olduğu zaman sorununu nöbetçi öğretmene söyler, böylece sorunu çözerlerdi. Ailesi ile konuşmak istediğinde okul idaresi ailesi ile konuşturur, başarılı ve mutlu olmasını sağlardı. Talat;Sınıfında, okulunda başarılı bir öğrenci idi. Her yıl bir üst sınıfa takdir alarak geçerdi.

Üç yılı bu yatılı okulda başarılı bir şekilde okudu, 8. sınıf sonunda girdiği sınavda güzel bir Fen lisesini kazandı. Bursluluk sınavını kazandığı için bu okulu da devlet yurdunda kalarak, okuyacak hedefindeki mesleği, doktorluğu kazanmak için ortaöğretimde de var gücü ile çalışacaktı.

İşte bu yatılı bölge okulları, Talat gibi yüzlerce çalışkan öğrenciye kollarını açmış;Sahip olduğu her türlü imkanlarla başarılı okullara öğrenciler göndermiştir. Ortaokulu olmayan Anadolu köylerinin çocuklarını bağrına basmış, hayata başarılı öğrenciler olarak sunmayı hedef edinmiştir. Ne mutlu yatılı bölge okullarında, okulun değerini bilerek okuyanlara…Ne mutlu ailesini, öğretmenlerini, okulunu mutlu eden öğrencilere…Ne mutlu hayatta bilgi ve beceri kazanmaya çalışanlara…Ne mutlu bu okullarda azimle, sabırla, başarılı olmak için çalışanlara…

Hasan Kaya

Eğitimci-Şair-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir