Üniversiteliler ve Yeni Mezunlar İçin İş Hayatında Başarılı Olmak

Çevremde sık sık duyduğum “Üniversite son sınıf öğrencisiyim iş bulamıyorum”, “yeni mezunum iş bulamıyorum” gibi şikayetler beni konuya daha hassas davranmaya ve bu yazıyı yazmaya zorladı. Gözlemlediğim kadarıyla gençler, iş bulmak ve kariyerini şekillendirmek için danışmanlık ve destek almıyorlar. Özellikle İşkur ve üniversitelerin büyük çoğunluğunda bulunan kariyer merkezleri, öğrencilere kariyer planlarında yol gösterici olumlu tavsiyelerle büyük fayda sağlamaktadır…

Üniversite Öğrencileri ve Yeni Mezunlar İçin Çalışma Hayatında Başarılı Olmak ve Yükselmek

Çevremde sık sık duyduğum “Üniversite son sınıf öğrencisiyim iş bulamıyorum”, “yeni mezunum iş bulamıyorum” gibi şikayetler beni konuya daha hassas davranmaya ve bu yazıyı yazmaya zorladı. Gözlemlediğim kadarıyla gençler, iş bulmak ve kariyerini şekillendirmek için danışmanlık ve destek almıyorlar. Özellikle İşkur ve üniversitelerin büyük çoğunluğunda bulunan kariyer merkezleri, öğrencilere kariyer planlarında yol gösterici olumlu tavsiyelerle büyük fayda sağlamaktadır.

 

Üniversite eğitiminde öğrencilerin kafasında onlarca soru cevap bekliyor. Vize ve finallerde çıkacak konulardan tutun da, şirketlerin stajyer alımlarına, üniversiteden mezun olduktan sonra neler olabileceğine kadar her konuda pek çok söylentiye maruz kalıyorlar. Kulaklarınızı bu söylentilere tıkayarak kendimize büyük bir iyilik yapmış oluruz.

 

Sevmediğiniz bir bölümde okuyorsanız ve bunu yolun başında fark ettiyseniz; üniversitenizdeki yatay geçiş imkanlarını, hatta üniversiteler arası geçiş imkanlarını araştırarak işe başlayabilirsiniz. Benim çevremde pek çok tanıdıklarım bölümlerini değiştirerek sevdikleri bölümde okuma imkanına zamanında kavuşmuşlardır. Çift ana dal programları da, biraz daha geniş vizyon çizmek isteyen arkadaşlar için tavsiye edilebilir fakat zordur da!

 

Sevmediğiniz bir bölümde okuduğunuzu yolun sonlarına doğru fark ettiyseniz ve ne yaptıysanız olmadı ise; farklı bir alanda yüksek lisans, MBA, sertifika programları vb. programlarla her zaman istediğimiz alanlarda çalışma imkanlarını istersek yaratabiliriz. Hiçbir şey için geç değil, yeter ki isteyelim. Üniversitede 2 kutuplu öğrenci profili var, benim tavsiyem dengeyi tutturmak yönünden olacaktır:

  1. 1. Derslere pek önem vermeyip aşırı sosyal bir yaşam sürenler kutbu
    Bu tutumun dezavantajları okulu uzatmak, derslerin katmak istediği mesleki bilgileri yeterince özümseyememek olarak düşünülebilecekken, avantajları ise iletişimi çok kuvvetli, sosyal aktivitelerde deneyim kazanmış ve bu yönlerden gelişmiş bir insan olmak. Burada tuzağa düşülmemesi gereken nokta şirketlerin tamamen ve sadece işe alırken insanların sosyal bir profile sahip olup olmadığına baktıkları yanılgısıdır. Elbet sosyallik önemli, fakat mesleki donanımın da önemi yabana atılmamalı bence.
  2. Sadece derslere odaklanan aşırı asosyal bir yaşam sürenler kutbu
    Bu durumun avantajları yüksek not ortalamasına sahip olmak, ileride potansiyel bir akademisyen başvurusuna karşılık güçlü bir konuma sahip olmak. Çevredeki herkes size yüksek not alıp da ne yapacaksın, C de alsan A da alsan aynı, nasıl olsa hepimiz dersi geçiyoruz diyecektir. Burada önemli olan sizin ne yapmak istediğinizdir. Eğer akademisyen olmak gibi bir hedefiniz varsa, bu tip söylemlere kulak asmadan derslere asılmak en mantıklısı olacaktır. İleride yüksek lisans yaparım/yapma ihtimalim var diyorsanız da ortalamanızı 3.00′ün altına düşürmemeniz genelde tavsiye edilen bir şeydir. Yüksek lisansa alımda sadece ortalama etken değildir, başka faktörler de vardır (sınav sonucu, mülakat vb.). Özellikle yurt dışında yüksek lisans yapmak isteyenler için burs almak açısından ortalama önemlidir. Dezavantajlarına gelince eğer mezun olur olmaz çalışmaya başlamak istiyorsanız, o zaman başvuru yaptığınız şirketlerin çok büyük bir çoğunluğu üniversite esnasında yapmadığınız öğrenci kulübü etkinlikleri, hobiler, gelişim aktiviteleri vb. nedeniyle sizi kolaylıkla eleyebilecektir.
    Üniversitedeyken yavaş yavaş iş dünyasını, sektörleri ve şirketleri tanımaya başlamak. Öğrenci değişim programlarına katılmak, artık şirketler farklı bir ülkede, kültürde hem okuyup hem başının çaresine bakabilmiş, bambaşka bir ortama ayak uydurarak yabancı dilini geliştirmiş öğrencilerin bu hem zorlu hem de eğlenceli ve öğretici deneyimlerine gerçekten çok önem veriyor. Biliyorum ki gidenler çoğunlukla ülkeyi tanımak, gezmek, görmek amacıyla gitse değer isterseniz gerçekten çok şey öğrenebilir, yeni arkadaşlıklar edinebilirsiniz.
    Seminer, konferans, panel vb. etkinliklere katılmak bizlerden seneler önce mezun olmuş başarılı, deneyimli profesyonellerin ağzından pek çok şey dinleme fırsatına sahip olmak ufuk açıcı harika bir olanak bence. Pek çok üniversitenin öğrenci kulüplerinin sayfasını takip ederek bu tür olanaklara erişmemiz mümkün. Yayınları takip etmek, kendi alanınız mesleğiniz ile ilgili olarak sadece okuldaki derslerle yetinmeyip kitapları, dergileri ve diğer yayınları takip etmeniz tavsiye edilir.

Kendini çok iyi tanımak, neleri sevip sevmediğini anlamak, gelecekte neler yapmak istenip istenmediğini bilmek, mutlaka hobi edinmek, sosyal medyada var olmak. (sadece boş bir Twitter sayfası açmak değil aktif iletişim halinde var olabilmek)

 

Bugün pek çok şirket yöneticisi, “blogu olmayanı işe almam” diyor, deneyim kazanmak… Tatillerinizde sırf zorunlu olduğu için değil, gerçekten istediğiniz için staj yapmalısınız, hem staj yapıp hem tatilin keyfine varmak biraz zor da olsa, denemekten zarar gelmez. Bölümünüz dışında çok alakasız başka bir alanla ilgili mutlaka ilginiz ve bilginiz olsun.
Örneğin: Mühendislik okuduysanız psikoloji hakkında bilginizin olması sizi zenginleştirir. Mezun olup da geriye döndüğünüzde size ’keşke’ dedirtmeyecek şeyler yapmak. Son senenize girmeden önce mezuniyet planlarınız hazır olursa rahat edersiniz. Her işin ve mesleğin kendi bünyesine mahsus çalışma ve işleme usul ve kuralları vardır. Bunları işin uzmanı meslek sahipleri bilir. Bir de, bedeni ve fikri her çeşit iş ve çalışma hayatının ve başarılı olmanın bazı genel ve gerçekçi kuralları vardır.

 

Bunlardan birkaçı şöyledir:

  • Çalışmak için müsait vakit bekleme.
  • Her zamanı çalışmak için müsait bil.
  • Kendine göre müsait vakit beklersen, o hiçbir zaman gelmez.
  • Çalışmak için müsait yer arama. Her yeri çalışmak için müsait bil.
  • Kendine göre müsait yer beklersen, o yeri hiç bulamayabilirsin.
  • Bir günde ve bir zamanda yapman gereken bir işi, bir dersi, bir vazifeyi yarına erteleme. Çünkü her günün işi kendine yeter.
  • Bir zamanda yalnız tek bir işi yap, yalnız bir ders, bir kitap, hatta bir konu üzerinde çalış ki, dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla işi yapayım diyen hiçbirini tam ve temiz yapamaz.
  • Başladığın bir işi bitirmeden başka bir işe başlama. Yarıda kalan iş başlanmamış demektir.
  • Bir günün işini (dersini, vazifesini) bitirdikten sonra ertesi günü ne iş yapacağına karar ver, yahut hiç olmazsa çalışmaya başlamadan evvel, hangi iş (ders, kitap) üzerinde çalışacağını düşünüp kararlaştır ve çalışmaya bu kararla otur.
  • Bir işe başlamadan, bir dersi öğrenmeye, bir kitabı okumaya oturmadan önce düşün ve çalışman için gereken şeyleri yanında ve elinin altında bulundur ki, ikide bir kalem, kağıt aramaya kalkıp da dikkatin dağılmasın.
  • Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol, ve dikkat kesil ve bütün ruhi ve bedeni kuvvetinle kendini işe ver, o işe konsantre ol.
  • Bir işe başlamadan önce, o işi en kısa bir zamanda, en kolay ve en temiz bir surette nasıl yapmak, nasıl öğrenip etüt etmek mümkün olduğunu iyice düşünüp hesapla.
  • Çalıştığın bir iş üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. İyi bil ki, yılgınlık maskeli bir tembelliktir. Yine bil ki, çalışma sevgisi, güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir.
  • İşinde rastladığın bir güçlüğü önce parçala. Her parçayı birer birer ve sıra ile yenmeye çalış. Bunun için, mesela, bir dersi, bir kitabı en basit elemanlarına, kısım ve konularına ayır. Sıra ile konuyu iyice ve noksansızca anlayıp öğrenmeden öbür konuya geçme.
  • Devamlı ve intizamlı çalış. Her gün aynı saatlerde çalışmaya otur. Çalışmayı uzun aralıklarla kesip terk etme. Hasta ve yorgun değilsen tatiller de bile yavaş ve az da olsa çalış ki çalışma alışkanlığın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin.
  • Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinlenme bahanesi ile asla boş oturma. Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar.
  • Çok düşün. İyi bil ki, çalışmak mutlaka hareket etmek ve okumak, yazmak demek değildir. Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyor demektir.
  • Verimli çalışmayı sakın iş üzerinde geçirdiğin zamanla ölçüp de, eh bugün şu kadar saat çalıştım, yetişir deme. Çalışmanın neticesine ve öğrendiğine bak. Faydalı çalışmak, vakti doldurmak değildir, vakti kıymetlendirmektir, yani, dünya ve ahirette faydasını göreceğimiz neticeleri elde etmektir.
    Fikri çalışmalar için, aynı saatlerde devamlı ve tertipli bir surette, günde iki üç saat bile kâfidir.
  • Sebat et, damlaya damlaya göl olur ve aynı noktaya düşen damlacıklar, zamanla mermeri bile deler. Bir işe, bir derse, bir kitaba başladığın zaman, telaş edip sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren. İşinde ve dersinde herhangi bir fikri ve noktayı küçümseyerek ihmal edip geçme. Küçük ihmalden, bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.
  • Gece yatağa girince, kendini hesaba çek, o gün ne yaptığına bak, yarın ne yapacağına karar vermeden uyuma.
  • Her gün iyi bir eserden sesli olarak beş on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme yeteneğin gelişir. Rastladığın hikmetli bazı güzel ifadeleri ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade haznen zenginler hem de hafızan kuvvetlenir. Çalıştığın bir dersin, bir kitabın konularını bitirdikçe, kitabı kapayıp, okuduğunu ezberden özet halinde not et. Bir dersi, bir kitabı en iyi anlayıp öğrenmenin yolu, yazarak, not tutarak çalışmaktır.
  • Bir dersten öğrendiğin, bir kitaptan okuduğun konuları arkadaşlarınla ezberden müzakere et. Bu suretle hem zekan işler ve öğrendiğin sindirilmiş olur, hem hafızan kuvvetlenir; hem de düzgün konuşma ve düşüncelerini açıkça ifade etme alışkanlığı kazanırsın.

Ayrıca girişimciliğe meraklı gençlere Kosgeb, Tübitak ve üniversite kampüslerinde faaliyet gösteren teknokentler, inovasyon, girişimcilik ve iş kurma eğitimleri vererek onlara yol göstermektedirler. 

Herkese sağlık, mutluluk, huzur, esenlik ve yenilik günler diliyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.