obilir > Konular > Toplum > Politika > Türkiye’de Kutuplaşma

Türkiye’de Kutuplaşma

Türkiye 1980 darbesi öncesindeki sağ-sol olaylarında yüzlerce gencini yitirdi. Kimisi sol için kimisi sağ için genç yaşta hayatını kaybetti. Sonrasında bu bahaneyle ‘1980 darbesi’ yapıldı. Darbeyi yapanlar, daha büyük zulüm ettiler. Kutuplaşma azalmıştı fakat hiçbir zaman bitmemişti. İnsanın olduğu yerde kutuplaşma olması doğaldır fakat bu fikirlerde kutuplaşma olarak kaldığı sürece… Fakat şu anki kutuplaşma halk içinde birbirine -sırf siyasi görüşü yüzünden- nefretle bakan bir kalabalık oluşturuyor. Bunun sebepleri sonuçlarından önce incelenmelidir.Son 5 yıldır itildiğimiz karanlığın farkına varmamızı diliyorum…

 

Fazilet Partisinden kopan, genç siyasetçilerden kurulu yenilikçi kanat AKP adıyla MHP’nin ve DYP’nin barajın altında kalmasının da büyük etkisiyle iktidara gelmişti.Türkiye; AK Parti iktidara geldiği günlerde ekonomik krizin izlerini silmeye, yaralarını sarmaya çalışıyor. AKP bu dönem batıyla iyi ilişkiler kurmaya, içerde tüm seçmenlerin oyuna talip olacak politikalar izliyordu. Nitekim bunun meyvesini de 2007 ve 2011’de fazlasıyla aldı. O döneme kadar kucaklayıcı politika izleyen hükümet, 2013’e gelindiğinde medyaya hakim olmuş, ülkenin önde gelen işadamlarını arkasına almış ve terör  olayını çözmüştü(!)

 

2013 ‘te gezi olaylarında hükümetin tavrı kucaklayıcı değil kışkırtıcıydı. Bunun sonucunda suçlu veya suçsuz 7 insan hayatını kaybetti. Suçluların bulunması için gereken çaba gösterilip toplumun sakinleşmesi yerine arkasında duruldu. Muhalifler iktidara oy verene dahi vatan haini gözüyle bakmaya ve aşağılamaya devam etti. Artık susmak istemeyen muhafazakar-islamcı-veya adı her neyse insanlar da karşı tarafa yıllarca süren kinlerini kusmaya başladılar. AKP bu olayların ardından malum soruşturmalarla cemaatle de ters düştü. Yıllarca okullara alınan, devlet dairelerinde yükseltilen, Fethullah Gülen sempatizanları artık devlet dairelerinden atılmaya ve öyle ya da böyle kazanılmış hakları gaspedilince; Akp’yi yıllarca desteklememişçesine eleştirmeye başladı. Cemaatin twitter üzerinden istihbarat sızdıran sayfası fuat avni utanmadan 2009 yılında seçimde nasıl oy çalındığının kendisine anlatıldığını o seçimden yaklaşık 5 yıl sonra utanmadan anlatıyordu.Ayrıca açılım süreciyle pkkya verilen tavizler Akp yi milliyetçilerin gözünden de düşürüyor. Önceden sert ve kararlı üslüplarıyla etkiledikleri milliyetçi kesimin şimdilerde tepkisini çekiyorlar. Böylelikle AKP; CHP, MHP, cemaat ve kürtler tarafından düşman ilan ediliyor. Artık herkes birbirine siyasi görüşü sebebiyle ön yargıyla ve nefretle bakıyor. Peki bunun sebepleri neydi ki yıllarca acaba AKP ye oy versem mi diye düşünen seçmen şimdi AKP yöneticisinden ziyade seçmenine bile kin duyuyordu.

 

AKP ilk yıllarında ülke içinde istediği politikaları uygulayamadı. Gücünü tamamiyle elde ettiğinde bu icraatlar yapılmaya başlandı. Güç, tüm iktidarları yozlaştıran bir silahtır. Güç, insanın egosunu okşar ve para gibi daha fazlası için uğraşılır ve bunun için her yol mübah görülmeye başlanır. Güçlü iktidarsa, kendi görüşünden olanlar için bir nimet olarak görülürken karşı taraf için bir zulüm ve eziyettir. Hal bu olunca nefreti frenlemesi gereken siyasiler olmak zorundadır. Çünkü nefret vatan için asla iyi bir sonuç getirmez. Fakat vatandan, önce partisini ve koltuğunu düşünenler için nefret bir silahtır. Bu silah cematte karşı iyi kullanıldı ve Fethullah Gülen nefreti frenlemek yerine nefreti artırdı. Nefret kullanıldıkça güce ve medyaya hakim olanlar kazandı. Sol görüşlü siyasetçiler ve aydınlar sözde özgürlük narası atarken nefreti körükledi ve bundan kazançlık çıkacakların ekmeğine yağ sürdü. Yıllardır bu olayları frenlemeyi başaran tek lider Dr. Dr. Devlet Bahçeli olabildi. Diğer siyasiler de aynı üslubu gösterebilselerdi, nefretten nemalanan iktidar belki de şu an oyları düşmüş bir biçimde tüm Türklere hitap edecek bir politika izliyor olacaktı. Bunu iktidar körükledikçe muhalefet ateşe körükle gitti. Sonuç olarak yine kaybedildi. Çünkü iktidarın nefreti körüklerken arkasına saklanacağı sebepler -faiz lobisi, paralel yapı, dış mihraklar- fazlaydı. Olası bir geri tepmede bunlar öne sürülebilirdi. Fakat muhalefet bunlara aldırış etmeden nefreti körükledi. Şu anda farklı bir olay yaşamıyoruz. Kılıçdaroğlu’nun rakı masasındakiler olarak tanımladığı CHP’nin halka rağmen halkçıları her fırsat bulduklarında iktidarın ekmeğine yağ sürecek açıklamalarla iktidarı yıprattıkları yanılgısına düşüyorlar. Suriye’den gelen 2 milyon insana sahip çıkıp ülkede ve Arap coğrafyasında bir sempati kazanmak yerine inatla eleştiriyorlar. Eleştirilerinde haklı yönleri çok fazla fakat muhalefeti halk gibi yapmaya kalkmak ana muhalefetin veya diğer muhaliflerin zararına olacaktır. Nitekim kendi içimizdeki kutuplaşmanın yanı sıra sürekli bir mülteci kampına saldırı  veya protesto eylemini haberlerde görüyoruz.

 

Bununla beraber kutuplaşmanın en etkili olacağı yerler üniversitelerdir. Çünkü üniversitelerdeki gençler o heyecanla herşeyi yapabilecek kuvveti kendilerinde hissederler. Hdp ve pkk nın tahrikleriyle üniversitelerde sözde özgürlük naralarıyla gizli kürtçülük yapan faşistler üniversitelerde her türlü eylemi yaparken sırf çözüm(!) süreci zarar görmesin diye masum öğrencilerin katledilmesine, dövülmesine, kendi ülkesinde eğitim hakkını kullanamamasına iktidar ve atadığı rektörler maalesef ses çıkaramıyorlar. Bu tarihi bir hatadır. Çünkü siyasi görüşünü yegane doğru olarak gören ve bu yolda ölümü göze alan gençlerin tahriklere kapılması bizi felakete sürükleyecektir. Bu gençler üniversitelerde, idareler tarafından korunmadıkça ve bölücü naralar atanlar, bayrağa saygıdan nasibini alamamış hadsizler oldukça halkın birbirine olan kini maalesef dindirilemeyecektir. Bu kinin bitmesi için önlem almayanlar mahkemeler önünde olmasa da tarih önünde hesap verecektir. Bu kini bitirmek istemeyenler yeni kindar nesil yetiştirenler umarım hatalarından dönmesini bilirler. Hatadan dönmek büyük bir erdemdir. Biz birbirimize tahammülü siyasilere tahammül ede ede kaybettik.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir