obilir > Konular > Edebiyat (genel) > Biyografi > Frida Kahlo’nun Hayatı ve Frida Kahlo’nun Hayallerini Yansıtan Resimleri

Frida Kahlo’nun Hayatı ve Frida Kahlo’nun Hayallerini Yansıtan Resimleri

Frida Kahlo, Duchamp Picasso ve Kandisky’nin de içinde bulunduğu pek çok ünlü sanatçı için önemli bir hayranlık kaynağı olmuştur. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiştir. Çalışmaları, duygulanım, kalp kırıklıkları, cinsellik, aşk, yaşam ve ölümün nadir rastlanan bir birleşimiydi…

Tahta Bacaklı Dev Güvercin “Frida Kahlo”

Macar Yahudisi Wilhem Kahlo ve Kızılderili asıllı Matilde Calderon’un üçüncü çocuğu olarak 6 Temmuz 1907’ de Meksika’ da dünyaya gelen Frida Kahlo, doğum gününü tüm hayatı boyunca, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz olarak kabul etmiştir.

 

Bir 20. yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen resimlerinin yanı sıra; inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınmış; sanatı, her ne kadar sürrealist olarak tanımlanmışsa da ressamın kendisi bu tanımı şiddetle reddetmiştir. “Ben sürrealist değilim, hayallerin resmin yapmıyorum, resimlerimde kendi gerçeklerimi yansıtıyorum ve evrenin akışında bir parça olmak istiyorum” demiştir.

 

Frida Kahlo, Duchamp Picasso ve Kandisky’nin de içinde bulunduğu pek çok ünlü sanatçı için önemli bir hayranlık kaynağı olmuştur. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile “Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz” dedirtmiştir. Çalışmaları, duygulanım, kalp kırıklıkları, cinsellik, aşk, yaşam ve ölümün nadir rastlanan bir birleşimiydi.

 

Yaşamının çok büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran, “gündüzlerinin ve gecelerinin celladı” olarak tanımlamış olduğu bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir.

 

Çocukluğunda yaşadığı sağlık problemleri Frida’nın bütün yaşamı boyunca acılarında beraberinde gelmesine sebep olmuş, sürekli sağlık sorunlarıyla boğuşmuş ve acılarının en büyük ilacını ise çoğunlukla oto portreler çizerek bulmaya çalışmıştır. Gençlik yıllarında ‘Cachuchas’ adını taşıyan, anarşist ruhlu ikisi kız dokuz kişiden oluşan köklere dönüş anlayışını sahiplenen sosyalist bir grubun üyesi olan Frida için, gruptaki Alejandro Gomez Arias ileride başka bir önem taşıyacaktır.

 

17 Eylül 1925 tarihinde Frida ve Alejandro birlikte otobüse binerek yolculuk ederken ve yan yana oturmuş şakalaşırken, bir tren süratlice otobüsün aşmak üzere olduğu raylara yaklaşıp fren yapamayarak tam ortasından çarpar. Otobüs sürüklenmeye başlar ve yolcular dışarı fırlar. Trenin demir çubuklarından birisi ise Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmış ve artık omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşamak zorunda bırakmıştır. Sağ bacağı on bir yerden kırılmış, yerinden oynamış sol omzu çıkmış, leğen kemiği de üç yerden kırılmıştır. En kötüsü ise çelik çubuk karnının sol tarafından girip cinsel organından çıkmış ve tüm doktorlar, tekrar yürüyebileceğinden, hatta yaşayabileceğinden bile şüpheliydiler.

 

Onu parça parça bir araya getirmeleri gerekmektedir. Kaza sonra artık aşk ve resim kırılan omuriliğinin yerini alacaktır. Tüm hayatı boyunca 34 kez ameliyat olacak olan Frida için içki, uyuşturucu ağrıları dindirmek için çare aradığı birer araç haline gelecektir.

 

Kaza sonrası ise Frida “İnsanın çarpışmanın farkına vardığı, ağladığı asla doğru değil. Gözümden bir tek damla yaş akmadı ve demir çubuk, kılıcın boğayı delmesi gibi beni deldi, geçti” demişti. İlk otoportresi olan “Kadife Elbiseli Otoportre” ise kazadan hemen sonra resim etmiştir. Seneler sonra portresini anlatırken ise; “Bana eziyet edip her an beni sorgulayacak az kalsın kimliğimi elimden alacak aynadan görüntüyü çaldım” demiştir. İlk oto portresini neşe içinde aşkı Alejandro’ya armağan eder. Oysa o, Alejandro için bir aşk olmaktan çoktan çıkmıştır.

 

Otobüs” tablosu da Frida’nın sanat hayatında ki en önemli dönüm noktasının da kendisi olmuştur aslında. “İki Frida” adlı tablosunda ise, sağlıklı ve hasta olan Frida’yı el ele resim etmiştir. “Kırık Sütun” adlı resminde çok uzun müddet takmak zorunda kaldığı metal korseyi, kırık omurgasını resim etmiştir. “Elbisem bu askıda asılı” adlı resminde Amerikan kültürünün öğelerini bir çöplük gibi üst üste yığmış “Kökler” ile Meksika tarihinin derinliklerine işaret etmişti…

 

1927 yılının sonuna doğru zorlukla yürümeye başlayan Frida, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakınlaşmaya başlamış ve Küba’lı önder Julio Antonio Mella ve önemli fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş olarak pek çok değişik dönem sanatçılarının davetlerine, sosyalistlerin tartışmalarına katılmaya başlamıştır. Kahlo, 1929’da Meksika Komünist Partisi’ne üye olarak politik tavrını ortaya koydu.

 

Hastalık sonrası devamlı olarak resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün “Meksikalı Michalangelo” olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera’yı görmeye ve resimleri hakkında fikrini sormaya gitmiş ve ilerde kariyer yapmak için yeterince iyi olup olmadıklarını sormuş, böylece ilerleyen bir arkadaş sahibi olmaya başlamışlardır.

 

Diego o sıralar 41 yaşında kültürel, fiziksel çekiciliği olmayan tombulca; patlak gözlü kalın dudaklı, bozuk dişleri olan kaba saba; ancak canlı, enerjik, hayattan zevk alan ve oldukça kültürlü, anlattıklarını dinleyen kitleyi mıknatıs gibi kendisine çeken tavırlarında her zaman aşırılık olan bir adamdı. Hatta ailesi evlenmelerini bir fille güvercinin evlenmelerine benzetmişlerdi.

 

21 Ağustos 1929 evlenen çift; Kasım sonunda Francisco’ya gittiler ve 3 ay sonra Frida hamile kaldı; ancak leğen kemiğinde doğuştan bir kusur bulunduğundan gebeliğini tamamlayan Frida ölesiye ağladı, inanılmaz bir depresyon geçirdi. Daha sonra yaptığı resimlerin pek çoğunda ise asla sahip olamadığı, ancak ölesiye arzuladığı bebeğini resim etti. Resimlerinde kanlı doğum ve ölümler, fetüsler, cesetler, vücutlardan ayrı organlar bulunmaktaydı. Üç hamilelik girişimi de başarısızlıkla sonuçlandığından Frida sürekli evcil hayvanlar besliyordu. Bunlarla ilgili iki portresi olarak ise 1941’de yaptığı “Ben ve Papağanlarım” ile 1943’te yapmış olduğu “Maymunlarla Otoportre “bulunmaktadır.

 

4 yıl kadar Amerika’da kalan çift Rivera’nın siparişlerinin bitimini beklemişlerdi. Meksika’ya döndüklerinde evlilikleri pek de iyi gitmeyen çiftin evinde kalan ve eşiyle yaşayan Troçki’nin Frida’nın hayatına girmesi de tam bu zamanlara denk geldi ve 1937- 1939 yılları arasında tutkulu bir ilişki yaşamışlardı. Rus devriminin önde gelen isimlerinden Lev Troçki, Rivera’nın Meksika Cumhurbaşkanından aldığı özel izin ile 1937’de Meksika’ya gelmiş ve Frida’nın evine yerleşmiştir.

 

1938 yazında Amerikalı aktör Edward G. Robinson, Kahlo’ nun dört tablosunu birden satın almış ve bu sanatçının ilk büyük satışı olmuştur. Birkaç ay sonra sonbahar da yirmi beş tablosunun sergileneceği sergiye katılmak için New York a hareket etmiştir. Louvre Müzesi de sanatçının “Çerçeve” adlı tablosunu satın almıştır.

 

Diego ise bu dönemde Frida’yı kardeşi dahil pek çok kişi ile aldatmış ve 1939 yılında evliliklerine olan inancını tamamen yitiren Frida ve Diego ayrılmışlardır. Frida ise hislerini bu şiir ile ifade etmiştir. Troçki’ye düzenlenen suikastın sonrasında suikastçı ressam Siqueiros’un onun arkadaşı olması nedeniyle sorgulanan Frida bir süre Meksika’dan ayrılmış ve o sırada San Fransisco’da bulunan eski eşi Rivera’nın yanına gitmiş ve tekrar 1940 yılında yeniden evlenip Frida’ nın çocukluğunun geçtiği Mavi Ev’e yerleşmişlerdir.

Frida Kahlo’dan Diago’ya şiir

Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,
kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile
düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını
ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini,
geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek
beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim
ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi,
çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.

 

Tüm dünya artık onları konuşmaktaydı. Kalın bitişik kaşları ve bıyıkları ile ortada dolaşan ve hatta bazen hem cinsleriyle birlikte olan çocuk felci nedeniyle bir bacağı diğerinden kısa ufacık bir kadın ve dev gibi çirkin bir adam… Frida Dego ile ilgili olarak hep şöyle der; Hayatta başıma iki korkunç kaza geldi, ilkinde bana bir otobüs çarptı, diğerinde Diego”…

 

1943’de La Esmeralda adlı bir sanat okulunda eğitmenliğe başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi on yıl boyunca sürdürmüştü; ancak artık Mexico City’e gidemediğinden, derslerini evinde veriyor ve onun öğrencilerine “Los Fridos” (Frida öğrencileri) deniliyordu.

 

Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, 47’nci doğum gününü kutladıktan sonra akciğer embolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; son tablosu; “Yaşasın Yaşam” insanın iştahını kabartan kıpkırmızı karpuzları resmettiği isimli bir natürmorttu yapmıştı. Ölümünden kısa bir süre önce yazdığı günlüğüne “Çıkış yolunun çok güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umarım” diye yazmıştır.

 

Cenazesi, yakıldı ve külleri, Mavi Ev’de muhafaza edildi. Ressamın 70 tablosundan 50’si bugün, büyük bir Kahlo fanatiği olan Madonna’nın koleksiyonunda bulunmaktadır. “Mavi Ev” ölümünden sonra 1955’te bir müze haline çevrilmiştir ve bugün hâlâ “Fridamani” olarak adlandırılan ressam, resim sanatının efsanevi isimlerinden biridir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir