obilir > Konular > Sağlık > Hastalıkla Mücadele > Saf Su: Hemodiyaliz Hastalarının Yaşam Kaynağı

Saf Su: Hemodiyaliz Hastalarının Yaşam Kaynağı

Günümüzde hemodiyaliz tedavisinde kullanılan sulardaki yabancı maddeler ve kirleticiler haftada üç kez hemodiyalize giren hastalarda olumsuz etkilere yol açarak tedavinin kalitesini düşürüyor…

Kronik HD  (Hemodiyaliz) hastalarının tedavisinde kullanılan diyaliz sıvısı (diyalizat) iki ana bileşenden oluşuyor: Konsantre Hemodiyaliz Çözeltisi (KHÇ) ve saf su (RO Su)  ters osmoz tekniği ile saflaştırılan yüksek kaliteli su.

 

Konsantre Hemodiyaliz Çözeltisi (KHÇ)

Konsantre hemodiyaliz çözeltileri nakliye ve depolama kolaylığı açısından yüksek yoğunluklu olarak hazırlanıyor. Yoğun hazırlanmış olan hemodiyaliz çözeltileri, diyaliz sırasında makine tarafından Saf Su (RO Su) ile belli oranda seyreltilerek kullanılıyor. Değişik formülasyonlarda çok sayıda hemodiyaliz çözeltisi formülü mevcuttur. Hemodiyaliz çözeltisinde sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, asetat, bikarbonat, klorür gibi iyonlar ve glukoz  bulunuyor. Konsantre hemodiyaliz çözeltileri saf su ile  seyreltildiğinde, içeriğindeki maddeler plazmada bulundukları değerlere indirilmiş ve diyalizat adıyla kullanıma hazır çözelti haline getirilmiş oluyor. Hastanın durumuna göre; diyaliz çözeltisindeki maddelerin ve miktarlarının değiştirilmesi gerekebiliyor.

 

Hemodiyalizde kullanılan su çok önemli

Gerek fabrikalarda üretilen konsantre hemodiyaliz çözeltilerinin gerekse hemodiyaliz kliniklerinde bunların seyreltilmesinde kullanılan saf suların belirli özellikler taşıması gerekiyor. Bu özellikler uluslararası referans kaynaklarda (Farmakopelerde) belirtiliyor. Bu kaynaklarda; sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, klorür, florür, nitrat, sülfat, aluminyum, amonyum, civa, çinko, ağır metaller için bulunabilecek maksimum miktarlar veriliyor. Bunların yanı sıra mikrobiyal bulaşıcı madde ve bakteriyal endotoksin açısından da sınırlar konuluyor.İlk hemodiyaliz uygulamalarında, diyalizde kullanılan suyun saflığı temel bir etken değildi. Hemodiyalizde kullanılan sulardaki bakteri, endotoksin, kloramin, pestisit ve normalden yüksek miktarda bulunabilecek diğer maddelerin hastada reaksiyonlar (Ateş, halsizlik, titreme vs) gösterdiği görülüyor. Geçen zaman içinde diyalize giren hastalarda görülen birçok rahatsızlığın, tedavi esnasında maruz kalınan yetersiz safiyetteki  sudan kaynaklandığı açığa çıkıyor.

 

Suyun saflığı bilinmeli

Normal bir insan için haftada yaklaşık 14 litre su içilmesi öngörülüyor. Haftada 14 litre civarında alınan içme suyundaki kirleticiler, sindirim sistemi yoluyla bu suyu içen kişinin kanına geçiyor. Sağlıklı bir kişinin içtiği sudaki toksik maddeler böbrek fonksiyonları ile vücudundan dışarı atılıyor. Buna karşılık hemodiyaliz tedavisindeki bir hasta, haftada üç defa girdiği dört saatlik seans ile yaklaşık 360 litre suya maruz kalıyor. Buradaki önemli husus; bu kadar çok miktarda maruz kalınan suyun içindeki bulaşıcı maddelerin yarı geçirgen olarak tasarlanmış diyaliz membranlarından hasta kanına kolayca ve çok miktarda geçebileceğidir. Dolayısıyla diyalizde kullanılan suyun saflığı bilinmeli ve rutin kontrolleri hem mikrobiyolojik hem de kimyasal standartlar bakımından çok sıkı bir şekilde takip edilmelidir.


Hemodiyalizde kullanılan su sistemleri

Bugünkü modern diyaliz kliniklerinde saf su elde etmek için kullanılan ham su, belediyelerin şehir şebeke suyu, yani çeşme suyudur.  İnsanlar tarafından içilebilir kalitedeki  çeşme suyu, hemodiyaliz tedavisi bakımından ham su olarak kabul ediliyor. Bu suyun hemodiyaliz hastalarında kullanılabilmesi için; ihtiyaca göre özel olarak tasarlanmış su arıtma sistemleri ile çok saf hale getirilmesi şarttır.

Su sistemleri temel olarak üç kademeden oluşuyor:

  • Ön arıtma kademesi: Kum filtreler,  yumuşatıcılar, aktif karbon filtreler ve mikro filtrelerden oluşuyor.
  • Ters osmoz (Ro) saflaştırma kademesi: Bu kademede bir ya da iki ters osmoz cihazı bulunuyor.
  • Son saflaştırma kademesi: Bu kademede diyaliz suyunun nihai saflaştırması yapılıyor. Su tankları, mikron seviyesinin altındaki filtreler, mor ötesi (UV) ışınımla arıtım ve ultrafiltrasyon  basamakları yer alıyor.

Ön arıtım kademesindeki granül aktif karbon filtre ile partikül filtrasyonunun yanı sıra yumuşatma işlemlerinden sonra ham suyun içinde kalan klor bakiyesi ve diğer bakteriyal maddeler  aktif karbonun gözenekli yüzey yapısı üzerinde tutuluyor.

RO saflaştırma kademesinde kullanılan ters osmoz tekniği (RO – Revers Osmoz); moleküler eleme  şeklinde, iyonik boyut  tasnifi yapan bir membran filtrasyon işlemidir.

 

RO su sistemindeki  güçlü bir pompa tarafından basınçlandırılmış suyun yarı geçirgen bir zar ile (membran filtre) karşılaşması durumunda, membran filtre moleküler ağırlığı 100 daltonun üzerinde olan bütün organik kirleticileri geriye doğru itiyor ve membran filtreden geçişlerine izin verilmiyor. Geriye doğru itilen bu moleküller RO su sisteminin atık kısmından atılıyor. Dolayısıyla ön arıtımdan geçirilmiş bir ham su daha sonra RO filtrasyona tabi tutularak diyalizde kullanılabilecek safiyete çıkarılıyor. Ters osmoz tekniği ile ham suda bulunan kirleticilerin yüzde 90’dan fazlası uzaklaştırılabiliyor. Diyaliz kliniklerinde kullanılan ham su ne kadar yüksek kalitede ise RO su sisteminden elde edilen saf su kalitesi de o kadar yüksek olacaktır.

Özetle, bir RO su sisteminden ham suda bulunabilecek şu maddeleri temizlemesi bekleniyor: Suya kötü tat/koku veren ve suyun rengini değiştiren organik bileşikler, virüsler, bakteriler pirojenler ve diğer mikrobik maddeler, pestisitler, çözünür  inorganik bileşikler, çözünmeyen partiküller, ağır metaller ve iz elementler, kalsiyum, sodyum, magnezyum ve alüminyum…

 

Hemodiyalizde kullanılan saf su dağıtım sistemleri

Hemodiyaliz kliniklerinde su sistemi tarafından üretilen saf su, tesisat ve borularla diyaliz makinelerine dağıtılır. Saf su dağıtım hatlarının her türlü bulaşmayı önleyecek ve kolayca dezenfekte edilebilecek yapıda olması şarttır. Tesisatın mümkün olduğunca düz bir hat olacak şekilde ve belli bir hızda sürekli su sirkülasyonu sağlayacak yapıda tasarlanması gerekiyor. Saf su doğrudan dolaşım hattına verilmiyor ve saf su deposu kullanılıyor ise, bakteriyal  büyümeye karşı hat üzerinde UV ışıma (mor ötesi dalgalar) ve/veya endoktoksin filtreleri gereklidir. Saf su doğrudan dağıtım hattına verildiğinde, hat üzerinde UV ışıma (mor ötesi dalgalar) veya endotoksin filtreleri şart değildir.

 

Saf suyun kalite kontrolleri

Hemodiyaliz hastalarının iyi ve konforlu bir şekilde tedavi edilebilmesi için uygulamada ulusal ve ulusalararası standartlara uyulması şarttır. Halen yurdumuzdaki diyaliz kliniklerinde  Avrupa Farmakopesindeki standarlara uygun saf su kullanılıyor. Fresenius’un Ankara Kazan’da bulunan üretim tesislerindeki ileri teknolojili ve uluslararası geçerliliğe sahip akredite kalite kontrol laboratuvarında, hemodiyalizde kullanılan saf su analizleri uluslararası kriterlere uygun olarak yapılıyor.

 

Bu makale, FMC Türkiye Üretim Tesisleri Mesul Müdürü Uzman Eczacı Elif Cebeci  tarafından, Fresenius Medical Care Türkiye’nin yayınladığı “Yaşam Işığı” dergisi için kaleme alınmış, FMC Türkiye Kurumsal İletişim Departmanı tarafından “makalemarketi”nde yayınlanmak üzere paylaşılmıştır.

FRESENIUS MEDICAL CARE, TÜRKİYE Böbrek yetersizliği hastalarının tedavileri alanında faaliyetlerini sürdüren 3 farklı şirketinin çatısı altındaki 50 diyaliz kliniği, 2 üretim tesisi, 7 ecza deposu, satış, bayi, teknik servis ağı ve 2000’e yakın çalışanı ile ülke çapında yaklaşık 30 yıldır faaliyet göstermektedir. Fresenius Medicale Care kurumsal web sitesi içerisinde size en yakın diyaliz kliniklerini bulabilir, soru ve sorunlarınız için uzman desteği alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir