obilir > Konular > Kültür ve Sanat > Edebiyat (Kültür) > Pamuk Prenses’in Saklı Hüznü

Pamuk Prenses’in Saklı Hüznü

Pamuk Prenses mutlu biten bir hikaye, ama mutlu başlamıyor, hiç dikkat ettiniz mi? Bu masalı çok kez dinledik, çocuklara ne mesaj verdiğimizi hiç fark etmeden anlattık çok defa. Belki de çocukluğumuza gidince en net hatırladığımız şey bu masaldır. Hiçbirimizin mutluluğu seçme şansı yok belki ama çocuklarımıza anlatacağımız hikayeleri seçme şansımız var. Mutlu başlasın ve mutlu bitsin her hikaye, ağacın baharda filizlenen dallarını, mutluluk tablosunun içinde aramayalım, bakar bakmaz görüverelim, tablodan fışkırsın tüm dallar…

 

Oğluma, ‘Pamuk Prenses’ masalını anlatırken, yüzündeki ifadenin değiştiğini, gözlerinin kısıldığını, dudaklarının büzüldüğünü fark ettim. Çünkü bu hikayenin en başında hüzün var, ölüm var. Neden kendime anlatmadan ona anlattım diye sorguluyorum kendimi oğlumun tepkisine karşılık…

Pamuk Prenses mutlu biten bir hikaye, ama mutlu başlamıyor, hiç dikkat ettiniz mi? Bu masalı çok kez dinledik, çocuklara ne mesaj verdiğimizi hiç fark etmeden anlattık çok defa. Belki de çocukluğumuza gidince en net hatırladığımız şey bu masaldır.

Hayatımızın içindeydi bu masal, en güzel kıyafetlerimizi giyindiğimizde, biz kızlar, kendimizi pamuk prensesle özdeşleştirirdik, beyaz atlı prensimizin bizi beklediğini düşünürdük bir yerlerde. Kötü insanların da olduğunu öğretti hayat bize. Bu düşüncelerin özünde hep bu masal vardı.

Bu masal, ben anne olduktan sonra ışıltısını yitirdi, sebep; anne olmam. Sebep; oğluma anlatmaya başladığım zaman, ‘pamuk prensesin annesi ölmüş, kral başka bir kadınla evlenmiş’ cümlelerinin 4 yaşındaki bir çocuk tarafından tepkili karşılanması. Bunu söylediğim anda, oğlumun ‘Neden‘ demesi ağlamaklı bir sesle, büzük dudakla, kısık gözlerle…

Neden biz hep sonlarla ilgilendik?
Hep kendimizi sonlarda bulduk, hep sonlara yaklaştırdık yaşantılarımızı;

Ya başlar, en başlar?
Pamuk Prenses, başında mutlu muydu, hiç mutlu olmuş muydu? Bebekken annesi ölmüştü, annesini tanımamıştı, bir kötü kraliçe vardı onu öldürmeye çalışan ve babasının karısıydı bu kötü kadın. Pamuk prensesin ruhu pamuktan olmalıydı, öyle olmalıydı, babasının mutluluğu içindi belki itirazsız çekip gidişi, avcının ölmemesi içindi belki kadere boyun eğişi…

Bizim çocuklarımız mı bizim gibi değil, yoksa biz mi o dönemleri hatırlamıyoruz? Yoksa biz de mi o dönemde başlarla ilgileniyorduk? Tartışılır! Tartışılmayan bir gerçek var ki, en başlardaki hüzün ağacını hep en sonda yaşanan bir mutluluk tablosunun arasına gizlemişiz. Küçücük yaşlarımızda, en sonunda mutlu olmaktır önemli olan mesajını vermişler bize. Atalarımız bile ‘son gülen iyi güler’ demiş.

Hiçbirimizin mutluluğu seçme şansı yok belki ama çocuklarımıza anlatacağımız hikayeleri seçme şansımız var. Mutlu başlasın ve mutlu bitsin her hikaye, ağacın baharda filizlenen dallarını, mutluluk tablosunun içinde aramayalım, bakar bakmaz görüverelim, tablodan fışkırsın tüm dallar.

Çocuklarımız, dinlerken mutlu olsunlar, hem başında, hem sonunda. Kahkahaları çınlasın bol bol.

Yaşam, hüzün ağaçlarını serpiştirecek bir gün gelince mutluluk tablosunun arasına, belki gizleyecek, belki de fışkıracak kuru yapraklı dallar tablodan… Masallarda, saklı olan hüzündür, ama gerçek hayatta mutluluktur saklı olan…

bayanmisi.blogspot.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir