obilir > Konular > Seyahat / Tatil > Hafta Sonu Kaçamakları > Hafta Sonu Tatili: Özgür Bırakın Ruhunuzu Doğaya

Hafta Sonu Tatili: Özgür Bırakın Ruhunuzu Doğaya

Yapabilirseniz şayet bütün sorunlarınızı geride bırakıp alın başınızı gidin bir hafta sonu, bir tatil günü şehir gürültüsü olmayan bir yere. Bir orman mı olur, bir göl kenarı mı, dalgaların nazlı nazlı kıyıya vurduğu bir sahil mi, zirvesini bulutların yalayıp geçtiği bir dağ eteği mi, ya da keyfinize göre bir vadi, bir ova, bir kırsal fark etmez…

 

Özgür Bırakın Kendinizi Doğaya

Yapabilirseniz şayet bütün sorunlarınızı geride bırakıp alın başınızı gidin bir hafta sonu, bir tatil günü şehir gürültüsü olmayan bir yere. Bir orman mı olur, bir göl kenarı mı, dalgaların nazlı nazlı kıyıya vurduğu bir sahil mi, zirvesini bulutların yalayıp geçtiği bir dağ eteği mi, ya da keyfinize göre bir vadi, bir ova, bir kırsal fark etmez. Yeter ki doğal, şehirden uzak, kendi iç sesinizi duyacak kadar az gürültülü bir yer olsun.

 

Ağaçlardan gelen kuş sesleri varsa onu gürültüden saymayın. O sesler doğanın  müziğidir. Hafif bir yel eser, yapraklar hışırdarsa onu da orkestranın üflemeli çalgılarının  sesi olarak düşünün. Arka dekorda güneş varsa ne ala, yoksa mavi gök yüzünde beyaz, gri, füme bulutların peş peşe süzülüşünü izleyin. Biraz sonra güneş bütün ihtişamıyla çıkıp bütün renkleri anında değiştirip bambaşka bir manzara sunar. Önüne gelen her bulutla renkler tekrar değişir, görülebilen her şey yeniden başka bir tabloya dönüşür.

 

Müzelerde, resim sergilerinde önünde durarak izlediğiniz tabloları doğa her an, her saniye biteviye yapar.Kimi zaman bulutların, dağların, ağaçların şavkı durgun su yüzüne vurur. Aynı manzaranın baş aşağı halini bir de bu tuvalde görürsünüz.

 

Siz konum değiştirdikçe, kafanızı sağa sola, yukarı aşağı çevirdikçe tablo büyüdükçe büyür. Sizi iyice içine alır. Hemen mest olmayın. Göreceğiniz hepsi birbirinden güzel daha çok tablo var. Üstelik bu tablodaki her şey essah, her şey hareketli ve her şey canlıdır. Tablodan çok bir film, üç boyutlu bir video görüntüsü gibidir.

 

Mevsim sonbaharsa gök yüzünde göçmen kuşları görebilirsiniz. Daha gidilecek çok uzun yolları olsa da menzillerine ulaşmak için öylesine güçlü bir arzu duyarlar ki ne pahasına olursa olsun bu yolculuk sürer  ve o iklime, o mutlu yaşama ulaşırlar. Gördükleriniz  bir simülasyon değil. Fonda duyduğunuz sesler de doğanın icra ettiği  bir doğaçlamadır. Hiç bir ses duymasanız bile bu sessizlik içinde sizin duyamayacağınız ama diğer canlıların duyduğu  gizli notalar, gizli sesler vardır.

 

Doğaya şartsız,ön yargısız teslim olursanız, onun kucağında bir hamakta sallanırken  ve bir masal aleminde yaşarken  bulursunuz kendinizi . Gözleriniz ufku tararken, derin hülyalara dalar, derininizde bir yolculuğa çıkar, diyar diyar gezersiniz. İçinizdeki o bir türlü dolduramadığınız boşluğu güzel bir rüya ile unutur gidersiniz.. Yoruldukça bir ağaç gölgesinde dinlenir, susadıkça şırıl şırıl akan derelerden soğuk sular içersiniz.

 

Göz kapaklarınıza bir ağırlık çöker  ve kapanmaya başlarsa doğa üzerinize tüy hafifliğinde meltemden, imbattan, lodostan, poyrazdan veya karayelden bir yorgan örter. Hafif bir yağmur çiseler. Hemen şikayet etmeyin çünkü o bütün marifetlerini size göstermeye ve sizi meftun etmeye karar vermiştir. Bir iki damlasının kirpiklerinizi ıslatmasına izin verin. Nasıl olsa birazdan yine güneş görünecek, ardından buhurdanlıktan çıkar gibi güzel bir koku topraktan etrafa yayılacaktır.

 

Bu yıkanmışlık, bu temizlik bütün otların, çiçeklerin, ağaçların minnet duygularını göstermesine vesile olur.

Kimi renklerinin güzelliğini sunmaya, kimi kokularını saçmaya, kimi endamını cömertçe sergilemeye başlar.

Şayet mevsim kışın sonu ve bahar kapıdaysa kar altında, bıngıl bıngıl kabarmış toprağın bağrından kardelenler boy verir.

 

Bir bebek masumiyetiyle size gülümserler. Baharın habercisi bu küçük, yerden bitmeleri gördüğünüzde içinize bir ferahlık, bir umut yayılır. Bu görüntüleri titrek bacakları ile annesinin peşinden koşan beyaz kuzular izler. Mis gibi süt kokan bu kuzuların melemelerini onları korumayı koşulsuz kabullenmiş Karabaşların sesi bastırır. Bu fedakar bekçinin havlaması çok güzel olmasa da  kuzular onlar sayesinde kendilerini güvende hissederler.

 

Güneş akşama doğru dağların tepesine yaklaştıkça gök yüzü pembeleşmeye, ardından kızarmaya  başlar. Manzara bu kez tamamen başka bir hal alır, renkler koyulaşıp, gölgeler büyür, üçüncü boyut yerini yavaş yavaş bir sis perdesine bırakarak iki boyutluluğa geçer. Uzaklarda görülen tepeler kızıl kahverengi, siyah siluetlere dönüşür.

 

Çevremizde bu olağanüstü güzellikler dururken biz bunlardan habersiz kafamızı bir kere bile kaldırıp gök yüzüne bakmadan şehrin canhıraş gürültüsü içinde yaşamayı sürdürürüz. Zihnimiz çeşitli düşünceler ve eylemlerle doludur. Ne mevsimlerin gelişini, ne de bitip başka bir mevsime geçişini fark edemeyiz. Arada bir yakaladığımız tatillerde de şehirdeki alışkanlıklarımızı tekrarlarız.

 

Bütün hafta kapalı mekanlarda, doğadan kopuk yaşadığımız yetmezmiş gibi hafta sonu da alışveriş merkezlerine veya başka kapalı mekanlara  gideriz. Sanki gök yüzünü görmemeye ahdetmiş, elimizi toprağa değdirmeye yemin etmiş gibi bir kapalı mekandan diğerine gider, geliriz.. Doğadan koptukça şehrin esiri oluruz.

 

Bilim adamları metropol yaşamının insan doğasına aykırı olduğunu değişik deneylerle kanıtlayarak, şehir gürültüsünün ve yarattığı stresin insan zekasını azalttığını, bu azalmadan dolayı davranışlarının değiştiğini, olayları kavrama ve yorumlamada sıkıntı yaşadıklarını tespit etmişler. Doğanın olağanüstü sağaltıcı gücünden arada bir de olsa yararlanmak insana  iyi gelir. Doğadan ve onun nimetlerinden keyif almanın yolu, onu ön fikirsiz, ön koşulsuz ve bir çıkar ummadan, ince ince, uzun uzun gözlemlemekten geçer. Eğer gözlemlemeyi seviyorsanız doğa size uçsuz bucaksız bir vaha sunar. Bu kadar çok seçeneğin olduğu insan yapımı  bir yer bulmak mümkün değildir.

 

Sadece karıncaların hareketlerini bile gözlemleyerek bile zaman geçirebilirsiniz.

Yıllar yıllar önce bir karınca sürüsünü izlerken çok ilginç bir şey gözlemledim. Her zamanki gibi haldır haldır çalışan bir sürüydü.Yuvalarına taze yaprak vs gibi yiyecek taşıyorlardı. Yollarının üstünde onların taşıma işini zorlaştıran bir sürü engel vardı. Ne hikmetse bu engellerin hepsini geçip yüklerini yuvaya kadar taşıyorlardı. İzlediğim sürece engellerden yılıp vazgeçenini görmedim. Sırf oyunlarını bozmak için bir yaprak kırıntısını çenesiyle kıstırıp, sırtlamış götüren birinin önüne uzunca bir dal parçası koydum. Yükü ile dal parçasının üstünden geçmeyi denedi, başaramadı. Yaprağı aşağıda bırakıp dalın üstüne çıktı, iyice eğilip çenesiyle almaya çalıştı ama yetişemedi. Bunun üzerine yükü orada bırakıp uzaklaştı. Onların oyununu bozduğuma sevinirken başka bir karınca çıkageldi .Biri yaprak parçasını çenesiyle yukarı kaldırdı, diğeri dalın üstüne çıktı, kaldırılan yükü çenesiyle aldı ve dengesi bozulup dalın öteki yanına düştü. Kalktı, yükünü aldı ve yoluna devam etti.

 

Sanki karınca ‘şartlar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın pes etmeyeceksin’ der gibiydi.

 

Doğada mucize bitmez. Biri bitse bile diğeri başlar. Her an, her dakika şaşırabilirsiniz.

Aynı et parçasını gözüne kestirmiş bir karga ile köpeğin komik mücadelesini gördükten sonra doğanın insanı güldürebileceğini bile düşünebiliyorum. Oturduğum yerden onları izlerken sahnede bir komedi olduğunun farkında değildim. Köpek dört ayağı üzerine oturmuş iştahla yemeğini yerken birden kara karganın hışımlı saldırısına uğradı .Köpek ilk anda neye uğradığını şaşırarak eti bırakıp birkaç adım geri çekildi. Karga bu kısa şaşkınlıktan istifadeyle eti gagasıyla alıp güçlü kanat hareketiyle havalanmak isterken şaşkınlığını üstünden atan köpeğin karşı saldırısına maruz kaldı. Karga eti gagasıyla tam kıstıramamış olsa gerek eti gagasından düşürdü. Bu hırsızlığı karganın yanına bırakmamakta kararlı olan köpek koşup eti aldı. Etin tadı damağında kalan karga köpeğin etrafında tehditkar daireler çizerek tur atmaya başladı. Köpek yemesini hızlandırarak karganın efelenmelerini sonuçsuz bıraktı.

 

Köpek bu çalımlara pabuç bırakmayacak kadar kendine güveniyordu ama bir yandan da aynı hatayı tekrarlamak istemiyor, kargayı yan gözle izleyip, göz hapsinde tutuyordu. İri yarı ve atak bir köpekti. Karga boyundan büyük bir işe kalkıştığının farkında gibiydi. Köpek temkini elden bırakmadan yemeğini bitirdi ve sakin sakin yürüyerek oradan uzaklaştı. Karga belki bir şeyler kalmıştır diyerek etin olduğu yere gitti ama köpek her şeyi çoktan silip süpürmüştü. Karga umudunu yitirince uçarak oradan uzaklaştı.

 

Yazar Hakkında

www.optiktunali.com.tr web sitesinde optik, göz ve görme konusunda çok değerli bilgiler yer almaktadır. Ayrıca www.optiktunali.com online satış mağazasını gezmenizi tavsiye ederiz.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Rezervasyon Siteleri İndirim Kuponları

İlginizi Çekebilir

Kış Oteli Budapeşte

Kış Tatilinde Gezilecek Avrupa Şehirleri

Tatil denince akla yaz mevsimi gelir gibi bir düşünce mevcut. Halbuki bazı şehirler kış sezonunda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir