obilir > Konular > Kültür ve Sanat > Mimarlık > Özbekistan’da Coğrafi Şartların Mimariye Etkisi

Özbekistan’da Coğrafi Şartların Mimariye Etkisi

Özbekistan’da coğrafi şartların mimari üzerindeki etkisi, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi önemli boyuttadır. Ancak bununla birlikte tarihten gelen önemli mirasların üzerinde farklı kavimlerin izleri görülür. Temelde insanların yaşayışları için uygun coğrafi şartlara sahip olan Özbekistan’da bu bakımdan büyük bir çeşitlilik söz konusudur…

 

Özbekistan’da coğrafi şartların mimari üzerindeki etkisi, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi önemli boyuttadır. Ancak bununla birlikte tarihten gelen önemli mirasların üzerinde farklı kavimlerin izleri görülür. Temelde insanların yaşayışları için uygun coğrafi şartlara sahip olan Özbekistan’da bu bakımdan büyük bir çeşitlilik söz konusudur.

 

Özbekistan’ın Coğrafi Özellikleri

Özbekistan Orta Asya’da Amuderya ve Sirderya nehirleri arasında yer alan önemli bir Türk ülkesidir. Kuzey ve kuzeybatısında Kazakistan, güneybatısında Türkmenistan, güneydoğusunda Afganistan ve Tacikistan, kuzeydoğusunda da Kırgızistan ile komşu olan ülke, 1991 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Özbekistan coğrafi olarak 5 bölgeden meydana gelmekte olup, ülkenin doğusunda 3 tarafı dağlarla çevrili, Orta Asya’nın en geniş ve verimli topraklarına sahip olan ve ortasında Sirderya nehrinin aktığı Fergana Havzası yer almaktadır. Ülkenin genel arazi yapısı bozkırlardan oluşmakla birlikte, yer yer çöller, akarsu kıyılarında çayırlar ve dağ eteklerinde ormanlar göze çarpmaktadır. Bu nedenle Özbekistan’da tek bir arazi yapısından söz edilemez. Özbekistan’da coğrafi özelliklerin farklılık göstermesi, birçok alanda olduğu gibi kültürel ve sanatsal alanlarda da farklılığa neden olmakta ve bu husus ülkenin genel mimarisinde göze çarpmaktadır.

 

Özbekistan Coğrafi Şartların Mimari Üzerindeki Etkisi

Özbekistan’da coğrafi şartların mimari üzerindeki etkisi, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi önemli boyuttadır. Ancak bununla birlikte tarihten gelen önemli mirasların üzerinde farklı kavimlerin izleri görülür. Temelde insanların yaşayışları için uygun coğrafi şartlara sahip olan Özbekistan’da bu bakımdan büyük bir çeşitlilik söz konusudur. Tarihe bir göz attığımızda 700 yıl arayla biri Moğol istilası, diğeri de 8 şiddetinde büyük bir deprem olmak üzere iki büyük felaket yaşayan Özbekistan, bugün 2500’ün üzerinde ayakta duran eser ve yapıtıyla büyük bir hazineye sahiptir.

 

Türk mimarisinin ve kültürünün köklerini taşıyan Orta Asya’da en dikkat çekici bölgeler Özbekistan’da yer almaktadır. Bunun en büyük nedeni, dünya kültür mozaiğinin en önemli örneği olan İpek Yolu’nun bu ülkede önemli bir yere sahip olmasıdır. Zira İpek Yolu’nun önemli kentlerinden biri olan Semerkand, Doğu İslam Medeniyeti’nin başlangıcı sayılmaktadır. Tarih boyunca önemli bir konuma sahip olan Buhara, Hokand, Taşkent gibi şehirlerde de önemli mimari eserler yer almaktadır. Günümüzde, yaratılan çevreye o toplumun kimliğinin kaynağı olarak bakmak ve kentlerin, toplumun güçlü bir simgesi olduğunu kabul etmek gerekir. Bu hususta çeşitli mimari eserlere sahip olan Özbekistan önemli bir örnek teşkil etmektedir.

 

Özbekistan topraklarının orta bölümünde Kızılkum Çölü yer aldığından burada yerleşim yerleri yok denecek kadar azdır. Bu nedenle mimari daha çok ülkenin güney ve doğusunda yer alan kalabalık şehirlerde gelişmiştir. Semerkand, Özbekistan’ın ve dünyanın en eski şehirlerinden birisidir. Kuruluşu milattan önce 400 yılına kadar iner. Şehrin ilk ismi Marakanda olup daha sonra Afroyisab adını almıştır. Semerkand tarihi Sagd kavminin ve Timur imparatorluğunun başkenti olmuştur. Semerkand, Zerefşan ırmağının aşağı çığırına birkaç km. uzaklıkta, deniz seviyesinden 320 m. yükseklikte, büyük bölümü lös toprakları üzerine kurulmuştur.

 

Kentin mimarisinde kullanılan malzemelerde arazi yapısına uygunluk göze çarpmaktadır. Özbekistan toprakları üzerinde mimari bakımdan önem taşıyan birçok kervansaray vardır. Ancak ülkede mimari denince akla ilk gelen isim Semerkand’da yer alan Registan Meydanı (Kum Meydanı)’dır. Semerkand’ın merkezi olan Registan Meydanı 3 medreseden oluşmaktadır. Bu medreseler, 15’inci yüzyılda inşa edilen Uluğ Bey Medresesi, 17’inci yüzyılda inşa edilen Şer Dor ve yine aynı yüzyılda inşa edilen Tilla Kari medreseleridir. Şer Dor medresesi üzerinde yer alan aslan ve güneş motifleri, önemli sanatsal değerlerdir.Özbekistan’da medreseler, türbeler, külliyeler ve camiler oldukça fazladır. Gur Emir Medresesi de bunlardan biridir.

 

Gur Emir Medresesi’nde yer alan Timur’un türbesinde altın yaldızlı mavi kubbe, önemli bir mimari değerdir. Semerkand şehri 1964 yılında büyük bir su baskınına uğramış ve baskında çok sayıda bina yıkılmıştır. Yıkılan şehir yeniden günümüz mimarisine uygun bir şekilde inşa edilmiştir. Bu nedenle tarihi yapılar dışında tarihi yapılar dışında 1964 yılının öncesine dayanan yapılar fazla değildir. Taşkent’te yer alan Barak Han medresesi İslam motiflerini iyi yansıtan bir eserdir

 

.Aynı zamanda Barak Han Medresesi, mimari açıdan zengin bir yapıttır. Medresenin turkuaz renkli kubbesi üzerinde yer alan işlemeler, o bölgenin kültürü hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. M.S. 1’inci yüzyılda kurulduğu tahmin edilen Buhara şehri, Zerefşan Irmağı’nın Kızılkum Çölü’nde kaybolduğu konumda yer almaktadır. Buhara şehri Orta Asya’da Semerkand ile birlikte önemli bir kültür, sanat ve ticaret merkezi olmuştur. Birçok uygarlığın himayesi altına giren şehir, zaman zaman çeşitli yıkımlara da maruz kalmıştır. Buhara’da genel olarak şehir mimarisinde göze çarpan husus, düz damlı kerpiç evlerdir. Özbekistan toprakları içinde tarihi değeri büyük olan Buhara’da önemli mimari eserler mevcuttur. Bunlar arasında Buhara Kalesi, Miri Arap Medresesi, Samanid Mozolesi gösterilebilir.

 

Miri Arap Medresesi, çevresi parka taşlarıyla süslenmiş geniş bir avlu içinde, 288 kubbeyle örtülü birkaç katlı galerilerle dikkat çekmektedir. Sonuç olarak Özbekistan’da yer alan yapıların tamamına yakını, bölgenin coğrafi özelliklerine uyumluluk göstermekte ve mimari özelikleri de o bölgenin kültürünü yansıtmaktadır. Buna tarihin akışı içinde hakimiyet kuran çeşitli uygarlıklar da eklenince zengin bir kültür ortaya çıkmaktadır. Özbekistan’da yer alan eserler bugün dünya kültür mirasını için önemli eserler olmakla birlikte, Doğu ile Batı arasında bir köprü vazifesi de görmektedir.

Kaynakça:
KARADAŞ, Celalettin, “İpek Yolu’nda Taşkent, Semerkand, Buhara”, “Konferans”, 2008, Erzurum.ÖZEY, Ramazan, “Türk Dünyası Coğrafyası”, Aktif Yayınları, s.201, 2006, İstanbul.ŞEKERCİOĞLU, Keçeci, Gökçe, “Art, Design and Aesthetic in the Urban City”, “Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yazıları 15”, s.78, 2006, Ankara.YİĞİT, Ali, “Türk Ülkeleri ve Türklerin Yaşadıkları Bölgelerin Coğrafyası”, TİSAV Yayınları, s.85, 2000, Elazığ.

Yararlanılan Başlıca Web Adresleri: http://www.bura.org.tr http//www.insel.heim.at http://www-staff.lboro.ac.uk/

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir