obilir > Konular > Kişisel Gelişim > İç Huzur ve Mutluluk > Mutlu Olmak ve Mutlu Bir Hayat Sürmek İçin Ne Yapmalı?

Mutlu Olmak ve Mutlu Bir Hayat Sürmek İçin Ne Yapmalı?

Hayat anların bütünüdür. Yani yaşantınız anlardan oluşur. Bu nedenle sürekli mutluluk, sürekli mutsuzluk, sürekli şans ya da sürekli şanssızlık diye uzayıp giden bir süreklilik hali yoktur. Sürekli olan tek şey anların bütünlüğüdür. Eğer hayatınızı güzellikler içinde yaşamak istiyorsanız anları okumaya başlamanız gerekiyor. Evet, yanlış duymadığınız hayatınızın anlarını okuyun.

Yaşantınız içinde hangi duyguları yaşamak istiyorsanız o anları yaşatın. Ve hayatınızda hangi duyguları yaşamak istemiyorsanız o anları unutmakla başlayın anları okumaya. Anları okumak demek, hayatınızı oluşturan anları ve anıları anlamaya başlamak demektir. An değişkendir. Dolayısıyla anlar içindeki duygular ve düşünceler de değişkendir. Değişimin bu denli esas olduğu anlar içinde size sürekli mutsuzluk yaşatan olumsuz anları hatırlama çabası ise bu değişime karşı durmak demektir. Öyleyse değişimi kabullenmeli ve yaşanacak anların kalitesini kendimiz belirlemeliyiz.

Çevremizde iletişim kurduğumuz kişilerin başlıca söylemlerine baktığımızda herkesin huzuru, mutluluğu aradığını görürüz. Oysaki her iki bireyden biri geçmişte yaşadıkları olumsuzlukları, mutsuzlukları, evlilik, aile ya da iş hayatındaki sorunlardan yakınır. Ve bulamadığı huzuru, mutluluğu bu geçmiş anlardaki olumsuzluklar içinde aramaya çalışır. Yani bahaneler üretir ve yaşayamadıklarını yaşadığı olumsuzluklara bağlama eğilimi gösterir. Evliliğindeki huzursuzluğun kaynağı eşidir, hayatındaki mutsuzluğun nedeni gerçekleştiremediği hayalleridir. İşte tam da bu düşüncelerin başladığı noktada bırakır insan anları okumayı… Tüme varım yöntemi ile geliştirdiği kaygı hali sadece bugününü değil geleceğini de yok etmeye başlar.

İnsan anları okumayı bırakıp da bütüne varmaya çalıştığı andan itibaren gelecek o kişi için belirsizleşmeye başlar. Zaman akmaktadır. Ve geçmişe yönelik güzel anların bugüne olan yansımaları silinir dolayısıyla da gelecek endişe ve korku dolu bir bekleyişe terk edilir.

Peki, ne yapmalıyız?

Yazımın başında anları okumaktan söz etmiştim. Sizi üzen, mutsuz eden anları okumakla başlayın işe… Ardından kaygı duymanıza neden olan anları da etüt edin. Bu kolay bir süreç değildir. Ve zaman alır. Sabırlı olun ve tek tek beyninizin kıvrımları içinden bu kötü, olumsuz anları temizlemeye başlayın. Her sildiğiniz kötü anın yerine iyi bir anınızı yerleştirin. Sizi mutlu eden, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan düşünceleri daha sık tekrarlayın.

Mevlana, ölümsüz eseri Mesnevi’de “Ey kardeş! Sen ancak bir düşünceden ibaretsin. Ondan başka neyin varsa, kemiktir, ettir. Eğer düşüncen, manevi varlığın gül ise, sen de gül bahçesisin; diken isen küllüğe atılacak odun gibisin” der. Kötü düşüncelere neden olan anları zihninizden tek tek kazıyın.

Mutlu anlarınızın sayısını çoğaltmaya çalışın. Mutlu olduğunuz anları tekrarlamak, o anların yeniden canlanmasına ve zamanla yerine yeni mutlu anlar eklemenize yardımcı olacaktır.

Kendinizi sevin ve bunu kendinize söyleyin. Zaman zaman aynaya baktığımızda kötü olan değişimleri gözlemleme yanılgısına düşeriz. Çıkan bir sivilce, renk değiştiren saç telleri, kırışıklıklar, sarkmalar… Bunlar hayat yolculuğu içinde teslimiyet göstermemiz gereken değişimlerdir. Bu değişimlere bakarak üzüntü duymak yerine, görebilen gözleri sevmek, duyan kulakları sevmek, ellerini, ayaklarını sevmek her şeyden önemlisi sağlığını sevmekle başlamalı insan güne. Bunlar için teşekkür edin. Bunlara iyi baktığınız için bir teşekkür de kendinize edin.

Yine Mevlana’nın sevdiğim bir sözünü paylaşmak istiyorum. Gamlı yoldaşlarla oturma dedim sana! Sakın hoş meşrepli neşeli dostların yanından ayrılma. Bağa geldiğin zaman dikenlik tarafına gitme. Gülden, yaseminden, sarmaşık gülden başkasıyla ilgilenme. Yani güzel anları ortaya çıkarmak için hayata güzel bakan kişilerle diyalog halinde olun. Size zihninizden silmeye çalıştığınız kötü anları anımsatan ya da size sürekli kendi hayatındaki olumsuzlukları aktaran kişilerle değil…

Ve son olarak affedin… Hiçbir tartışmada, hiçbir olayda ve hiçbir durumda %100 haklılık diye bir şey yoktur. Yaşanan olumsuzlukların içinde kendinizi sürekli haklı görmekten ve bu duyguyu beslemekten vazgeçin. Sizi özgür kılacak olan şey olayları, kişileri ve durumları affetmektir, haklı olmak değil. Önce kendinizi sonra yaşadığınız şeyleri affedin ve unutun. Unutmak kendinize yapacağınız en büyük iyiliktir. İyi ve güzel zamanlarınızı hatırlayarak, iyi ve güzel anlarınızı çoğaltabilmeniz dileklerimle…

Tavsiyeler

Özgüven problemi yaşayan insanların bu sıkıntısından kurtulması için hazırlanan tecrübe birikimiyle oluşturulmuş bu linkteki YÜRÜYEN ÖZGÜVEN e-kitabı size rehber olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir