obilir > Konular > Edebiyat (genel) > Edebiyat > Mesleklerimiz ve Paradigmalarımıza Etkisi

Mesleklerimiz ve Paradigmalarımıza Etkisi

Bir araziyi ölçmek ve sağlamlığını denetlemek için bir mimar, bir jeoloji mühendisi, bir arkeolog, bir fizikçi ve bir de matematikçi görevlendirilir…

 

İnsanın dünyaya bakış açısı, değerler zinciri veya doğayı sorgulama biçimi de diyebileceğimiz paradigma, insanda dünyayı anlama ve anlatma arzusunun doğurduğu biyolojik, psikolojik, dinamik ve sistemli bir düşünce örtüsüdür.

 

Eğer yaşamımızda olumlu ve kalıcı değişiklikler yapmak istiyorsak, paradigmalarımızı olumlu yönde değiştirmeliyiz. Paradigmalarımızı olumlu yönde değiştirebilirsek; dünya, daha zengin, daha renkli ve heyecan verici bir yer olabilir.

 

Dünyayı başka türlü görmeye, başka türlü düşünmeye, başka türlü hissetmeye başlayabiliriz.

 

Hayattan zevk almamızı ve ona doğru açılardan bakabilmemizi sağlayabilir.

Paradigmalarımız, algısal süreçte neye, ne kadar inandığımıza; beklenti ve ihtiyaçlarımızın neye, ne kadar olduğuna; daha doğrusu neye, ne kadar değer verdiğimize bağlıdır ve her insanın paradigması, bir diğer insanın paradigmasından farklıdır.

Peki, mesleklerimizin paradigmalarımıza etkisi var mıdır?

Paradigmam, bu soruya iyi bir cevap verme isteğini bende uyandırdığı için, sizlerle bilindik bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

 

Bir araziyi ölçmek için bir mimar, bir jeoloji mühendisi, bir arkeolog, bir fizikçi ve bir de matematikçi görevlendirilir.

 

Hava çok soğuktur ve araziye geldiklerinde sağanak bir yağmur başlar. Çevrelerine bakınır ve sığınacak bir yer bulmaya çalışırlar. Mimar küçük bir kulübeyi arkadaşlarına göstererek, oraya gitmenin makul olacağını söyler. Kulübeye ulaşıp, kapıyı çaldıklarında karşılarına bir ihtiyar adam çıkar.

 

İhtiyar, kapısına gelen bu hoş giyimli beyleri tanrı misafiri olarak kabul eder ve içeriye davet eder.

 

Hepsi ısınmak için sobanın başına geçerler.

 

Soba büyükçe bir kayanın üzerindedir. İhtiyar, misafirlerinin önüne bir şeyler koyabilmek ümidiyle yağmura rağmen dışarıya çıkar.

 

Arkeolog sobayı ve onun altındaki kayayı incelemeye koyulur.

– Acaba bu adamın dedelerinde ateşperest biri mi var?

Jeoloji mühendisi hemen cevap verir:

 

– Sanmam. Burası deprem bölgesi! İhtiyar, depremde soba devrilmesin diye bu kayayı koymuş olabilir.

Fizikçi hemen söze katılır.

 

– Yanlış düşünüyorsunuz. Adam oldukça zekiymiş. Bence genleşen havanın ilk önce yukarıya çıktığını biliyor.

 

Mimar;

 

– Bence çok estetik olmuş arkadaşlar. Eminim dekoratif olarak tasarlanmıştır.

 

Tartışma alevlenmiş ama nedenler birbirini tasdik eder nitelikte uyuşmamış.

Neyse ki yaşlı adam elinde birkaç yumurta ve ekmekle ile geri dönmüş.

Tabii bizim araştırma ekibi kimin haklı olduğunu öğrenmek için hemen atılmışlar.

 

– Sobanın altına bu kayayı neden koydun?

 

İhtiyar adam onların bu haline şaşırmış bir şekilde cevap vermiş.

 

– Baca borusu yetmedi de o yüzden…

 

İnsanlar belli bir zaman sonra meslekleriyle bütünleşmeye başlar. Bu bütünleşme hayatınızda birçok başarı kazandırabileceği gibi, bazı durumları algılamada zafiyet de yaratabilir. Elbette bir bilim, spor ya da sanat üzerine uzmanlaşmak gereklidir. Lakin hayata baktığımız pencere sadece bu bilim, sanat ya da sporun penceresi ile olmamalıdır.

 

Aksi halde hikâyedeki gibi göründüğünden çok daha kolay cevaplanacak bir soruya takılıp kalabiliriz. Ve daha da kötüsü doğruyu – yanlışı ayırt edemeyebiliriz.

 

Yanlış mesleki bakış açısını, bir örnekle daha ifade etmek isterim.

 

Bir diğer yanılgı da mesleğin içerisinde olmayan durum, olay ya da kişilerle mesai dışı ilişkilendirmedir.

 

Bir öğretmenin çevresindekilerle sürekli ders verir gibi konuştuğunu düşünelim. Bu durum öğretmenin karşısındaki bireyler için oldukça can sıkıcı bir haldir.

 

Bir edebiyat fakültesi son sınıf öğrencisinin memleketine geldiğinde ilkokul mezunu olmayan anne ve babasıyla süslü ve ağır bir dille konuştuğunu düşünün.

 

“Valide hanım, zat-ı muhteremin gülümsemesi peder beyimin efkar-ı umumiyesi zımnından mıdır?”

 

Ya da bir yabancı dil öğretmeni!

 

Bir psikologun her şeyi psikolojik, bir sosyologun her şeyi sosyolojik,  bir biyologun ise her şeyi biyolojik nitelendirdiğini bir düşünün. Bir kuaför sadece saçınızla ilgilenirse ya da bir tacir her şeyi satılabilir hissederse durum ne olur?

 

Hayat öğrendiğiniz bir bilim, spor veya sanatın ışığıyla sınırlandırılamaz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir