obilir > Konular > Toplum > Yaşam > Koşulsuz Sevmek ve Koşulsuz Sevilmek

Koşulsuz Sevmek ve Koşulsuz Sevilmek

“Koşulsuz Sevmek” çok basit telaffuz edilen bir kavram değil mi? Aslında herkesi ve her şeyi neden, mahal, zaman, durum; yani koşul gözetmeksizin “zaten” seviyor olmaktır. Bir nevi Yunus Emre’nin dediği gibi “yaradılanı severim yaradandan ötürü”dür. Hayata karşı artı işaretinde durmaktır. Etkileştiğiniz her şeye karşı koşulsuz, nedensiz, kabullenmiş bir sevgi duymak, sonrasında gereğince bunu artırmak fakat asla sevmemezlik noktasına getirmemektir…

 

“Koşulsuz Sevmek” çok basit telaffuz edilen bir kavram değil mi? Aslında herkesi ve her şeyi neden, mahal, zaman, durum; yani koşul gözetmeksizin “zaten” seviyor olmaktır. Bir nevi Yunus Emre’nin dediği gibi “yaradılanı severim yaradandan ötürü”dür. Hayata karşı artı işaretinde durmaktır. Etkileştiğiniz her şeye karşı koşulsuz, nedensiz, kabullenmiş bir sevgi duymak, sonrasında gereğince bunu artırmak fakat asla sevmemezlik noktasına getirmemektir.

Günümüz dünyasında, yaşadığımız hayatlar gereği bırakın herkesi tanımadan dahi, kucaklayıcı biçimde “koşulsuz sevme”yi, artık çoğu kimse tanıştığı, daha da acısı yıllardır tanıdığı insanlara sevgi bağlamında tarafsız bir yerde, sıfır noktasında durmayı bile başaramamaktadır. Çarkın ve insanlıktan çıkmanın yoksa onun vahşi doğasına dönmenin mi artık bilemeyeceğim doğal bir getirisi olarak kuşku üretmektedir. Yaşadığımız toplumda her insanın şüphe sosyal hayatında kol gezmektedir ve olumsuz düşünce ve hissiyatlar korunma kalkanı gibi görülmektedir. Zira sevmemek az acı çekmek için en kısa ve kolaydan çözümdür. Hatta gerekirse nefret etmek, yok saymak…

İçinde yaşadığımız hayat ve bulunduğumuz zamane itibariyle insan “kendini” ne kadar koşulsuz sevebilmektedir ki zaten? Yaşanan gözlenen davranışlar zaman olur insanı kendinden nefret ettirir ben duygusu tüm değerlerin yerini almaya başlar herkesin aslında kendisine itiraf etse de etmese de bencil bireyler olması ve her şeyin temelinde bazı kişisel menfaatlerin yatması nedeniyle imkansız, zor gibi görünüyor koşulsuz sevmek.

 

Yaşadığımız dünyada insanlar inançlarına, fikirlerine, ırklarına göre kümeleniyor. Ve yalnızlık insanları korkutuyor. Bir gazetemizin köşe yazarının yazdığı bir makalede okuduğum Şolohov’un “Don Kıyısında Hasat” kitabında, bir köy anlatılır. Zor zamanlardır, savaş sürmektedir, köyün erkeklerinin çoğu savaşa gitmiştir, köyde gizli bir hayat başlamıştır, yalnız kalmış kadınlarla erkekler geceleri buluşmaya, yeni ilişkiler yaşamaya başlamıştır. Bütün köy bunu bilir. Sadece bir çifte çok kızarlar. Onlara neden kızıldığını anlatırken Şolohov “çünkü” der, “onlar saklamıyordu”.

 

Köylüler, bir şeyin yapılmasına değil, onun açıkça yapılmasına sinirlenmişlerdir. Bu açıklık onlara “saygısızlık” gibi gözükmüştür. Aslında bizim ülkemizde Şolohov’un köyüne çok benzemiyor mu? Aile arasında, arkadaş çevresinde istediğin gibi konuş ama kalabalığa çıkınca mutlaka klişeleri tekrar et. En sevilen klişelerden biri “vatan sevgisidir”. Bu ülkede vatanını sevmeyen kimse yoktur. Fakat bana çok garip gelen sanırım size de aynı garip yansıyışı uyandıran her gün televizyonlarda gazetelerde okuduklarımız ne oluyor?

 

Ekonomik güçlerinden dolayı açılmaz kapıları açanların, ceylan derisi koltuklara yapışıp kalkmayanlar, her ay banka hesaplarına yatan büyük maaşlarını kaybetmemek adına her şey yapanlar güç bende olsunda ne olursa olsun diyenler, tüyü bitmemiş yetimin hakkıdır demeyip makamlarını bu ülkenin kaynaklarını sempatizanları, yandaşları veya güçlenmelerine yardım eden güçlere peşkeş çekenlerin haberlerini sizde okuyup dinlemiyor musunuz? Benim gibi işte o zaman soruyorum kendi kendime. Peki, neden seviyorsunuz bu vatanı? Bunları yapabilmek için mi? Siz de bilirsiniz makalemin başında yazdığım “koşulsuz sevmek” kavramı sanırım burada gerçekten ortaya koyuyor vatan açısından kimin gerçekten sevip kimin sevmediğini…

 

Eğer hiçbir makam, şan, şöhret para, sosyal statü, maddi manevi çıkar, olmadan sebep, gerekçe olmadan neden, mahal, zaman, durum; yani koşul gözetmeksizin sevebilsek vatanı inanın o ‘of yeter’ dediğimiz seyretmekten okumaktan sıkıldığımız yozlaşmanın köhneleşmenin haberleri yerine bambaşka şeyler okuyup,seyredip yaşayacağız.

 

Şimdi  bunları okuyan dostlar diyecek ki iyi güzelde nasıl olacak bu iş?

İşte; Belki asıl mesele, her canlıda doğuştan var olan sevmek yetisini hatta sevme refleksini ortaya çıkarıp çocukluk yıllarınca bu yeteneği doyasıya beslemek. Ülkesini koşulsuz sevenleri artırmanın iyi insan olmanın koşulsuz sevebilmenin koşulu, yolu belki de budur.

 

Yeni doğan bir bebeğin hiç öğrenmeden refleks olarak anneye sevgiyle yaklaşmasını düşünün. Şahit olanlar takdir edecektir ki; bu sadece beslenme ihtiyacından dolayı bir yaklaşım değildir. Sevmenin öğrenilmiş bir davranış olmadığına canlıların doğasında var olduğuna inanıyorum. Sonradan öğrenilen sevmek değil sevilmek bence. Hatta koşulsuz sevilmektir.

ALIŞVERİŞ İPUCU: İnternetten alışveriş yaparken tikokupon kullanarak daha ucuza alışveriş yapıp, daha fazla tasarruf sağlayabilirsiniz.

 

Sevmeyi bilene; bütün hayvanlar, bütün ağaçlar, şu gökyüzü, yeryüzü ve kendimiz dahil tüm insanlar hep  sevmek için. Kolay iş değil haliyle hakikisinden sevmek, koşulsuz sevmek…

 

Yazar Hakkında:
Mali müşavir ve eğitimci olan Nevzat Erdağ aynı zamanda yönetim danışmanlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 11 kitabı bulunmaktadır. Erdağ’ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 100’ün üzerinde yayınlanmış makalesi bulunmaktadır. www.nevzaterdag.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir