obilir > Konular > Bilim > Dil Bilimi > Edep; Türkçemizin En Güzel ve Anlamlı Kelimelerinden Biri

Edep; Türkçemizin En Güzel ve Anlamlı Kelimelerinden Biri

Türkçenin en güzel kelimelerinden biridir “edep”. Bu dört harften ibaret kısacacık kelime koskoca bir mana denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya…

Kısa  Fakat Anlamlı Bir Kelime: Edep

Türkçenin en güzel kelimelerinden biridir “edep”. Bu dört harften ibaret kısacacık kelime koskoca bir mana denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya.

 

Her yazımda yaptığım gibi bu mana denizi kelime ile alakalı yazmadan sözlüklere baktım ne demekmiş karşılığı.

 

Türk Dil Kurumu sözlüğünde;

Edep; Toplum töresine uygun davranma, iyi ahlak, incelik, terbiye diye tanımlanmış. Küçücük bir kelime nereden baksan bir derya gibi bu makalemizde bu kavramı toplumumuzda karşılık bulduğu birkaç yönü ile anlatmaya çalışacağım. Edep güzel ahlaktır. Güzel ahlak içiyle dışı bir olandır. İstikameti düzgün olandır. Edepsiz insana dost olmak da düşman olmak da zordur. Onunla hiçbir şeyin değeri olmaz edepli insan için bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur.

 

Edepli insan bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundadır. Aramızda bu güvence sağlanmadıkça hoş görünün sevgi yoluna döşenen o güzel yola bir taş bile koyamayız. Unutmayalım ki “Cesur Bir Kez, Korkak Bin Kez Ölür”. Yaşam dikkat edilmesi ama her şeye rağmen umutla yaşanması gereken bir emanet, içinde arttıkça güzelleşen azaldıkça sana azaplar çektiren bir duygu hele birde paylaşan biri olursa sonsuz kelimesi anlam bulmaya başlar. Yaşadığımız hayatı ve bizi değerli kılan, bizi insan olarak anlamlandıran en önemli kavramların başında gelir edepli olmak.

 

Edepli insan doğru düşünmeye başladığı zaman aslında yanlış düşünmekten vazgeçtiğini dürüst davranışın sadece kendisi için dürüst olabileceğini, her zaman doğru olmanın ne kadar doğru olduğunu gitmek için kalkan birine ne denmesi gerektiğini bilir. Edepli insanlar kendi gerçekliğini net bir şekilde görüp gerçeklerin farkında olanlardır. Bizler hayallerimizin peşinde koşarken aslında sahip olduğumuz en değerli özelliği yani insanlığımızı kaybetmemeliyiz.

 

Bir büyüğüm “İnsan doğmuş olmak bizleri insan yapmaz, insan doğmuş olan her varlık şeklen insan olabilir ama insan olmak mana ve edeple dolu bir bütünlük gerektirir” demişti. Oysa hepimiz şöyle bir çevremize baktığımızda  İnsan olmaktan çok uzak insanlar dolu olduğunu görürüz ne yazık ki.

 

Peki, Edepli İnsan Nasıl Olunur?

Aklını iradesini doğru kullanarak sorunlara yaklaşırken birilerine yol gösterirken hakaret etmeden, bildiklerini merhametle, şefkatle ve en önemlisi vicdanla davranarak edepli olmaya başlarız. Hani derler ya hüküm insanın hayatına hakim olan duruma göre verilir. Oysaki edepli insanın dostluğu gibi düşmanlığı da mertçedir. Edepli insanlar iyiyi kötüyü gösterirken insan seçmez herkese karşı edepli adil davranır. O karşıdaki insanın davranış seviyesine göre değil kendi terbiyesine göre muamele eder. Edepli insan başkasında zarar görebilir fakat başkasına zarar vermez. Birileri onu aldatabilir fakat o kimseyi aldatmaz. Edebi olmayan insan yalnız kendisine zarar vermez etrafındaki herkese zarar verir. Edep varsa ilimde var demektir. Fakat edepsiz bir insan kütüphaneler yutsa da yine edepli sayılmaz. Öyle edepli insanlar da vardır ki kendilerine edepsizlik bile yapılsa, hiç edeplerini bozmadan karşılık verirler. Edepli insanlar bilirler ki “Mutlu Yaşamak” için; var olan kusurlarını görüp, düzeltmeleri gerekir.

 

Bakın Yunus Emre bu konuya mısralarında nasıl bakıyor;

İlim, ilim bilmektir; İlim kendini bilmektir; Sen kendini bilmezsen; Ya nice okumaktır

 

Yine edep ile alakalı beğendiğim bir  kıssada şöyle der;

Padişahlardan Biri İlim Öğrenmek İçin Halep ve Şam’ın Yolunu tutar, fakat ilimi öğrenmek istediğini alimlere, uygun olmayan bir Hitap ile ilim öğrenmek istediğini söyler, aldığı cevap ve anladığı şeyi ülkesine gidince şöyle telaffuz eder.

 

Gittim Halep’e Şam’a; Eyledim İlim Talep; Meğer İlim Gerideymiş; İlla Edep İlla Edep…

 

Kıssadan çıkan anlama baktığımızda her kim olursan ol makam mevki para pul… Hangi ülkede hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin, hiç önemli değil önemli olan edeptir.

 

Edep; insanın doğumundan ölümüne kadar süren bir süreçtir. Bütün dinsel mitolojilerde Allah’a iyi kul olabilmenin şartı; güzel ahlaklı, terbiyeli, hayâlı, edepli kul olabilmek şeklinde tanımlanır. Biz biliriz ki Dünya zıtlık prensibine göre yaratılmıştır. Bir şeyi zıddıyla biliriz, edebi de Lokman Hekim’in “Edebi, edepsizden öğrendim” sözü bu konuda misal oluşturur. İnsanın makbulü edepli, terbiyeli olanıdır.

 

Hacı Galip Kuşçuoğlu “Hz Kuranda Tesettür, Hicap ve Edep” isimli kitabında şöyle diyor; “Gözünü açta baştanbaşa Allah kelamına bak! Ayet ayet bütün Kuranın manası edepten ibarettir! Âdemlikten insan olma şerefine ermiş kişinin kıymeti ve değeri edebi ile ölçülür…” Bir kulun çok ibadet etmesi, çok hayır işlerinde koşturması, çok ilim sahibi olması yeterli değildir. Tüm bu araçlar, vesileler; edepli, terbiyeli, güzel ahlaklı kul olmak içindir. Eğer bütün bu çabalar bizi edepli kul haline getirememişse; boşuna uğraşmışız, amaca ulaşamamışız demektir”.

 

Yunus Emre’ye göre ise Edep; eline, beline, diline sahip olmakla başlar. Dilde olması gereken edebi Yunus  şöyle ifade eder:

Söz ola kese savaşı; Söz ola kestire başı; Söz ola ağulu aşı; Bal ile yağ ede bir söz!

 

Eldeki edep ise; kimseyi elimiz vasıtasıyla incitmemek, hakkın olmayana el uzatmamak, belin edebinde ise; namusumuzu koruyarak yaşamak söz konusudur der.

 

Hz. Mevlana ise edepten şöyle bahseder; “Ey insan, edep nedir?” diye sorarsan bil ki edep, ancak her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül etmektir. Kimi, “filan adamın huyu kötü, tabiatı fena” diye şikâyet eder, görürsen, bil ki bu şikâyetçinin huyu kötüdür; kötüdür ki o kötü huylunun kötülüğünü söylüyor! Çünkü iyi huylu, kötü huylulara, fena tabiatlılara tahammül eden, onların kötülüğünü söylemeyen kişidir”.

 

Ben de diyorum ki sevgili dostlar; İnsanın arabaya benzer bilgisi, motoru; edebi ve ahlakı da direksiyonudur. Motor ne kadar güçlü olsa da, direksiyon olmayınca o bir işe yaramıyor. İnsan eğitilebilir, gelişmeye müsait yaratılmıştır. İnsanın gelişmesinin, güzelleşmesinin sonu, sınırı yoktur. İnsanlığa yapılması gereken en büyük iyilik onlara akıllarını kullanmayı öğretmektir. O yüzden edep ve ahlâkın bu toplumun fertlerine öğretilmesi gerekir bu da ancak yaşayarak örnek olarak ve birbirimize sahip çıkarak mümkündür.

 

Yazar Hakkında:
Mali müşavir ve eğitimci olan Nevzat Erdağ aynı zamanda yönetim danışmanlığı yapmaktadır. Yayınlanmış 11 kitabı bulunmaktadır. Erdağ’ın ayrıca sosyal ve mesleki içerikli 100’ün üzerinde yayınlanmış makalesi bulunmaktadır. www.nevzaterdag.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir