İslam Devletinin İlk Ayrılıkları

İslam ümmetinin ayrılışı muhakkak ki birçok sebebe dayanır. Kuran-ı Kerim’de; ”Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız” ayeti ve Hz. Muhammed’in: ”Irkçılık davası güden bizden değildir”, ”Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem topraktandır. Ne Arap’ın Arap olmayana, ne de diğerlerinin Arap üzerinde üstünlüğü düşünülemez. Üstünlük ancak takva(günahlardan sakınma) yönündendir.” hadisi ile Hz. Muhammed devrinde bu gibi ırkçılıklar adeta ortadan kalkmıştı…

 

İslam ümmetinin ayrılışı muhakkak ki birçok sebebe dayanır.

Kuran-ı Kerim’de; ”Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız” ayeti ve Hz. Muhammed’in: ”Irkçılık davası güden bizden değildir”, ”Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem topraktandır. Ne Arap’ın Arap olmayana, ne de diğerlerinin Arap üzerinde üstünlüğü düşünülemez. Üstünlük ancak takva(günahlardan sakınma) yönündendir.” hadisi ile Hz. Muhammed devrinde bu gibi ırkçılıklar adeta ortadan kalkmıştı.

 

Bu durum Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Osman’ın ilk halifelik devrine kadar geçen sürede de gayet iyi bir şekilde devam etti. Lakin Hz. Osman’ın son dönemlerinde Emevi soyunu önemli görevlere tayin etmesi İslam ümmeti içinde huzursuzluğa neden oldu ve şehit edilmesi ile de ayrılıklar kesin çizgilerle belirlenecek hale geldi.

 

Bir önceki konuda üzerinde durduğumuz cevabı aranan sorular Hz. Osman’ın feci şekilde katledilmesi ile daha da karışık bir hal almış oldu. Çünkü İslam tarihinde ilk defa Müslümanlar birbirlerine kılıç çekmeye, birbirleriyle kıyasıya çarpışmaya başlamışlardı.

 

Hz. Osman’ın Katli;

Hz. Osman’ın halifeliği 12 yıl sürmüştür. Halifeliği geç yaşlarda elde etmiş olmasından dolayı olsa gerek çok yumuşak kalpli bir özelliğe sahipti ve herkes onu severdi. Lakin Osman, Emevi kabilesine mensuptu. Zaman içerisinde Emevi soyundan olanları önemli mevkilere tayin etmeye başlaması ile huzursuzluk baş göstermeye başladı.

 

Said İbn-i Müseyyeb, Zühri’ye Osman’ın Katlini şu şekilde anlatıyor: ‘’Mısırlılar Emevi soyuna mensup olan başkanlarını şikâyete geldiler. Osman şikâyetleri dinleyip kendi tayin ettiği başkana bir yazı gönderdi. Yazısında ona öğüt vermiş ve azarlamıştı. Ama Mısır başkanı Ebi Serh, Hz. Osman’ın dediklerine kulak asmadı ve onu şikâyete gidenlere daha da sert bir tutum içerisine girdi.


Bunun üzerine Hz. Ayşe, Hz. Ali ve Hz. Talha gibi önde gelen sahabeler Osman’a baskı yaparak, Ebi Serh’ in görevden alınmasını ve yerine başka birinin tayin edilmesini tavsiye ettiler. Hz. Osman da onun yerini tutabilecek bir adamın önerilmesini istedi. Bunun üzerine onlar da Ebi Bekri’yi tavsiye ettiler.

Osman da bu zatı bir ahitname yazarak Mısır’a tayin etti. Hemen bir kabile aralarına Ebi Bekri’yi de alarak Mısır’a doğru yola çıktı. Medine’den 3 günlük bir mesafe kadar ilerlemişlerdi ki bir zenci kölenin katırla yol almakta olduğunu gördüler. Sahabeler hemen onu durdurdular. Nereye ve neden gittiğini sormaya başladılar. Zenci köle de; ‘ben Emiri’l-Mü’minin’in kölesiyim. Mısır valisine emirnamesini götürüyorum’ dedi. Sahabeler kimin adamısın diye köleyi sıkıştırınca köle de; Mü’minlerin Emir’inin(burada kastedilen Hz. Osman’dır) ve Mervan’ın kölesiyim diye ekledi. Ve cebinden bir mektup çıkardı. Sahabeler toplanıp mektubu okumaya başladılar.

Mektupta:

‘’Sana Muhammed ve falan, falan gelince öldürmek üzere tutukla ve yazılarını da iptal et. İşine devam et. Benden yeni bir emir gelinceye kadar şikâyetçileri de hapset’’ yazıyor ve Hz. Osman’ın mührünü taşıyordu.

Bunun üzerine sahabe grubu, mektupla birlikte Medine’ye döndüler ve mektubu tüm Medinelilere okudular. Artık Hz. Osman’a kinlenmeyen tek bir Medineli dahi kalmamıştı.

Durumu gören Hz. Ali ise Bedir ashabından, Talha ve Zübeyr gibi seçkinleri topladı. Sa’d ve Amir’i de aldılar; köle- mektup ve katırı Hz. Osman’a sundular.

Hz. Ali söz aldı, şöyle konuştular:

– Bu köle senin adamın mıdır?

– Evet.

– Katır da senin mi?

– Evet.

– Peki, bu mektubu sen mi yazdın?

– Hayır.

Hz. Osman mektubu yazmadığına dair yemin etti.

– Peki, mühür senin mührün müdür?

– Evet.

– Peki, nasıl oluyor ki, kölen kendi atını alıp mührünle mühürlenmiş mektupla yola çıkıyor, senin haberin olmuyor?

Hz. Osman yine mektubu yazdırmadığına yemin etti…


Sonra toplanmış olan grup yazıyı Hz. Osman’ın yazısıyla karşılaştırdılar ve Mervan’ a ait olduğunu anladılar. Mervan’ın kendilerine teslim edilmesini istediler fakat Hz. Osman bundan çekindi. Osman’ın yalan yere yemin etmeyeceğini biliyorlardı ama Mervan’ı da kendilerine teslim edilmesinden kaçtığı için ona kızıyorlardı.

Haber Medine’ye tamamen yayıldı. Hz. Osman’ın evi kuşatıldı. Ona su bile vermiyorlardı. Ailecek susuzluktan bunalınca, halkın karşısına çıkıp; Bana biraz su verecek kimse yok mu? Dedi. Haber Hz. Ali’ye ulaştı ve Ali üç kırba su gönderdi.


Yine Hz. Ali’ye; Osman’ı öldürmek isteyenlerin olduğu haber verilince oğulları Hasan ve Hüseyin’i yolladı. Gidip silahlarınızla Osman’ın kapısında nöbet tutun, dedi. Kimseyi bırakmayın emrini verdi. Kavgalar git gide artmaya başladı fakat peygamber torunlarıyla birlik öbür sahabeler onları engelliyordu.

Bu sırada dam delindi ve onun üzerine saldırıp kılıçlarıyla öldürdüler… Bu haber de Hz. Ali’ye ulaşınca, kızgın bir halde çıkageldi ve oğullarına çıkıştı. Hasan ve Hüseyin’i tokatladı. Talha’nın oğlu Muhammed’ ve Zübeyr’in oğlu Abdullah’a hakaret etti.’’

 

İşte böylece, Hz. Osman’ın öldürülmesi, sonsuza kadar sürecek olan ayrılıklar zincirinin ilk halkası oldu.

 

Hz. Osman ile başlayan ilk ayrılıklar Hz. Ali döneminde tamamen kesin çizgilerle ayrılacak konuma gelmiştir. Hz. Ali’nin halifeliği bir sorunlar çemberiyle birlikte geldi. Çünkü Hz. Osman’ın halifeliği sırasında iktidar Emevilerdi lakin Kureyş kabilesine mensup olan Hz. Ali’nin başa geçmesiyle Emeviler bu üstünlüğü tekrar kaybetmiş ve iktidar yine Kureyş kabilesinin olmuştu.

 

Emevilerin asıl sorunu bu olsa da sebep olarak Hz. Osman’ın katillerinin bulunmamasını göstermişler ve günden güne huzursuzluğu propagandalarıyla arttırmışlardır. Cemel Savaşı ve son olarak Sıffin Savaşı ile İslam dünyası bir daha asla bir araya gelmesi mümkün olmayacak şekilde 3 gruba ayrılmışlardır;

 

1- Emeviler (Muaviye taraftarları)

2- Şiiler (Hz. Ali taraftarları)

3- Hariciler (iki tarafı da suçlu bulan grup)

 

Kanaatimizce en önemli ayrılık sebebi olarak Arap ırkçılığını görüyor olsak da; Hilafet münakaşaları (Ensar-muhacir), Müslüman olan fakat içlerinde hala eski dinlerinin kalıntılarını taşıyanların, fetihler ile İslam camiasına girmeleri, felsefenin tercüme edilmesi, asırlardır kesin bir cevabı olmayan sorularla uğraşmak ör. Allah’ın varlığını ispat, kulun kudretinin Allah’ın kudretine olan yakınlığı vb.), asılsız hikâyeler, Kuran’da müteşabih ayetlerin (kesin yorumu bulunmayan) bulunması ve insanların dini hükümler çıkarması sayılabilir.

 

SEVGİ KIZILCIK

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları – Şubat, 2024

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.