Üstün İnsan Irkları, Irkçılık ve Darwin (1.Bölüm)

Darwin’e göre, kimi insan ırkları diğerlerine göre daha üstündü. Daha önce, daha iyi ve daha çok evrimleşmişlerdi. Bu nedenle (Darwin’in deyimi ile) aşağı ırklara karşı üstün gelmişlerdi ve geleceklerdi. Bu doğal seleksiyonun kaçınılmaz sonucuydu…

 

Darwin, “Türlerin Kökeni” isimli kitabında hayvanların ve bitkilerin doğal seleksiyon yoluyla evrimleştiklerini, zayıf olan türlerin bu yolla elenerek yok olduklarını öne sürdükten sonra, “İnsanın Türeyişi” isimli kitabında aynı iddiayı insanlar için de yinelemiştir.

 

Darwin’e göre, kimi insan ırkları diğerlerine göre daha üstündü. Daha önce, daha iyi ve daha çok evrimleşmişlerdi. Bu nedenle (Darwin’in deyimi ile) aşağı ırklara karşı üstün gelmişlerdi ve geleceklerdi. Bu doğal seleksiyonun kaçınılmaz sonucuydu. Darwin’in ırkçılığı savunan ve körükleyen sözleri oldukça açıktır ve bu konuda şunları yazmaktadır.

 

– Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler.

 

Öte yandan insansı maymunlar da… Kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek. Bu sayede ortada şu anki Avrupalı ırklardan bile daha medeni olan ırklar ve şu anki zencilerden, Avustralya yerlilerinden ve gorillerden bile daha geride olan babun türü maymunlar kalacaktır.

 

– Burada görüyoruz ki insanın bir ırkı yöntemli olarak geliştirirken yaptığı gibi tek, tek çiftler ayırmanın gereği yoktur. Doğal seçme bütün üstün bireyleri saklayıp ayıracak ve özgürce çaprazlanmaya bırakacaktır ve elverişsiz bütün bireyleri yok edecektir.

 

– Yüzyıllarla ölçülünce pek de uzak olmayan bir gelecek dönemde uygar insan ırkları bütün dünyada yabanıl insan ırklarını yok edip onların yerini kapacaktır.

 

Darwin bu konuda öylesine ileri gitmiştir ki İnsandan insana değişen güzelliği ya da müziği algılama gibi göreceli kavramları bile bu mantıkla değerlendirmiştir.

 

Darwin bu konuda şunları yazıyor:

 

– Yabanıl insanların pek çoğunun hayran olduğu çirkin bezekler ve aynı ölçüde çirkin müzik dikkate alınırsa onların estetik yetisinin belirli hayvanlarda ki kadar örneğin kuşlardaki kadar çok gelişmemiş olduğu ileri sürülebilir.

 

Yıldızlı bir gökyüzü güzel bir kır görüntüsü gibi sahnelere ya da incelmiş müziğe hiç bir hayvanın hayran kalmayacağı besbellidir. Böyle yüksek duygular kültürle kazanılır ve karmaşık çağrışımlara bağlıdır. Barbarlar ya da eğitilmemiş kimseler onların güzelliğine varmaz.

 

– Hepsinin de danstan, kaba müzikten, rol yapmaktan, resimden, dövmeden ve başka biçimde bezenmekten hoşlanması işaretlerle karşılıklı anlaşması, aynı heyecanlara kapılınca yüzlerinde aynı anlamın belirmesi ve hepsinin aynı hecesiz çığlıkları atması bu yakın benzerliğin kanıtıdır.

 

Bu benzerlik daha doğrusu özdeşlik ayrı maymun türlerinin farklı anlatımları ve çığlıkları ile karşılaştırılınca şaşırtıcıdır.

Evrimci ırkçı teorisyenlerin başında gelen Henry Fairfield Osborn, İnsan Irklarının Evrimi başlıklı bir makalesinde ortalama bir zencinin zekâ yaşı, Homo sapiens (günümüz insanı) türüne ait on bir yaşındaki bir çocuğun zekâsına ancak ulaşabilir diye yazıyordu.

 

Fakat zenci ırkında beyaz ırk gibi olanaklara kavuşunca hiçte aptal olmadıklarını gösterecek, Henry Fairfield Osborn’un çok kötü bir şekilde yanıldığını kanıtlayacaklardır.

 

Darwin aralarında o dönemin şartlarında aşılması çok zor ve hatta imkânsız engellerin bulunduğu bu nedenle sosyal ilişkilerin olmadığı insan toplulukları arasındaki sanatsal benzerliklere şaşar kalır ve şunları yazmaktan kendini alamaz.

 

– Ok ve yay kullanma sanatının insan soyunun ortak bir atasından beri kuşaktan kuşağa aktarılmadığını gösteren sağlam kanıtlar vardır ama bu konuda uzman iki bilginin belirttiği gibi dünyanın birbirine en uzak kesimlerinden getirilmiş ve en eski dönemlerde yapılmış taştan temrenler aşağı yukarı özdeştir ve bu olgu yalnız çeşitli ırkların benzer yaratıcı ve zihni yetileri olması ile açıklanabilir.

 

– Bugünkü insan ırkları renk, saç, kafatası biçimi, vücut oranları vb gibi birçok bakımdan farklı olmakla birlikte yapılarının tümü dikkate alınırsa pek çok noktada birbirlerine büyük ölçüde benzemektedirler.

 

Bunların birçoğu öylesine önemsiz ya da apayrı bir niteliktedir ki kökenleri başka olan türlerin ya da ırkların onları ayrıca kazanmış olması son derece olanaksızdır. Aynı düşünce en farklı insan ırkları arasındaki zihni benzerliğin pek çeşitli yönleri için de, aynı ölçüde ya da daha çok geçerlidir.

 

Amerika yerlileri zenciler ve Avrupalılar kafaca anılabilecek herhangi üç ırk kadar birbirlerinden farklıdır.

 

Bunlarla birlikte Beagle’de Ateş Ülkelilerle birlikte bulunduğum sıralarda onların zihinlerinin bizimkine ne kadar çok benzediğini gösteren küçük birçok belirti beni sürekli olarak şaşırtmıştı. Bir zamanlar yakın arkadaşlık ettiğim su katılmadık bir zencide de bunu gözlemiştim.

 

Devamı: “Üstün İnsan Irkları, Irkçılık ve Darwin (2.Bölüm)” isimli makalede…

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları – Şubat, 2024

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.