obilir > Konular > Toplum > Yaşam > İnsanların Hep Aradığı Serinlik; Güz serinliği

İnsanların Hep Aradığı Serinlik; Güz serinliği

Yaz mevsiminin son günlerine yaklaştığımız bu günlerde akşamın ilk saatinde ve sabahın erken saatlerinde ılık ılık olmayan hafiften üşüten hava esintisi var artık.Bu hava esintisi öyle hoş ki… Hiç durmadan; insan bedenine, tenine vurmasını ister güzellikte ve hoşlukta.Sabahleyin tan yeri ağarmasından sonra bu serinlik ve esinti vurmaya başlıyor. Açık pencerelerin kapatılmasını,balkonda yatanlardan ise üzerlerine bir korunak örtmelerini istiyor.Bu esinti bedenini, tenini uyarır.Üzerine battaniye değil de battaniyeden daha ince bir örtü ile üzerini ört der…

 

Güz serinliğini arar oldu bedenim,

Bu serinlik nerede ne zaman çıkar?

Sanki bu serinliği tadar oldu tenim.

Çoğu insan sıcağı gördüğünde bıkar.

 

Açık pencerede hissedersin serinliği,

Çevreye bakarak yakalarsın derinliği.

Artık kafan rahat duymazsın hainliği.

Gel de güz serinliğinde rahatlayalım.

 

Bu havayı ve serinliği çok zor bulursun.

Herkes burada sevdiğini aşkını bulsun.

Daha güz girmeden hayallerini kursun.

Güz mevsiminin serin hayalini kuralım.

 

Yaz mevsiminin son günlerine yaklaştığımız bu günlerde akşamın ilk saatinde ve sabahın erken saatlerinde ılık ılık olmayan hafiften üşüten hava esintisi var artık.Bu hava esintisi öyle hoş ki…Hiç durmadan; insan bedenine,tenine vurmasını ister güzellikte ve hoşlukta.

 

Sabahleyin tan yeri ağarmasından sonra bu serinlik ve esinti vurmaya başlıyor.Açık pencerelerin kapatılmasını,balkonda yatanlardan ise üzerlerine bir korunak örtmelerini istiyor.Bu esinti bedenini,tenini uyarır.Üzerine battaniye değil de battaniyeden daha ince bir örtü ile üzerini ört der.

Çarşaf mı? Hayır! Hayır! Çarşaf ince gelir, sabah saatindeki güz serinliği bedenini üşütür.

 

Hani geçen ayın ve bu ayın o sıcak günlerini hatırladın mı? Güneşin öfkeli, sinirli bir hali var gibiydi.Sanki tüm sıcaklığını,parlaklığını yeryüzüne gönderirdi.Güneş’in yükselmeye başladığı o saatlerde insanlar dışarı çıkmaya, Güneş altında yürümeye çekinirdi.Güneşin vuran o sıcaklığı ile bedeninden şapır şapır su damlardı.Gözlerin hemen gölge bir yer;ağaç altı,klimanın çalıştığı bir yer arardı. Doktorlar güneş ışınlarının dik geldiği ve sıcak olduğu saatlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmayın derdi.Hatırladın mı gölgede bile 38 dereceyi aşan o günleri.Unuttun mu ağaç altında bile bedeninden akan terleri…

 

Balkonda yattığım günler daha çok farkındayım. Güneşin doğuşu bir önceki günlere göre biraz daha kuzey tarafından olmaya başladı.Sanki Güneş her gün biraz daha bizlerden uzaklaşıyor,Güneş dik değil de eğik vurmaya başlıyor.

 

Bu güzel ve serin güz mevsiminin ilk habercisi…Hele gündüz vakti sabah ve akşam üzerleri gökyüzünde görülmeye başlayan misafirler bu sıcak havalara bir değişiklik, serinlik katıyor.Güneş’in önünü bir perde gibi kapatıyorlar.

 

Yaşadığımız bölge olan Akdeniz bölgesinde sabah ve akşam vakitlerinde güz serinliğini daha çok hissetmeye bu serinliği doya doya yaşamaya başladık.Dün Kahramanmaraş tarafı kapalıydı.Bizim yöre Kahramanmaraş’ın güneyinde kalıyor.Kahramanmaraş ise daha kuzeyde.Bu güzel esintiler kuzeyden ,Kahramanmaraş tarafından gelmeye esmeye başladı.Dört beklediğimiz güz serinliğini bütün beden hissetmeye, yaşamaya başladı.İnsan bu güz serinliğini yaşar da ilhama gelmez mi? Şimdi bilgisayarın başındayım,kuzey tarafımdaki pencere de açık çok güzel bir esinti,güz serinliği esintisi var.İnsanın pencere önünden kalkası hiç gelmiyor.

 

Gökyüzü bir önceki günlerden daha meşgul ve yoğun.Gündüzleri maviliğe bürünen göklerin artık beyaz ve siyaha dönüşen misafirleri de eksik olmuyor.Güneş’in önünü kapatıyor.Ağlamamak için kendilerini zor tutuyorlar.Zaten kuzey tarafından ağlama sesi tam duyulmasa da toprağın kokusu ve rüzgarın güz serinliğinde esintisi bu güzelim misafirlerin ağladığının kanıtı değil mi?

 

Bizim buralara da gelmeleri için davetiye gönderip, dua ediyoruz.Çünkü o güzelim misafirleri ve getirecekleri yağışı,kokuyu çok özledik.Üç dört ay oldu bizlerden uzak kalalı ama umutluyum çok yakında bizim bu davetimize icabet edecek koşa koşa gelecek avucunu açmış tozan toprağa şapır şapır yağacaklar.Bizler de balkona çıkarak ya da pencereden bakarak sizlere hoş geldiniz diyerek beraber getirdiğiniz toprak kokusunu içimize kadar çekecek güz serinliğini derinlemesine yaşayacağız.

 

Biliyorum sizin bu güzel serinliğiniz bir daha zor bulunur; bir iki ay sonra balkona çıkamaz, pencereleri açamaz oluruz.Sağ olun biz canlılara eşit mesafedesiniz.Ne terletiyor ne de üşütüyorsunuz.Her sabah ve akşamın serinliğinde güzel hülyalara dalıp şekerlemeye dalıyor burada da rüyalar ile bizleri boş bırakmıyorsunuz.

 

Hafiften hafiften bedenimizi,tenimizi,yüzümüzü okşuyorsunuz. Güz gelmeden bizlere bu güzelliği güz serinliğini yaşattınız.Sizin bu güzelliğinizi, okşamanızı unutacak değiliz.Yarın ve önümüzdeki günlerde de bu güzelliği, bu serinlikleri yaşatmak ve yaşamak dileğiyle…Tüm bu güzel karşısında biz kullara ise dua ve şükretmek düşüyor… Bu serinlikte doya doya yaşamak ve dua etmek dileğiyle…

 

30.08.2015

Hasan Kaya

Eğitimci-Şair-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir