obilir > Konular > İş Dünyası > Halkla İlişkiler > İletişimde Görsel İçeriğin Önemi

İletişimde Görsel İçeriğin Önemi

Bilgisayarların keşfinde zaman alıcı sayısal hesaplamaları gerçekleştirmek vardır. Bir problem sayı dizgesi mantığına indirilebilirse sonuçlar bilgisayardan beklenebilir. Bilgisayarlar verileri işleyip sorunları sayısal mantıkla çözebilir. Ancak bilgisayarların sadece veriden ibaret olmayan içeriklerle ilgili işlemleri yapmaları çok zordur…

İçerik

Bilgisayarların keşfinde zaman alıcı sayısal hesaplamaları gerçekleştirmek vardır. Bir problem sayı dizgesi mantığına indirilebilirse sonuçlar bilgisayardan beklenebilir. Bilgisayarlar verileri işleyip sorunları sayısal mantıkla çözebilir. Ancak bilgisayarların sadece veriden ibaret olmayan içeriklerle ilgili işlemleri yapmaları çok zordur. İnsanlar için anlamlı olabilecek veriler, bilgi içeren veriler, bilgisayarlar tarafından yalnızca sayısal çerçevede incelenebilir. bu yüzden bilgisayarların içeriği  inceleyebilmesi için programlar yapılmaya başlanmıştır.

İçerik veriye çok benzer fakat içeriğin bilgi taşıması gibi önemli bir farkı vardır ve verilerin sürekli oluşturulup kaldırılabileceğini varsayarsak, içerikteki bilginin tekrar üretilemeyeceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla içeriği önemli kılan içerdiği bilgi ve anlamdır.

 

Bilgisayarların veri işlerken kullandıkları dil belli bir kitleye hitap eder ve alanla ilgisi olmayan insanlar için bu dil anlamsızdır. İçerik ise insanlar tarafından anlaşılabilir, içindeki bilgi alınabilir. Örnek vermek gerekirse, bilgisayar mühendislerinin işlem yaparken siyah ekranı ve kodları kullanması, yapılan işle ilgili bilgisi olmayan biri için bir anlam ifade etmeyecektir.

 

İçerik Yönetimi:

· İçerik yönetimi de bu bağlamda sayısal ortama geçirilmiş veya geçirilebilir olanların kullanılabilir olduğu zaman içinde ilgili tüm eylem, araç ve işlemlerdir.

 

· Bilgisayar kullanıcıları açısından içerik şöyle değerlendirilebilir; sayısal ortama geçirilebilir metin, resim, film, ses kaydı, faks, vb.

 

Web İçerik Yönetimi:

· Web sitesi içerik yönetimi, içeriği oluşturan verilerin toplanma, depolanma, düzenlenme, yayınlanma aşamalarından oluşur.

 

· Web içerik yönetimi web belgeleri topluluğunu kontrol etmek ve yönetmektir.

Web içerik yönetimi kural ve gerekçelerine bağlı olarak kontrol edilmiş sayfalar ziyaretçiler tarafından görüntülenebilirler. İçerik oluşturanlar belgelerini sisteme girerler ve görünüm editörünün onayına sunarlar. Görünüm editörü sitenin ziyaretçilere görünen kısmını düzenler.

 

Web içerik yönetiminde veri ve içerik toplama aşamasında diğer sayısal ortamlardan ve web sitelerinden faydalanılabilir, elde edilen veri veya içerik başka sayısal ortamlara ve web sitelerine aktarılabilir.

 

Görsel Kültür

Görsel kültür üzerine çalışan başlıca bilim adamlarından biri Stuart Hall’dur. Stuart Hall, Jessica Evans’ın sonradan düzenlediği Visual Culture: The Reader kitabında bakmak ve görmek arasındaki farkı tartışarak görselliğin önemini vurgulamıştır. Görmek kültürel anlam çerçevesinde bakılan objenin algılanıp yine aynı çerçevede anlamlandırılma ve yorumlanma sürecidir. Yani baktığımız objeyi görmeyebiliriz ancak gördüğümüz objeye bakmak zorunda kalırız.

 

Diğer bir çalışma da John Berger’in Görme Biçimleri(1990) kitabıdır ve bu kitabın ilk cümlesi ‘Görme konuşmadan önce gelir’dir. Cümlede vurgulanmak istenen görmenin, görseli algılamanın düşünmekten, konuşmaktan önce gelmesi ve bunun yaratabileceği güçlü etkidir. Gazetelerdeki haberler için profesyonel olmayanlar tarafından seçilmiş ve düzenlenmiş resimler kullanılsaydı, yazılar ilgi çekmezdi, zamanla gazetelerin tirajında bile düşüş görülebilirdi.

 

Malcolm Barnard(2002): ‘Görsel, kültürel, toplumun sahip olduğu mitlere vurgu yapan, onlardan yararlanan içerikler ilgi çekicidir.’ Toplum veya birey kendinden bir şeyler bulmadığı yazılara, fotoğraflara ilgi göstermez. Doç. Dr. Sevilay Çelenk TV metinleri incelemelerinde bu konu üzerinde durmuştur. İncelemelerde toplumumuzun hassas olduğu konuların TV metinlerinde nasıl kullanıldığını, mitlerin kullanımını ve kültürel değerler aracılığı ile ilgi çekilmek istenen konular ve verilmek istenen mesajın iç içe geçirildiğini anlatmıştır. Bu sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kullanılan bir yöntemdir. Devletlerden en küçük şirketlere kadar bu yöntem tanıtım ve imaj oluşturmak için kullanılmaktadır.

 

Akademik alanda tüm dünyada ilgi gören psikanaliz ve görsellerin kullanımı, günümüz profesyonellerince kurumların tanıtımı için öğrenilmesi ve uygulanması gereklilik haline gelmiştir. ABD ve İngiltere’de bazı üniversiteler görsel kültürle ilgili çalışmalarda, girişimlerde bulunmaktadır. Özellikle İngiltere’de kurulan yeni üniversiteler görselle, görsel kültürle yakından ilgilenmektedir. İngiltere’de Derby Üniversitesi 1991’de, Falmouth Sanat Okulu 1993’te görsel kültürle ilgili programlar yürütmeye başlamışlardır.ABD de görsel kültüre artan ilgisini akademik düzeye taşıyan diğer ülkelerden biridir. Chicago Üniversitesi, Northwestern Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi görselle, görsel kültürle ilgili dersleri bilimsel alanda okutmaya başlamıştır.

 

Chicago Üniversitesi öğretim görevlisi W.J.T. Mitchell insanların psikolojik ve ideolojik olarak sürekli bir görme ihtiyacının olduğunu söyler ve ona göre ortada bir dönemeç vardır. Bu dönemeç 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren güçlü görsel biçimleri, video ve sibernetik teknolojisinin ortaya çıkmasını, elektronik yeniden üretimin başlamasını ve görsel simülasyonların keşfedilip yaygınlaşmasını ifade eder.

 

Görsel kültür disiplinler arası bir alandır. Sosyoloji, Antropoloji, Psikoloji ile yakın ilişkisi olan görsel kültür, görsel olanı içinde bulunduğu kültürel bağlam içinde çözümler, anlamlandırır. Farklı kültürlere sahip insanlar aynı görselden farklı anlamlar çıkarabilir. Bu, görselde kullanılan ögeler ve göstergelerle ilgilidir. Ancak mesaj herkesin anlayıp yorumlaması için kurgulanıyorsa, görselde tüm dünyada kabul gören, anlaşılan ögeler ve göstergeler kullanılır.

 

Yakın zamanda ortaya çıkan görsel kültür kavramının oluşmasında katkısı olanların öne sürdüğü savlardan en önemlilerinden biri metin ve görsel arasında yapılan tercihin sebebini bize söyler: Görseller zihnimizi okumaktan daha az yorduğu için bilinçaltında daha çok tercih edilir (Bkz. çocukların kitaplardaki resimlere olan ilgisi). Ülkelerin eğitim sistemlerinde artık görsele verilen önem artmıştır ve dolayısıyla öğrencilerin başarısı görsel anlatımlara bağlı olmaya başlamıştır. Yetkililer düzenledikleri müfredatlarda şu bilimsel ifadeyi göz önünde bulundururlar: Görsel olan zihnimizde anlamlandırdığımız anda daha kalıcı olur ve ilgiyi daha canlı tutar.

 

Görselleri kendi izafet çemberi içinde değerlendiren kişiler sürecin sadece son kısmında yer alırlar. Süreç anlamın, görselin üretimi, sunumu ve okuyucu-izleyici tarafından algılanıp anlamlandırılması aşamalarını içerir. Görsel okuryazarlık ve imge alanında çalışan en yetkin bilim adamlarından biri kabul edilen Paul Messaris’in Visual Literacy: Image, Mind & Reality(1994) kitabındaki bir ifadesinde, görsellerin-imgelerin hem üretim hem de okurun yorumlama sürecinin birlikte incelenmesi, böylece anlama ulaşılması gerektiğini belirtir. Profesyonel anlamda görseller ve imgeler üzerinde yorum yapan, içindeki anlamları anlayabilen kişilerin en önemli özelliklerinden biri de görsellerin ve imgelerin incelenme süreçlerini aynı anda sürdürebilmeleridir.

 

Gillian Dyer, Advertising as Communication(1982) kitabında: ’50 yıl önce görseller kelimelere nazaran önemsiz ve etkisizdi. Ancak durum şimdi tam tersine döndü ve görseller-imgeler tuvalet kağıdını, şirketi, arabayı, politikacıyı hatta politik bir partiyi bile satabiliyor.’ demiştir. Bu cümle bize görsellerin tanıtım potansiyelini ve ikna etme kabiliyetini nasıl artırdığını açık şekilde anlatmaktadır.

 

Günümüzde görsel kültür ürünleri tüm sınırları aşabiliyor ve bu ürünler herkes tarafından kabul görüp, anlaşılabilen seviyeye gelmiştir.

 

Görsel İletişim Tasarımcısı:

· Görsel iletişim tasarımcısı kurumsal kimliğe uygun biçimde yeni anlatım dillerine, yeni iletişim kanallarına göre hedef kitleyi saptar ve buna göre fikir, hizmet ve ürün meydana getirir. Meydana getirilenlerin üretimi kadar tanıtımı, bilinirliği de önemlidir.

 

· Görsel iletişim tasarımcısı kurum ve kuruluşların zihindeki imgesini kalıcı olarak oluşturmakla yükümlüdür. Buna bağlı olarak etkili, derinlemesine etki eden, vurucu mesajların ve projelerin uzun vadeli olması da ayrı bir önem taşımaktadır.

 

Türkiye’de büyüyen rekabet ortamı, reklam-tanıtım faaliyetlerinde görsel iletişim diline hakim profesyonellere ihtiyaç duymaktadır.

 

Gazete, dergi, TV, billboard, internet, dergi gibi sosyal mecralarda görseller sürekli karşımıza çıkar. Görsellerle karşılaştığımızda zihnimiz farklı ve yorumlayıcı şekilde çalışmaya, algımız sosyalleşmeye başlar.

 

Felsefe uzmanı Hanno Hardt kelimelerin artık sadece bürokratik alanda ve iş dünyasının formları içinde kullanılmaya başlanacağını, kitaplar sadece bireysel girişim düzeyinde okunacağını belirtir. Hardt okuma kültürünün yerini izleme kültürüne bırakacağını söyler.

 

Apple firmasının eski CEO’su John Sculley iletişimin görselliğe bağımlı hale gelmesinin kesinlikle endişe verici olmadığını belirtir. Aksine görsellerin iletişimi kolay hale getiriyor ve sayfalarca yazı ile ifade edilen görüş ve olaylar tek bir fotoğrafa sığdırılabiliyor.

 

Sculley’in öngörüsüne göre teknoloji ve görsel iletişimin gelişimiyle var olan kelime ve fotoğrafların %98’i dijital ortama geçirilecektir. Dijital ortamda da ilgi çeken fotoğraflar olmadan metinler okunmuyor ve tanıtım gerçekleşemiyor. Günümüzde dijital mecrada tanıtım faaliyetleri, metinler fotoğraflarla desteklenmediği sürece çok da işe yaramıyor.

 

New York Üniversitesi Eğitim Psikologu Jerome Bruner, sosyal yaşamdaki insanların kişisel bilgisayarlar sayesinde görsel ve yazınsal anlamda pasif izleyici rolünü farkında olmadan kabul ettiklerini söyler. Ona göre kelimeler ve resimler ileride tek algı biçimi olacak ve iletişim güçlü, kalıcı hale gelecektir. Görselliği  ve bıraktığı etkiyi göz ardı etmek, hem iletişim açısından hem de tanıtım faaliyetlerinin başarısı açısından büyük bir hata olacaktır.

 

Fransız İşaretbilim uzmanı Fernande Saint-Martin’e göre renkler görsel dilin temelidir. Renkler ışığın bir formu olarak görsel dünyayı algılamakta bize yol gösterir. Saint-Martin ‘colorame’ adını verdiği görsel alfabenin resmin gerçek rengini, boyutunu, sınırlarını, konumunu ve içeriğini zihnimizde oluşturma işinde ana rolü oynar. Bir resmin fiziksel özellikleri ve içeriği bir kez karşı tarafa tanımlanıp bildirildiğinde başarılı bir algılama süreci için aşama tamamlanmış olur.

 

Görsellerin tasarım ve kullanımında, algılama sürecini etkileyen temel etmen renktir. Yapılan kampanya, haber, afiş vb. üretilirken karşı tarafı yakalamak renkler sayesinde kolaylaşabilir.

 

Dijital Analist ve Sosyal Medya Araştırmacısı Reha Başoğul’un ‘Birbirini tamamlayan kelimeler ve resimler iletişim sürecinde eşit şekilde önem taşır.’ ifadesi de görsel iletişim hakkında farklı bir yorum yapma imkanı sunmaktadır. Buradan anlaşılacağı üzere, sadece görsel veya metin tek başına yeterli olmayacaktır. İkisinin uyumlu biçimde kullanıldığı, birbirini destekler nitelikte olduğu durumlarda etkili iletişim ve içerik aktarma süreci başarılı olacaktır.

 

Görüntünün sözlü bir çevrimi olmadan anlaşılamayacağı durumlar da söz konusudur. Bu durumda öğrenme zor gerçekleşeceği veya gerçekleşmeyeceği için içeriğin sonradan hatırlanma şansı kalmayacaktır. Görüntüler sözlü olarak anlatılabildiği durumda hatırda kalabilir.

 

Kurgulanan haber ve tanıtım faaliyetleri hitap edilen kitleye göre düzenlenmeli ve yayınlanmalıdır. Örneğin bir gıda firması hitap edeceği kitlenin kültürüne, değerlerine bağlı olduğu fikrindeyse tanıtımlarında yöresel, kültürel mitlere vurgu yapmayı tercih eder. Uluslar arası bir firma da tanıtım faaliyetlerinde tüm dünyaya hitap edecekse evrensel mitleri, hitap edeceği toplum belli ve benzer yapıda olan diğer toplumlarla özdeşleşme kuran bir toplumsa bu ürünleri kullanmasının onu daha yüksek bir seviyeye getireceğine inanmasını, isterse o toplumun da diğerleri gibi huzurlu, mutlu olacağına inanmasını ister. Bu süreçte, izleyici-tüketici-ziyaretçi ürünler veya kampanyalar hakkında bilgi alıp alamadığına, ulaşılabilirliğine, kendini özdeşleştireceği toplum veya kesimle aralarında uçuk farklar olup olmadığına dikkat eder. Bu öğeler bilinçli şekilde kontrol edilmese de bilinçaltında sürekli bu evreler tekrarlanır.

 

Firmaların yayınladığı ‘başarı hikayeleri’ başlıklı biyografik haberler de bu mantıkla üretilir. Benzer şartlarda yetişen, başarılı ve kurumsal şirketlerde çalışıp katkıda bulunmak isteyen kişiler bu başarı hikayelerindeki başrolle kendilerini özdeşleştirir. Özdeşleştirme kullanımı firmalar için dijital mecrada oldukça önemlidir. Ziyaretçi kendi hayatından, düşüncelerinden benzer olay yada olgular yakalarsa tanıtımın başarıyla sonuçlanır.

 

Kaynakça

Barnard, Malcolm (2002). Sanat, Tasarım ve Görsel Kültür. Ankara: Ütopya Yayınevi.

Berger, Arthur A. (1989). Seeinga is Believing: An Introduction to Visual Communication. Mountain View: Mayfield Publishing Company.

Berger, John (1990). Görme Biçimleri. Çeviren: Yurdanur Salman, İstanbul: Metis          Yayınları

Fiske, John; Hartley John (1978). Reading Television. London: Methuen.

Foucault, Michel (1977). Discipline and Punish: The Birth of Prison.

Harmondsworth: Penguin

Hall, Stuart; Evans, Jessica (1999). Visual Culture: The Reader. London: Sage      Publications.

Moriarty, Sandra (Mayıs 1996). ‘’Abduction and A Theory of Visual Interpretation’’.       Communication Theory 6:2, s. 167-187

Başoğul, Reha (Mart 2009). İmajlar İçin Görsel İletişim ve Etik. www.rehabasogul.com

Dyer, Gillian (1982). Advertising as Communication. London and New York: Routledge

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir