obilir > Konular > Sağlık > Hastalıkla Mücadele > İki Diyaliz Arası Kilo Alımına Dikkat!

İki Diyaliz Arası Kilo Alımına Dikkat!

Hemodiyaliz hastalarında interdiyalitik ağırlık artışını azaltmanın en önemli yolu tuzsuz yemekten geçiyor. 2 veya 2.5 kilogramı aşan interdiyalitik ağırlık artışları, çok ciddi oranlarda hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarına neden oluyor…

 

Hemodiyaliz hastasının, iki hemodiyaliz seansı arasında aldığı ağırlığa ‘interdiyalitik ağırlık artışı’ ya da ‘seanslar arası ağırlık artışı’ (SAAA) denir. Seanslar arası ağırlık artışı konusunu değerlendirirken, diyetle kullanılan tuz konusunu ele almak gerekir. Çünkü iki-üç gün içinde gerçekleşen ağırlıktaki artma, yağ ya da kas miktarında artmaya bağlı değil. Sadece diyaliz hastasının vücudunda su birikmesine bağlı. Türkiye’de yapılan çalışmalarda günlük tuz tüketimi 15 gramın üzerinde. Bu kadar tuz tüketiyor olmamız, salça, turşu, tarhana ve kavurma gibi evde yapılıp tuzla saklanan besin kaynaklarını çok tüketmemizden kaynaklanır. Bunun yanında tuz oranı yüksek kebap, lahmacun ve benzeri ürünlerin yenilmesi de bu sonucu doğurur. İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşur. 70 kilogram ağırlığındaki bir insanın vücudunun yaklaşık 42 kilogramı sudur. Bunun 14 kilogramı hücre dışında olup, bunun da 3.5 kilogramı kan damarları içindedir.

 

‘İnterdiyalitik ağırlık artışının’ aşırı olması, kalbe zarar veriyor

Hemodiyalize giren bir kişi, iki diyaliz seansı arasında 4 kilogramlık ağırlık artışına sahip ise, hücre dışı sıvı miktarı 4 litre artmış demektir. Bu sırada, kan damarları içindeki su da 1 litre artmıştır. Hücre dışındaki su miktarı beş-altı litre arttıktan sonra biz bunu ödem olarak fark ederiz. Bu hasta örneğinde, damar içinde 3.5 litre olan su, 4.5 litreye çıkmış. Bu 1 litre fazlalık su, bir daha ki hemodiyaliz seansına kadar damar içinde kalır. Bu sırada, bu su fazlalığı hastanın kan basıncının yani tansiyonunun yükselmesine, damarların ve kalbin genişlemesine, dolayısıyla kalbin yorulmasına neden olur. Hem tansiyonu arttırması hem de kalbin duvarlarına fazla suyun direkt kendi baskı yapması nedeniyle, kalp duvarlarında kalınlaşma ortaya çıkar. Buna sol ventrikül hipertrofisi denir. Kalp damar hastalıklarına ve kalp yetmezliğine zemin hazırlar.

 

4 saatlik bir hemodiyaliz seansında 2.5 litreden fazla sıvı çekiliyorsa (UF yapılıyorsa), seans sırasında kramplar ve hipotansiyon atağı denen tansiyonda düşmeler ortaya çıkar. Yani, vücuttan fazla olan suyu çekmek zorlaşır. O seansta çekilemeyen su fazlalığı vücutta birikir ve sonraki seansa bırakılır. Bir daha ki seansa ise yeni alınan ağırlık artışı da eklenir ve sıvı birikimi vücutta kalıcı olur. Bu durumda kalıcı hipertansiyon gelişir ve kalbin üzerinde fazla suyun oluşturduğu yük devamlı olur. Sonunda, kalp odacıkları genişler. Kalp kanı iyi pompalayamaz hale gelir, yani kalp yetmezliği oluşur. Bu esnada, yüksek olan kan basıncı düşebilir. Bu düşme ya da kan basıncının bu sırada normalleşmesi yalancı bir iyileşmedir. Çünkü kalp iyi kan pompalayamadığı için tansiyon düşmüştür.

 

Diğer yandan, iki diyaliz arasında 2.5 kilogramı aşan ağırlık artışları vücuttan uzaklaştırılırken, ortaya çıkan tansiyonda düşme atakları sırasında başka önemli sorunlar da olabilir. Bunlardan biri kramplardır. Kaslarda ağrıyla ortaya çıkan istemsiz kasılmaların nedenlerinden biri de, 4 saat içinde fazla miktarda UF yapmak zorunluluğudur. Bu arada, fazla miktarda UF yapılan ve tansiyonunda ani düşmeler yaşanan diyaliz hastasında kalp damarlarında daralmalar varsa göğüs ağrıları hatta miyokart enfarktüsü dediğimiz kalp krizi bile gelişebilir. Görüldüğü gibi ‘interdiyalitik ağırlık artışının’ aşırı olması, özellikte kalpte olmak üzere, vücudunuzda çok önemli hasarlara neden oluyor.

 

İnterdiyalitik ağırlık artışının fazlalığı nasıl önlenir?

Bir kısmınız bu soruya, “Tabii ki iki diyaliz arasında su içmeyeceğim” yanıtını verdiniz. Bu doğru yanıt değildir. Doğru yanıt “Tükettiğim besinlerdeki tuz kullanımını azaltacağım ya da sıfırlayacağım” olmalıdır. 70 kilogram ağırlığındaki bir diyaliz hastasına verilen beslenme planındaki besinlerin içinde, hiç tuz katılmasa bile üç-dört gram tuz vardır. Yemekteki etin içinde, kereviz bitkisinde, kullanılan unda doğal olarak tuz bulunur. Diyaliz hastası beslenmeyle aldığı her 9 gram tuz için 1 kilogram su içmek zorundadır. Bu sebeple interdiyalitik ağırlığında 1 kilogramlık artış olur. 4 kilogram interdiyalitik artışı olan hasta, o iki diyaliz arasında, 36 gram yemek tuzu tüketmiş demektir.

 

Buna karşın, yemeklerinde hiç tuz kullanmamış bir diyaliz hastası, günde sadece 3 gram tuz (doğal olarak besinlerde olan tuz) alır. Bu şekilde yemeklerine hiç tuz eklememiş diyaliz hastalarında, iki diyaliz arası ağırlık artışı yaklaşık 1 kilogram olacağından;

  • Bu kişide tansiyonda yükselme, kalpte büyüme, kalp yetmezliği gibi uzun süreli sorunlar olmaz.
  • Kramp, hipotansiyon atağı gibi diyaliz sırasında yaşanan akut sorunlar da yaşanmaz.

 

Hastalar tuzsuz yemek yenmesini yanlış anlıyor

Diyaliz hastaları ‘tuzsuz yemek yenmesi gerektiği’ söylendiğinde genelde farklı şekilde anlamaya eğilimli oluyor. Şöyle ki; yemek normal tuzlu pişiriliyor, masada tuz eklemiyor ya da yemek pişirilirken evde yapılan tuz oranı yüksek domates salçası kullanılıyor, sonrası tuz eklenmiyor gibi. Buna karşın tuzsuz yemek derken; besinlerin doğal haliyle pişirildiği, ev salçasının kullanılmadığı ve hiçbir şekilde tuz ilave edilmeden tüketilen yemek anlaşılmalıdır. Bu arada cips, kraker gibi tuzlu yiyecekler kesinle kullanılmamalı. Hasta 15 gün tam tuzsuz yemek yer ise, bu diyete tam olarak alışır.

 

Yeri gelmişken vurgulanması gereken başka bir konuyu da ele almamız iyi olacak. Sodyumu azaltılmış tuz kullanımı yani diyet tuz konusudur. Bu tuzların, sodyum içeriği azaltılırken, böbrek hastaları için çok ciddi zararı olan potasyum içeriği de arttırılmış. Bu nedenle, böbrek hastalarında bu tür tuzları kullanmak hiperpotasemi yapar. Bu nedenle kullanılması kesinlikle yasaktır. Görüldüğü gibi, hemodiyaliz hastalarında interdiyalitik ağırlık artışını azaltmanın en önemli yolunun tuzsuz yiyecek tüketimi olduğu aşikârdır. Çok nadir olarak çok su içmek ya da sulu içecekleri çok tüketmek de, interdiyalitik ağırlık artışının artmasına neden olabilir.

 

İnterdiyalitik ağırlık artışı ne kadar olursa zarar vermez?

Besinlerin doğal olarak bulundurdukları sodyum dışında, dışarıdan ilave edilen tuzun her 9 gramı için 1 kilogram interdiyalitik ağırlık artışı olacağı bir gerçektir. En ideal olanı tam tuzsuz yemek ve bunun sonucunda 2 günlük diyaliz arasında 0.8 kilogram, 3 günlük diyaliz aralarında ise 1 kilogram interdiyalitik ağırlık artışı olmasıdır. Bu başarılmazsa, interdiyalitik diyaliz aralarında 2.0-2.5 kilogramı hiçbir zaman aşmamak gerekir. Çünkü bu değerleri aşan interdiyalitik ağırlık artışı olduğunda, hemodiyaliz hastalarında hipertansiyon ve kalp hastalıkları çok ciddi artıyor.

 

Hemodiyaliz hastalarına önemli notlar

  • İnterdiyalitik ağırlık artışının miktarı hastanın tuz kullanımına bağlıdır.
  • Tam tuzsuz diyet uygulanabilir ise, interdiyalitik ağırlık artışı 1 kilogramı aşmaz.
  • 2.0-2.5 kilogramı aşan interdiyalitik ağırlık artışları, çok ciddi oranlarda hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarına neden olur.
  • Tuzsuz yemek interdiyalitik ağırlık artışını azaltırken, hemodiyaliz sırasında çok miktarda su çekmenin sonucu olan hipotansiyon atağı ve kramp oluşmasını da önler.
  • Tuzsuz yemek demek, tüketilen besinlerin hepsinin ‘mutlak tuzsuz’ olmasıdır.
  • Diyet tuz kullanımı diyaliz hastaları için çok zararlıdır ve yasaktır

 

Bu makale, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Üyesi  Prof. Dr. Mehmet Özkahya

tarafından, Fresenius Medical Care Türkiye’nin yayınladığı “Yaşam Işığı” dergisi için kaleme alınmış, FMC Türkiye Kurumsal İletişim Departmanı tarafından “makalemarketi”nde yayınlanmak üzere paylaşılmıştır.

 

FRESENIUS MEDICAL CARE, TÜRKİYE Böbrek yetersizliği hastalarının tedavileri alanında faaliyetlerini sürdüren 3 farklı şirketinin çatısı altındaki 50 diyaliz kliniği, 2 üretim tesisi, 7 ecza deposu, satış, bayi, teknik servis ağı ve 2000’e yakın çalışanı ile ülke çapında yaklaşık 30 yıldır faaliyet göstermektedir. Fresenius Medicale Care kurumsal web sitesi içerisinde size en yakın diyaliz kliniklerini bulabilir, soru ve sorunlarınız için uzman desteği alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir