İdare-i Maslahat Nedir?

İdare-i Maslahat günümüzde çok fazla kullanılmayan, fakat uygulanan bir sözdür. Vicdani zekâsı olmayan insanların yapmış olduğu bir eylemdir. Sadece durumu idare eden bu tiplerin amacı günü kurtarmaktır. “Batılı ve düşmanı hoşgörmek”tir. “İkiyüzlü olmak”tır. RiyakârlıktırSahtekârlıktırEyyamcılıktır.

Olması gereken şekil ve nitelikte değil de, günün şartlarına ve kişinin çıkarlarına göre hareket etmektir. “Nabza göreşerbet vermek”tir. “Fazla kurcalama, işi oluruna bırak” türünden bir durumdur. “Köprüden geçene kadar ayıya dayı demektir.” Aynı zamanda.  “Umursama, durumu geçiştir, bugünü kurtar, yarını ırgalama” şeklinde davranmaktır. Kişisel çıkarlarını korumak için, kurulu düzene karşı çıkmadan, her türlü yalakalığı yapan insanları tanımlayan bir sözdür.  “Salla başını, al maaşını” türünden davranan kişilerdir. Yetkin ve gücün varsa “her sözün başım-gözüm üstüne” diyen kişidir.

İdare-i maslahatı kul hakkı yiyerek yapan zalimler, sadece benim yerim sallanmasın, mevcut pozisyonum bozulmasın, gerisi ne olursa olsun diyen kişilerdir. Buram buram menfaatçilik kokan bu tipler “kimin arabasına binerse onun düdüğünü çalarlar.” Deyim yerindeyse, “rüzgâra göre işerler.” Etliye sütlüye karışmayan bu tiplerden dönün bakın etrafınıza o kadar çok ki. Ve buna çanak tutan “adam işini biliyor” diyerek gemisini yürütenleri de çok iyi bilirim. “Gelen ağam, giden paşam” diyen bu idareci tipler ise, kamuda benim ihtisasım olmuştur.

Aslında hayatımız boyunca yaptığımız şeydir idare etmek. Çok matah bir şeymiş gibi ömrümüz boyunca da öğretilir. Ananı idare et, babanı idare et. Okula git hocaları idare et. Dersleri idare et. Evlenince evini idare et. Üstüne birde eşini idare et. Kaynananı, kayınbabanı derken, çoluğunu çocuğunu idare et. Konu komşu, eş-dost hadi neyse, onları geçtim. Yetmedi, iş yerinde amirini-memurunu idare et. Bu arada kendi sosyal hayatın ve özel hayatın arasındaki “gel- git”leri idare et. Ha bire idare et. Anasının avutamadığı, babasının büyütemediği herkesi idare et. Tabi ki, kimin idare ettiği, idarenin kime geçtiği de ayrı bir konu. Acaba idare edeyim derken idareyi başkalarına mı kaptırıyoruz ki? Sadece idareyi mi? Kişiliğinizi, karakterinizi, haysiyetinizi, şerefinizi, onurunuzu, her şeyinizi. O kadar çok taviz veriyoruz ki.

Zaten maslahat kelimesinin kökeninin “sulh” kelimesinden türediği söyleniyor. Yani barış anlamında kullanılan bir kelime. Osmanlının son demlerinde valiler işin içinden çıkılmaz bir durumla karşılaştıklarında hükümete ne yapacaklarını sorarlarmış. Valiye verecek açık bir cevabı olmayan “devlet-i aliye” ise; “idare-i maslahat et

telgrafı çekermiş. O zamanın Edirne valisi her defasında “idare-i maslahat et” cevabından bıkmış ve bir gün dayanamayıp İstanbul’a “idare elden gitti, elimde sadece maslahat kaldı” şeklinde hafif argo içeren bu karşılığı vermiş.

Aman ha! Neme lazım, siz siz olun “idare-i maslahat” etmeyin. O zamanki valinin elinde şükretsin ki maslahat kalmış. Şu zamanda hiç kimse size maslahatı da bırakmaz. Sadece kendinizi idare ettiğiniz, bol idareli günler diliyorum. Saygılarımla…

Leyla YARGI MANTAR
yargimantar@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir