obilir > Konular > Toplum > Hukuk > Hukuk Güvenliği Nedir? Hukuk Güvenliği Bilinci Sarsılırsa Neler Olur?

Hukuk Güvenliği Nedir? Hukuk Güvenliği Bilinci Sarsılırsa Neler Olur?

Hukuk güvenliğini; Kişilerin; can, mal, namus ile din ve vicdan emniyetlerinin hukuk kuralları tarafından korunacağına olan inanç olarak ifade edebiliriz. Hukuk kurallarının kişiler tarafından öngörülebilir olması ve kişilerin hukuk düzenine dolayısıyla devlete olan güven ve bağlılığı hukuk güvenliği bilinci ile mümkündür…

 

Hukuk güvenliğini; Kişilerin; can, mal, namus ile din ve vicdan emniyetlerinin hukuk kuralları tarafından korunacağına olan inanç olarak ifade edebiliriz. Hukuk kurallarının kişiler tarafından öngörülebilir olması ve kişilerin hukuk düzenine dolayısıyla devlete olan güven ve bağlılığı hukuk güvenliği bilinci ile mümkündür.

Kişilerin hukuki olarak kendilerini güvende hissetmesi için bu temel değerlerinin zarar göreceği ile ilgili şüphe içinde olmaması gerekir. Hukuk devleti ise bu kuralların sözde değil özde uygulandığı yönetim düzenidir. Slogan niteliğinde kulağa hoş gelen muhteşem hukuk kurallarının olması, o kuralların uygulanmasındaki metot adalete olan güveni sarsıyorsa, hukuk güvenliği bilinci de sarsılmış demektir.

 

Kişilerin hukuki olarak kendilerini güvende hissedebilmesi için;

 

Tâbi olduğu kanunların ve alt kuralların kişiye veya belirli bir olaya özgü olmaması adil ve kamu vicdanını uygun olması gerekir.

 

Uygulayıcı olan devletin kurumları ve yönetimdekiler de bu güven duygusunu zedeleyici muamelelerden kaçınması gerekir.

 

Devletin faaliyetlerine duyulan güven aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine olan güveni de kapsar. Zira herkes yürürlükteki kurallara göre yaşar ve İşle ilgili kararlarını, yatırımlarını buna göre planlar. Bugün başka yarın başka bir hukuk kuralının uygulandığı bir ülkede hiç kimse hukuki olarak kendini güvende hissetmez. Bir operasyonu andıran hızla halkın tabi olduğu kuralların değişmesi bir yandan hukuk güvenliği bilincini sarsar diğer yandan da yeni düzenlemenin de aynı şekilde değişebileceği şüphesini uyandırır.

 

Aynı şekilde yürürlük konusunda yürütme organı bir değişiklik yapma ihtiyacı duyduğunda yeni düzenlemenin de adil ve eski kurallara tabi olanların yaşamlarını zorlaştırmaması, onların kazanılmış haklarını zedelememesi gerekir. Yürürlükteki hukuk kurallarına göre hayatını idame ettiren yeni yapılan değişikliklerle mağdur durumuna düşmemelidir. Yapılan değişiklikler hukuk güvenliği perçinlemeli zedelememelidir.

 

İşte bu anlamda yeni kuralların değişmesi sürecinde kişilerin temel haklarına zarar vermeden başka bir deyişle kişileri mağdur etmeden bu değişimin gerçekleştirilmesi hukuk düzenine olan güveni artırır.

 

Herkes din ve vicdan emniyetini, namusunu, canını ve malını korumak için taşıdığı silahını bırakıp bunları korumak için örgütlenen devlete tabi olmasının özünde bu hukuk güvenliği bilinci yer almaktadır. Devlete giden sürecin çıkış noktası bu değerlerin korunması ve geliştirilmesinde yatmaktadır.

 

Türkiye’nin kendi komşusuna sırt çevirerek okyanus ötesini memnun etmek için uyguladığı politikalar, yabancı sermayenin önünün açmak için yapılan teşvik ve kolaylıklar, toprak satışı, azınlıklara verilen haklar, din kardeşleri karşısında haçlı organizasyonunun yanında yer alması, yabancıların yüzünü güldürse de; Devletin en zor zamanlarında yine onun için fedakarlık yapacak, gerekirse canının verecek olan kendi vatandaşları ile olan bağını zayıflatmaktadır. Hukuk güvenliği bilincinin sarsılması durumunda devletle vatandaş arasındaki bağ ortadan kalkacağı için ortaya çıkacak boşluk savaştan bile daha vahim sonuçlar doğuracak, hiç kimsenin; can, mal, namus ile din ve vicdan emniyeti kalmayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir