obilir > Konular > Toplum > Toplumsal Sorunlar > Karanlıktan Aydınlığa Çıkmak İçin Eğitim Şart!

Karanlıktan Aydınlığa Çıkmak İçin Eğitim Şart!

Ülkemizde meydana gelen her türlü çirkin olayların önlenebilmesi için eğitime önem vermeliyiz…

 

Ülkemizin yaşadığı en büyük sıkıntıların başında işsizlik gelmektedir. İşsizlik ve çaresizlik yüzünden gençlerimiz maalesef gayrimeşru yollara başvurmaktadır. İşsiz ve çaresiz gençlerimiz hayatlarını sürdürebilmek için ya hırsızlık yapmak, ya adam dolandırmak, ya uyuşturucu satmak ve kullanmak, ya da kapkaç yapmak durumunda kalmıştır. Gayrimeşru yollara başvuran gençlerden bazıları hırsızlığı, dolandırıcılığı ve uyuşturucu satmayı meslek haline getirirken; bir kısım gençlerde çaresiz kaldığı için bu gayrimeşru işlere başvurmaktadırlar. Bunun böyle olduğunu yakalananların ifadelerinden öğreniyoruz.

 

Her akşam haber dinlemek için televizyonlarının karşısına geçen vatandaşlarımızın ilk duyacağı ve göreceği haber, ya ölümle sonuçlanan kapkaç olayı ya da emniyet güçlerimiz tarafından yakalanan uyuşturucu çeteleri olmaktadır.

 

Ülkemiz fuhuş merkezi haline gelmiştir. Çeşitli ülkelerden kandırılarak ülkemize getirilen kadınlar ve kızlar fuhuş çetelerinin ağına düşmekte ve fuhuş yapmaya zorlanmaktadır. Getirilen bu kadınların bir kısmı fuhuş yapacağını bilirken; bir kısmı da Türkiye’de çalışacağını zannetmektedir.

 

Bu çirkin tablo ülkemize hiçbir zaman yakışmayan kara bir tablodur. Bu çirkinliği bu aziz vatana ve millete yakıştıran organize suç çeteleri mevcuttur. Bu çetelerin yönlendirmesiyle harekete geçen uyuşturucu, kapkaç, hırsızlık ve fuhuş elemanları ülkemizin huzurunu bozmaktadır. Hırsızlık ve kapkaç yüzünden insanlarımız sokaklarda emniyet içerisinde çarşı-pazar dolaşıp alış-veriş yapamaz hale gelmektedir. Çocuklarını okula gönderen ebeveynler de çocuklarının bir uyuşturucu simsarının veya bir organ mafyasının eline düşmesinden endişe etmekte; çocuğunu okula kendisi bırakmak zorunda kalmaktadır. Gayrimeşru yollarla para kazananlar, işlerini daha verimli hale getirebilmek için yeni yeni metotlar geliştirmektedir. Bu metotlar sayesinde birkaç saniye içerisinde işini halledebilmektedir. Aynı şekilde bir kapkaççı da aynı profesyonellikle işini yapmaktadır. Yakalanmamak ve işini en verimli, en hızlı bir şekilde yapabilmek için motorize ekipler halinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu çetelere dâhil olanların pek çoğu hayattan ümidini kesmiş gençlerden ibarettir.

 

Hapisten yeni çıkmış kişilerin bir işte istihdam edilmeleri mümkün görünmemektedir. Zira bu kişiler “damgalı” oldukları için işverene güven vermezler. İşverenin güvenebileceği kişilere ihtiyacı vardır. Hal böyle olunca; bu insanlar, gayrimeşru yollarla para kazanan suç örgütlerinin tuzağına düşebilmektedirler.

 

Yüksekokulu bitirdiği halde iş bulamayan milyonlarca gencimiz vardır. Bunlar yüksekokullarını bitirdiklerinde diplomalı işsizler ordusunun birer neferi haline gelmektedirler. Gençlerimiz; üniversiteyi bitirmek ve sonrasında da bir işe giriş yapabilmek için dershane kapılarında, sınavlara girmekle yıllarını heba etmektedir. Düşünün ki; bir gencimiz 25–30 yaşına geldiğinde ancak bir iş sahibi olabilmektedir.

 

Bu kara tablonun ortadan kaldırılması için birkaç önlem:

a-) Eğitimde Kalite: Sınav dönemlerinde özel okullardan mezun olan gençlerimizin devlet okullarından mezun olanlardan daha başarılı olduğunu görmekteyiz. Özel okullardan mezun olanların üniversite sınavını kazanma şansları; devlet okullarından mezun olanlardan %70 daha fazladır. Bu nedenle; devlet okullarından mezun olanların pek çoğu dershanelerin yollarını aşındırmakta, rant çevrelerinin ceplerini doldurmaktadır. İlk sınavda başarılı olamayanların oranı da bir hayli yüksek olduğundan; yeterli puanları alamayan gençlerimiz, ikinci defa dershaneye gitmekte veya kabullenmek zorunda kaldığı bir bölümü tercih etmektedir.

 

Devletimiz, eğitimde kaliteyi Avrupa standartlarına taşımak zorundadır. Çok ciddi bir etüt yapılmalı, ilk on yılın öğretmen, mühendis, doktor vb. ihtiyaçlarını tespit etmeli, ona göre öğrenci alımı yapmalıdır. Böyle bir reform yapıldığında mezun gençlerimizin istihdam edilmeme gibi korkuları olmayacaktır.


b-) Eğitimde Fırsat Eşitliği: İlkokuldan itibaren öğrencinin zekâsı takip edilmeli; öğrencinin hangi mesleğe yatkın olduğu tespit edilmelidir. Eğitimlerini bilinçli yöntemlerle tamamlayan çocuklarımız üniversite çağına geldiğinde sınavsız bir şekilde kabiliyetine göre bir alan seçmeli ve orada eğitimini tamamlamalıdır. Üniversiteyle tanışan gençlerimize üniversite ortamında bilgisini geliştirebilmesi ve araştırmasını yapabilmesi için geniş imkânlar sağlanmalıdır. Bu işe ciddiyetle yaklaşıldığı takdirde; ihtiyaç duyulan nitelikli insan gücüne de kavuşmuş oluruz. Devletimizin bunu Milli bir mesele olarak görmesi halinde, ülkemizden beyin göçünün de önüne geçilmiş olur.

 

İkinci eğitimde okuyan gençlerimizden “katkı payı” alınmamalıdır. Devlet üniversitelerinin yanı sıra, pek çok özel üniversiteler eğitim vermektedir. Burada aynı tablo yine karşımıza çıkıyor. Parası olanlar en kaliteli üniversitelerde okurken; imkânsızlık sebebiyle okuyamayan gençlerimiz mevcuttur. Düşünüldüğünde, dikkate alınmayan bu büyük kitle içerisinde çok zeki, yaratıcı gençlerimizin heba edildiğini düşünebiliriz. Gençlerimiz, ülkemizin geleceğidir. Gençlerimize eğitimde fırsat eşitliği sağlandığı takdirde gençliğe yatırım yapmış oluruz. Gençlerimiz; bilgisiyle, zekâsıyla; hem ülke ekonomisinde, hem sağlık sektöründe, hem eğitim sektöründe büyük faydalar sağlayacaklardır. Bu işi başarabilmek için kesinlikle köklü reformlar yapılmalı, gençliğin önündeki “korku duvarları” bir bir yıkılmalıdır.

 

c-) Beyin Göçünün Önlenmesi: Özel ve devlet üniversitelerinde okuyan gençlerimizden pek çoğu daha ilk yıllarında kabiliyetleriyle dikkat çekmektedirler. Fark edilen bu gençlerimize Avrupa yolları açılmaktadır. Üniversitelerimizden mezun olan geleceğin nitelikli insan gücü, bir gurup “Beyin Avcıları” tarafından yurtdışına götürülmekte; buralarda gençlerimize araştırma ve inceleme yapabilmeleri için büyük imkânlar sağlanmaktadır. Bu imkânlara kavuşan genç beyinlerimiz, Avrupa’da çok büyük başarılara imza atmaktadırlar. Zaman zaman gazetelerden ve televizyonlardan bu haberleri duyduğumuzda göğsümüz kabarsa da; gözlerimiz yaşarmaktadır.

 

Avrupalılar, bilim adına ırk ve din ayırımı yapmadan gençliğe yatarımlar yaparlarken; bizler neden gençlerimize yatırım yapmayalım? Çaresizliğe mahkûm edilen gençlerimiz neden kapkaççı olsun? Neden hırsız olsun? Neden uyuşturucu batağına saplansın? Ülkemiz için “Açık Yara” haline gelen bu sıkıntıların tamamını, ancak eğitime yapacağımız yatırımlarla ortadan kaldırabiliriz. Bu projeyi hayata geçirebilmek için ülkemizin bilim adamlarını, profesörlerini ve akademisyenlerini seferber etmeli, onların bu konuda geliştirecekleri projeleri zaman kaybetmeden hayata geçirmelidir.

 

d-) Mesleki Eğitim: Ülkemizde her ailenin evlatlarını okutabilecek ekonomik imkânlarının olmadığı açık bir gerçektir. Milletimiz için geleneksel anlamda devlet “Baba” dır. Genel anlamda da “Sosyal Adalet” sağlayıcıdır. Devletimiz, bu vasıflarını hızlı bir şekilde harekete geçirerek; okuyamamış, “Çocuk Simsarları”nın elinde sokaklarda dilenmeye, kapkaç yapmaya ve uyuşturucu satmaya zorlanan yavrularımızı toplayarak onlara sahip çıkmalıdır. Bu yavrulara barınma, yeme ve içme imkânları sağlanmalıdır. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra bu çocuklara mesleki eğitimler verilmelidir. Eğitimini tamamlayanlara diplomaları ile birlikte iş yeri açabilecekleri miktarda krediler verilerek onlara hayat mücadelelerinde tam destek sağlanmalıdır. Bu projelerin uygulanması halinde; ülkemizde vücut bulan gayrimeşru hadiseleri ve işsizlik belasını yok edeceğimize inanıyorum.

 

e-) Cezaevi Çocukları: Şu veya bu şekilde cezaevlerine düşmüş çocuklarımız için cezaevlerinde bir dizi reformlar yapılmalıdır. Bu reformların başında; mesleki eğitimler gelmektedir. Meslek sahibi olan gençlerimiz; cezaları bittikten sonra para kazanabilecek, ailesine yardım edebilecek, topluma faydalı bir birey haline dönüşecek ve hayatını sorunsuz bir şekilde sürdürebilecektir. Yani; “suç makinesi” iken ailesine ve topluma faydalı bir kişi olduğunu fark edip, kendisine olan öz güveni artmış olacaktır.

 

Bir diğer reformda şu şekilde olabilir: Suç işlemeye meyilli çocuklarımız, devletimiz tarafından görevlendirilen psikologlar tarafından rehabilite edilmeli ve suç işleme dürtüleri köreltilmelidir. Bu uygulamayla gençlerimizin hayata bakış açıları olumlu yönde değişmiş olacaktır.

 

Cezaevlerinde mesleki eğitimler sürdürülürken; “Cezaevleri Ligi” kurulmalıdır. Futbol, basketbol, masa tenisi, tavla ve satranç gibi sportif aktiviteler hayata geçirilmeli; böylece gençlerimizi “Suçluluk Psikolojisi”nden ve “yarınım nasıl olacak?” kaygısından kurtarmış oluruz.

 

Son söz olarak şunu söyleyebilirim: Bu projelerin tamamı bilimsel metotlarla uygulandığı zaman ülkemizin cennete dönüşeceğinden ve kısa zamanda sıçrama yapacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bir ülke ancak eğitimle, araştırmayla ve bilimsel metotlarla yükselebilir. Bunun başka bir yolu var mı bilmiyorum?

 

Halit Durucan

Emekli, yazar.

atessbeyy@mynet.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir