obilir > Konular > Toplum > Yaşam > Geçmişin İzlerini Taşıyan Ulu Ağacı Tanımak İster Misiniz?

Geçmişin İzlerini Taşıyan Ulu Ağacı Tanımak İster Misiniz?

Yaşadığımız yerde, evimizin önünde insanların dinlenmesi için yerel yönetim tarafından biz insanların istifadesi için yapılmış küçük bir park var. Bu parkın içine de geçmişin izlerini taşıyan ulu ağaçlardan, çınar ağacından 28 tane dikilmiş…

Boşuna dememişler ulu ağaç diye sana,

Kollarını, dallarını açmışsın dört bir yana.

Kucak açarsın sıcaktan yanana, ağlayana.

Ulu ağaç genişlik katar çevreye, baksana.

 

Sana bakınca bir çok kelime gelir aklıma.

Ulu, Hoşgörü, güzellik, mutluluk at dalıma.

Senin yaprağını döşedim odadaki halıma.

Ulu ağaç güzellik katar çevreye, parkıma.

 

Biliyorum canlıların hayat kaynağı sudur,

Su ver, susuzluktan kanayan çatlağı durdur.

Çevrene ağaç dikerek yeşil  çevre kurdur.

Ulu ağaç yeşillik katar çevreye, bak şudur.

 

Dere kenarında sulak yerlerde coşar kanın,

Tabi ki sudur yaşamını sağlayan her canın.

Piknik yapılacak yerdir, yemyeşil her yanın.

Ulu ağaç eğlence katar çevreye, canlanın.

 

Su olmayınca solmaya başlar yaprakların,

Hayat kaynağı, susuz kalmasın toprakların.

Yeşillik alanlar, ağaç altı piknik durakların.

Ulu ağaç oksijen verir çevreye, yeşil yolların.

 

Sen uzun yaşarsın, her kolunda tarih kokar,

Yörenin tarihini öğrenmek için sana bakar.

Kaç senedir dibinden buz gibi çıkan su akar?

Ulu çınar serinlik katar çevreye, göğe çıkar.

 

Yapraklarını, ellerini dua için açar havaya.

Günahların affı için muhtaçsın duaya, sıvaya.

İnsanoğlu  bir gün göçecek gerçek yuvaya.

Ulu çınar hoşgörü katar çevreye, her sahaya.

 

Yaşadığımız yerde, evimizin önünde insanların dinlenmesi için yerel yönetim tarafından biz insanların istifadesi için yapılmış küçük bir park var. Bu parkın içine de  geçmişin izlerini taşıyan ulu ağaçlardan, çınar ağacından 28 tane dikilmiş.

 

Sizlerin de bildiği gibi tüm canlılar susuz yaşayamaz. Su yaşamın kaynağıdır, çınar ağacının da  en çok istediği sudur. Bu ağaç susuz asla büyüyemez, susuz kaldığı  zaman yaprakları solmaya, kurumaya yüz tutar. El gibi dallarını su için açar, suyu gördüğünde dalları iyice açılır. İnsanlar da susuz kaldığında, yağmur yağmadığında yağmur için yüce Yaratana ellerini açıp dua etmezler mi?

 

Dikkatiniz çekti ise bu ağaç dere kenarlarında ve sulak alanlarda olur. Suyu gördüğü zaman yeşerir sanki bizlere gülümsemeye başlar. Her yeri bu ağacın yeşilliği, güzelliği, ululuğu kaplar.

 

İnsanoğlu yeşil olan yerleri arar, yeşile koşar, yeşili korumaya çalışır. Çünkü ağaçlar hayat döngüsünde canlıların oksijen deposudur. Bitkiler, biz canlıların çıkardığı karbondioksitleri temizleyen bizler için de temiz hava yayan hayat kaynağıdır.

 

Belediye on beş günde bir itfaiye ile bu ağaçları suluyor. Ağaçların dibine de damlama sistemi yapılmış. Parkların bekçisi yok, olmaması da normal bu kadar küçük bir parka bekçi mi verilir?Bekçisi yakınında oturan insanlardır. Parka yakın olarak oturan park yakınındaki mahalleli, yani bizleriz.

 

Bölgemizde yaz mevsimleri  sıcak ve kurak geçtiğinden susuzluk sorunu yaşanmakta, mahallelere dönüşümlü olarak su verilmektedir. Bizim mahalleye de akşamları su verilmekte, insanlar da su saatini bildiği için ona göre tedbiri  alıp suyunu bu saatlerde almaktadır.

 

Belediyenin on beş güne bir verdiği su ile bu ağaçlar doyar mı?Adı üzerinde ulu ağaç, bir de yeni dikildikleri için, çocukluk döneminde bol bol suya ihtiyaçları var. Hele bu bölgede, bu mevsimde daha çok, her gün suya ihtiyacı olan, doymak bilmeyen bir ağaçtır. Suyun geldiği saatlerde damlama açılmalı ulu ağaç suya doymalıdır.

 

Geçen ay, Ramazan ayında bu ağaçlar eski canlılığını yitirmiş, yaprakları solmaya, buruşmaya yüz tutmuştu. Sanki bu ağaçlar da oruç tutuyor. Suyun geldiği saatlerde suyunu tam alamıyorlardı. Her gün mesaiden sonra aşağıya, ağaçların yanına parka iner, diplerine bakardım. Dipleri yaş olduğu halde suyunu  niçin tam alamıyorlardı?

 

Ağaçların dibini ot bürümüş, akan suyu da bu otlar emiyordu.

 

Bu ağaçları bu asalaklardan kurtarmalı, ağaçların diplerini temizlemeliydik. Okula bu yıl başlayacak, küçük çocuğumuz Muhammed Emin ile iftardan 2 saat önce inip her gün dört ağacın dibini otlardan temizleyerek  havuz yaptık. Ağaçlara su verdikçe yaprakları daha güzel ve yeşil açmaya başladı. Kurumaya yüz tutmuş ağaçlar yeniden doğmuş gibi ışkın sürmeye başladı.

 

O Mübarek günlerde suya hasret bu ağaçları suya kavuşturmanın mutluluğunu Muhammed Emin ile birlikte yaşadık. Suyun geldiği akşam saatlerinde iftardan sonra parka iniyor bir yandan çayımızı içerken diğer yandan da ağaçların kana kana su içtiklerine şahit oluyorduk. Mahallemizdeki evimizin önündeki bu ulu ağaçların büyüdüğünü görünce daha çok seviniyor ağaçların ulu halini düşündükçe gurur duyuyorduk.

 

Bu ağaçları her gördüğümde 600 yıllık tarihi ile dünyaya meydan  okumuş Osmanlı imparatorluğu aklıma geliyor. Ağacın her dalı Osmanlının yaydığı; hoşgörüyü, iyiliği, güleryüzü, mutluluğu, başarıyı, genişliği, yardımseverliği…aklıma getiriyordu.

 

İnşallah bu ağaçlar da büyüyecek yıllar sonra ulu ağaç olarak mahalleye, insanlara, uçan kuşlara, böceklere… kanat açacaktır. Koyu gölgesinde insanlar oturacak, ağacın ululuğu ve mahalleye kattığı güzellik hakkında konuşacaklardır…

 

Hasan Kaya

Eğitimci-Şair-Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir