obilir > Konular > İş Dünyası > Muhasebe ve Finans > Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubunda Özellik Arz Eden Durumlar

Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubunda Özellik Arz Eden Durumlar

Kurumlar Vergisi mükelleflerinin ”Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubunda” cari yılda uygulanması gereken ve özellik arz eden durumlarını uygulamada rastlanan hatalar karşısındaki durumu yazımın konusu olacaktır…

 

Kurumlar Vergisi mükelleflerinin ”Geçmiş Yıl Zararlarının Mahsubunda” cari yılda uygulanması gereken ve özellik arz eden durumlarını uygulamada rastlanan hatalar karşısındaki durumu yazımın konusu olacaktır.

 

A) Ticari Kazanç
Bilanço esasında ticari kazanç, 213 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38. Maddesinde; “Teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır” şeklinde tanımlanmıştır. Bu süreçte teşebbüs sahibi ya da sahiplerince; işletmeye ilave edilen değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise bu farka ilave edileceği belirtilmiştir.

 

Ticari kazancın tespiti sırasında, 193 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanunu’nun, “İndirilecek Giderler” ve “Gider Kabul Edilmeyen İndirimler”e ilişkin hükümlerinin açıklandığı 40 ve 41. maddeleri dikkate alınacaktır

B) Safi Kurum Kazancı
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde kurumlar vergisinin; Mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiş olup, safi kurum kazancının tespit edilmesiyle ilgili de, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazancın tespiti ile ilgili madde hükümlerine işaret edilmiştir. (40 ve 41 Md.)

 

C) Ticari Kar (Zarar) Ve Mali Kar (Zarar)
Ticari kâr (zarar) ve mali kar (zarar) kavramları muhasebe sürecinde, dönem sonu işlemlerinde, geçici vergi beyannameleri ve yıllık beyannamelerin hazırlanmalarında, mali tabloların genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri çerçevesinde oluşturulmasında karşımıza çıkmaktadır. Uygulamada bu kavramların tam olarak anlaşılamamasından dolayı zaman zaman hatalı işlemlerle karşı karşıya kalındığı görülmektedir.

 

Tanımlarına kısaca değinecek olursak; Ticari Kar (zarar), Türk Ticaret Kanunu değerleme hükümlerinin dikkate alındığı, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve tek düzen hesap planı uygulamaları ile sermaye piyasası mevzuatına göre tutulan muhasebe kayıtlarından elde edilmektedir. Mali Kar (zarar) ise, Vergi Usul Kanunu’nun değerleme hükümleri çerçevesinde yapılan işlemlerin dikkate alındığı, kanunen indirimi kabul edilen ve edilmeyen giderlerin tespit edilerek sonuç hesaplarına yansıtıldığı, vergi kanunlarınca tanınan indirim hakkı ve istisnaların dikkate alınması suretiyle hesaplanmaktadır.

 

Zarar Mahsubuna İlişkin Yasal Dayanak
Kurumlar faaliyette bulundukları hesap dönemleri sonlarında, iş hayatındaki darboğazlar, ekonomik durumun bazı sektörlerde yarattığı olumsuz sonuçlar, içsel sıkıntılar, kur dalgalanmaları vb. gibi sayılabilecek ekonomik ve sosyal birçok sebep sonucunda “Zarar” durumu ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu sonuç ilerleyen hesap dönemlerinde benzer sebeplerden dolayı kurumların karşısına “Kar” olarak da çıkabilmektedir.

Hesap dönemini zararla kapatan mükelleflerin, izleyen hesap dönemlerinde kar elde etmesi durumunda, kar elde edilen dönemlerde safi kurum kazancına ulaşırken, geçmiş yıllar zararlarının mahsubunu gündeme getirmektedir. Bu gibi durumlarda kurumlara Bakanlıkça, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9/1-a Maddesinde, “her yıla ilişkin zarar tutarlarını ayrı ayrı göstermeleri ve beş yıldan fazla nakletmemeleri şartıyla”, geçmiş yıllar zararlarının, kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapmalarına imkan tanınmıştır.

 

6111 Sayılı Kanun Açısından Geçmiş Yıllar Zararları
25.02.2011 tarih ve 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve halk arasında “Torba Yasa” olarak adlandırılan 6111 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 6.maddesinin, 9. bölümünde; “Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararlarının % 50′si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez” denilmektedir.

 

Matrah artırımında bulunan mükelleflerin, 2010 yılı ve izleyen yıllarda artırım yaptıkları dönemlere ilişkin zararlarının mahsubu sırasında, madde hükmüne aykırı hareket etmeleri durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı cezası ile karşı karşıya kalacakları tabiidir.

 

Yurtiçi Zararların Mahsubu
Geçmiş yıllar zararlarının mahsubunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, mahsup edilecek zararın tespiti yapılırken “Mali Zararın” dikkate alınmasıdır. Diğer bir deyişle Kurumlar Vergisi beyannamesinin “Gelecek Yıla Devreden Cari Yıl Zararı” satırındaki tutar, izleyen hesap dönemindeki kurumlar vergisi beyannamesinin “Geçmiş Yıl Zararları” sütunundaki tutara karşılık gelmektedir.

Yurtdışı Zararların Mahsubu
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9/1-b maddesinde, Türkiye de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak ve beş yıldan fazla nakledilmemek üzere yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar içinde indirim hakkı tanınmıştır. Bu haktan faydalanmak için faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının zarar dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması ve bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye’deki ilgili vergi dairesine ibrazı gerekmektedir.

 

Söz konusu raporun ekinde yer alan vergi beyanlarının, bilânço ve gelir tablosunun, o ülkedeki yetkili malî makamlarca onaylanması zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede denetim kuruluşu olmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesinin, o ülke yetkili makamlarından alınan birer örneğinin mahallindeki Türk elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir.

 

Devir veya Bölünme Yoluyla Alınan Kurumun Zararlarının Mahsubu
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9/1-a maddesinde, Aynı Kanunu’nun 20. maddesinin 1. Fıkrasına göre gerçekleştirilen devir durumunda devralınan kurumun, ve aynı maddenin 2. fıkrasına göre gerçekleştirilen tam bölünme durumlarında bölünen kurumun geçmiş yıllar zararlarına, gerekli şartları taşımaları durumunda indirim hakkı tanınmaktadır.

Devir işlemlerinin anılan madde hükümlerine uygun şekilde yapılması durumunda, devralan kurum tarafından indirilebilecek geçmiş yıl zararları, devralınan kurumun devir tarihi itibarı ile öz sermayesini aşmaması gerekmektedir. Bu şartların yanında ayrıca son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin süresinde verilmiş olması ve devralınan kurumun faaliyetine, devrin gerçekleştiği hesap döneminden itibaren beş yıl süreyle devam etmesi şartı bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir