obilir > Konular > Kişisel Gelişim > İç Huzur ve Mutluluk > Enerji Vampirleri: Bazı İnsanlar Enerjinizi Alır Götürür

Enerji Vampirleri: Bazı İnsanlar Enerjinizi Alır Götürür

İstediğim her şeyi yapabilecek kadar varlıklı değilim belki; ancak istemediğim şeylerin hiçbirini yapmayacak kadar varlıklıyım.”

İnsan nefsinde iyi ve kötü hep bir aradadır. Doğumdan ölüme kadar nefsimiz sürekli kötülüklerle savaşmak zorundadır.  Çaba harcamadığımız, mücadele etmediğimiz sürece nefsimiz kötülüklere yenilecek ve hep olumsuzluk galip gelecektir. İnsanoğlu ise; kendine verilen akıl ve irade ile insan olma vasfını kazanabilmesi için elde etmesi gereken en önemli özellik “olumlu düşünmektir”. İyi ve kötünün bir arada olduğu nefis ise; insanları kötü duygularla devamlı olumsuz düşünmeye teşvik etmektedir. Olumsuz düşmekse, hayata daima karamsar ve kasvetli bir pencereden bakmaktır. Üzüntü ve sıkıntı içinde ki kişinin etrafına yaydığı kötü enerji ise; birçok kişiyi etkileyerek bu havayı onlara da bulaştırır. Sadece bulaştırmakla kalmayıp yaşam kaynağınız olan “pozitif enerjinizi de” alırlar.

Evet! Yaptığınız her görüşme sonrası kendinizi içi boşalmış, yorgun, bitkin ve tükenmiş hissediyorsanız bir “enerji vampiriyle” birliktesiniz demektir. Genelde beynine beynine konuşan, üstüne üstüne gelen, enerjimizi sömüren, bu lüzumsuzlardan o kadar çok ki.  Bu lüzumsuzlarla ne zaman görüşsen için boşalır, umutların tükenir ve yorgun hissedersin kendini. Bırak görmeyi telefonunu bile açmak istemezsin. “Of ya! Yine o” diyerek ertelersin sürekli. Selamlaşırken bile “dokunuyor almayayım” demek gelir içinizden. Bu tarz insanlara birçok isim yakıştırmak mümkündür. “Enerji vampiri”, “patavatsız”, “lüzumsuz”, “umut yiyiciler”, “ömür törpüsü” vs. Benim “lüzumsuz” diye tanımladığım bu kişiler lüzumsuzluklarıyla kızdırıyor, sinirlerinizi yıpratıyor, moralinizi bozuyor. Ve siz! Her ne şekilde olursa olsun lüzumsuzlara katlanmak zorunda kalabilirsiniz. Bu zatlar biraz uzağınızdaysa ne ala. “İnsan diyeti” denilen bir diyet var ki onu yaparsınız olur, biter.

İnsan diyetinin” tarifi ise çok basit; lüzumsuz olduğunu düşündüğünüz kişilerle samimi olmama sanatıdır. Yani, bu insanlardan uzaklaşmak, mümkün mertebe muhatap olmamaktır.

Çünkü sürekli olumsuz düşünen, her şeye kötümser bakan insanlarla birlikte olursak “körle yatan şaşı kalkar” misali biz de onlara benzemeye başlarız ki bu tam bir felakettir. Ne pahasına olursa olsun böyle insanlardan hemen uzaklaşmalısınız. Sevgili Erol Evgin’in bir sözü var ki çok güzel ifade etmiştir. “İstediğim her şeyi yapabilecek kadar varlıklı değilim belki; ancak istemediğim şeylerin hiçbirini yapmayacak kadar varlıklıyım.” Peki ya, bu insanlar kader birliği yaptığınız hısımlarınız, hayatınızda daima olan “atsan atılmaz, satsan satılmaz” türünde ki sözde “arkadaşınız”, “eşiniz”, “sevgiliniz” “dostunuz” veya diyet yapılması mümkün olmayan, kendinizin seçmediği çalışma arkadaşlarınızsa ne olacak? Bu vampirlerle işiniz hiç de kolay değil elbette.  Bırakın diyet yapmayı tıka basa zorla yemek zorunda kalıp, sonra da öğüre öğüre geri çıkartırsınız.

Bizler sosyal varlıklarız ve sosyal bir çevrede yaşamak zorundayız. Çevremizle devamlı olarak bir enerji alış verişi içindeyiz. Yüksek hassasiyetimiz nedeniyle bazen hiç tanımadığımız kişilerin bile duygusunu alarak günümüzü cehennem ederken, bazen de hayatız da ki enerji vampirlerine tüm enerjimizi sömürtebiliriz. Oysaki duygularımızın ve içsel tutumlarımızın idaresi bizim yönetimimizde. Ancak biz izin verirsek başka insanlar bizi etkileyebilir ya da enerjimizi çalabilir. Ancak biz, enerji alanımızı koruyamıyorsak ve içsel duygularımızı yönetemiyorsak günlerimiz sık sık cehenneme dönüyor demektir. Başkalarının negatif enerjilerini ve kötü duygularını kendimize çekmek çok kolaydır. Bu nedenle aşırı negatif ve olumsuz kişilerden kendimizi korumak hayat-memat meselesidir velhasıl. Ben buna “duygu almak” diyorum ki bunun ne size, ne de duygusunu aldığınız kişiye hiçbir faydası olmaz.

İlk önce bunu öğrenin lütfen. Geliştireceğiniz kendinize özel tekniklerle duygu almamayı öğrenin. Ve bunun için çaba sarf edin. Duygu aldığınızı mı fark ettiniz; çıkın açık havada yürüyün mesela. Buna imkânınız yoksa camı açın derin derin nefes alın birkaç defa. Sahip olduğunuz güzel şeyleri ve güzellikleri düşünün. Yani enerji kayması yaparak enerjinizi vermeyin kimseye. Tabi ki insanların sıkıntısını ve üzüntülerini dinleyeceksiniz. Ama o kişinin o anki duygusunu almayacaksınız. Hele de bu duygu negatif enerji içeriyorsa ki asla üzerinize çekmeyin. Ve sizin moralinizi bozan, hastalanmanıza neden olan kötü duyguları asla sahiplenmeyin.

Unutmayınız! O sıkıntı sizin değil! Sizin olmayanı sahiplenmeyiniz!

Bunu yapmak gerçekleri reddetmek değildir. Kendine ve duygularına sahip çıkabilmektir. Ne bencillik, ne de kendini kandırmaktır. Dengede kalmayı bilmektir.

İlk önce kendinize dürüst olun ve hoşlanmadığınız şeyleri ifade edin. Yanınızda sürekli olumsuz düşünen, olumsuz ifadeler kullanan “bay-bayan muhalefet” diyebileceğimiz kişileri gerekirse uyarın. Ümitlerinizi yıkmasına, hayallerinizi tutmasına, enerjinizi çalmasına izin vermeyin. “Sürekli olumsuz tavırlarınla ve kullandığın olumsuz cümlelerle benim enerjimi tüketiyorsun” diyerek bunu açıkça ifade edin.

Siz değiştikçe ve olumlu düşünme yolunda ilerledikçe karşınıza hep kendi bilincinize uygun insanları çekmeye başlayacaksınız.“Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışınız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz” diyerek insanları olumlu düşünmeye ve söyleyemeye sevk eden Hz. Ali “Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın” diyerek olumsuz düşünmekten haklı bile olsan kaçınman gerektiğini bildirmiştir. Doğru bile olsa birine karşı yapmış olduğunuz olumsuz bir ithamla bu tarz insanlardan daha fazla kendinize çekersiniz. Birine yakıştırdığınız “o çok kıskançtır” cümlesinden sonra etrafınızda ki kıskanç insanların sayısında bir artış olacak veya bu özellik sizde de görülmeye başlayacaktır. Bu nedenle dedikodu da enerji vampirlerinden biridir. Haklı bile olsanız hissettiğiniz her kötü duygunun, söylediğiniz her olumsuz sözün dönüşü mutlaka sizedir.

Ağzınızdan çıkan her kelimeye, yanınızda konuşulan her cümleye dikkat edin. Söylediğiniz her şey olacak, kullandığınız her kelime size dönecektir.  Yoğun trafikte sinir harbiyle söylemiş olduğunuz “salak”, “manyak”, “öküz” gibi sözlerinizle hep böyle insanları çekeceğinizi hatırlayın. İlk başlarda biraz zorlanabilirsiniz ama bunu alışkanlık haline getirmeye çalışır ve ısrar ederseniz mutlaka hayat tarzınız haline gelir. “Olumsuzluk diyeti” yapın mesela. Bu diyet esnasında asla olumsuz bir şey konuşmayın. Günde 1 saatle başlayın. Yakın çevrenizi de haberdar edin bu diyetten. Daha sonra artırın diyetin dozunu. Haftada 1 gün, ayda 1 hafta, sonra 1 ay derken uygulayın inatla. Böylece hem kendi enerjinizi yükseltin, hem enerji hırsızlarını engelleyin, hem de tüm güzellikleri kendinize çekin. Hz. Mevla’nın dediği gibi “Düşüncelerden sakın. İnsan gönlü ormana benzer; ormanda aslan gibi de, yaban eşeği gibi de düşünceler bulunur.” Olumlu olan her şey sizinle olsun. Hepinize enerji vampirlerinden uzak, olumlu günler diliyorum…

Tavsiyeler

Kişisel ve profesyonel hayatında başarılı olmak isteyenler için hazırlanan tecrübe birikimiyle oluşturulmuş bu linkteki SÖZEL OLMAYAN İLETİŞİM ve KARİZMA e-kitabı size rehber olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir