Türk Eğitim Sistemi ve Eğitimle Gelen Eğitimsizlik

Halk arasında 4+4+4 diye bilinen yeni bir eğitim sistemiyle çocuklarımız yeni eğitim yılına girmiş bulunuyorlar. Yetkililerin iddialarına göre bu eğitim sistemiyle çocuklarımız çağdaş bir eğitim ile yetiştirilecek. Bu sisteme geçiş aşamasında mecliste ve kamuoyunda ciddi tartışmalar yaşanmıştır. Her şeyden önce bu proje hayata geçirilirken; eğitimde uzmanlaşmış eğitimcilerin ve pedagogların düşünceleri doğrultusunda hareket edilmesi gerekirdi. Ancak hükümet, kendi düşünce ürünü olan bu sisteme hiç kimseyi karıştırmamış; “Ben yaptım oldu” mantığı ile bu garip sistemi hayata geçirmiştir…

 

Türk Eğitim Sistemi hastalanmış, yatağa düşmüş bir haldedir. Eğitimin başına her kim gelmiş ise bu hastayı ayağa kaldırmaya çalışmış; ancak kendi egolarını tatmin etmekten öteye gidememiştir. Her yıl yeni bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bir bakıyoruz Başbakan elinde bilgisayar tabletiyle halka sesleniyor; “işte bu bizim eserimiz. İşte FATİH Projesi” Ancak şu sıralar, FATİH Projesinin iflas etmek üzere olduğunu biliyoruz. Bilgisayarlı eğitim ilkokul düzeyine indirgenecek, küçük çocuklarımız bilgisayar ile tanışacak ve aradığı konuları bilgisayar yordamıyla bulacaklar! Böylece çocuklarımız henüz yedi yaşında iken bilgisayarın ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrenmiş olacak. Çağı yakalamak için demek ki böyle bir projenin hayata geçirilmesi gerekiyor(muş) Yazık, çok geç kalmışız(!)

 

Her yıl düzenli olarak değişime (erozyona) uğrayan eğitim sistemi ne acıdır ki çocuklarımızın ruh halini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle uyum sorunu, çocukların en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Sisteme uyum, öğretmenlere uyum, arkadaşlara uyum… Böyle bir ruh halinde olan bir çocuğun başarılı olması elbette mümkün değildir.

 

Balık baştan kokar misali, ÖSYM’nin yapmış olduğu tüm sınavlara şaibe bulaşmıştır. Sorular çalınmış, toplu kopya çekme gibi hadiseler yaşanmıştır. Hatta doğu bölgelerinde soru kitapçıklarının fahiş fiyatlarla satıldığı dahi dillendirilmiştir. Evet, şaibeler ve hak gaspları arasında yetiştirilmeye çalışılan bir nesil… Bu kadar skandala rağmen halen pişkin bir eda ile görevlerine devam edebilen yöneticiler! Pes doğrusu! Bu kadar pişkinlik, pek hayra delalet etmese gerek! Ey makamI Ey koltuk! Sen nelere kadirsin(!)

 

Halk arasında 4+4+4 diye bilinen yeni bir eğitim sistemiyle çocuklarımız yeni eğitim yılına girmiş bulunuyorlar. Yetkililerin iddialarına göre bu eğitim sistemiyle çocuklarımız çağdaş bir eğitim ile yetiştirilecek. Bu sisteme geçiş aşamasında mecliste ve kamuoyunda ciddi tartışmalar yaşanmıştır. Her şeyden önce bu proje hayata geçirilirken; eğitimde uzmanlaşmış eğitimcilerin ve pedagogların düşünceleri doğrultusunda hareket edilmesi gerekirdi. Ancak hükümet, kendi düşünce ürünü olan bu sisteme hiç kimseyi karıştırmamış; “Ben yaptım oldu” mantığı ile bu garip sistemi hayata geçirmiştir.

 

Bu sistem hayata geçirilmeden önce şu sorunların çözülmesi gerekirdi:

 

a-) Okulların fiziki durumu:

Yeni eğitim sistemiyle birlikte, müdür ve öğretmen odaları ile birlikte kütüphaneler alelacele dersliğe çevrilmiştir. Önceleri 25-30 kişilik olan sınıflar, yeni eğitim sistemiyle 60 kişilik sınıflara dönüştürülmüştür. Yetmemiş, sınıflar arasına duvarlar örülerek, bahçeye konteynırlar konularak yeni derslikler üretilmiştir. Bazı illerimizde öğrencilerimizin sınıf bulamadıkları da haberlere konu olmuştur!

 

b-) Öğretmenlerimizin durumu:

Yeni sistem ile öğretmenlerimiz büyük bir bunalıma düşürülmüştür. Zira norm kadro ile pek çok öğretmenimiz açıkta kalmıştır. Yani, kendi okulunda bile yer bulamaz hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanı, ‘eş durumundan dolayı’ tayin isteyen öğretmenlerimize alan değiştirmeleri halinde tayin hakkı tanıyacağını bildirmiştir. Yıllarca sınıf veya branş öğretmenliği yaparak alanında uzmanlaşmış bir öğretmenimiz ya zihinsel engelli çocuklarımızı okutacak, ya da teknoloji ve tasarım dersleri verecek. Zihinsel engelli çocuklarımızın eğitilmesiyle, teknoloji ve tasarım dersleri ile ilgili eğitim görmemiş olan öğretmenlerimiz nasıl olacak ta bu dersleri verecek? Bu garip durum, hangi akıl ve mantık ile izah edilebilir?

 

c-) 5,5 yaşındaki öğrencilerin psikolojik durumları:

Yeni eğitim sistemiyle ilgili olarak pek çok pedagog ve eğitimci açıklamalarda bulunmuşlardır. Oyun çağında olan bu çocukların bu sisteme adapte olamayacaklarını çeşitli örneklerle anlatmışlardır. Okula gidecek olan çocuklarımızın, sabah saat 5.30’da yataklarından kalmaları gerekmektedir. Yani çocuklarımız, henüz uykularını alamadan okul yollarına düşeceklerdir. Çocuklarımız okulunda uyumak isteyecek; ağlayacak, çişi gelecek ve bu sebeple adaptasyon sorunu yaşayacaktır. Bu şartlarda bu çocukların halen çağdaş eğitim adı altında eğitileceğini iddia etmek trajikomik bir durumdur. Hâlbuki eğitimcilerin ve pedagogların düşüncelerine önem verilseydi, böyle garip ve böyle komik durumlar yaşanmayacaktı. Bu projeyi hayata geçirenler, gelen tepkiler karşısında çocukları eğitime hazırlandıklarını bildirmişlerdir. Öyle de olsa bu sistem, yeni sorunlar üretmeye devam edecektir.

 

Bu sorunların ötesinde daha başka sorunlarda gündeme gelmektedir. Örneğin: Arif Nihat Asya’nın Bayrak Şiirinin sansürlenerek ders kitaplarına konulması, Atatürk İlke ve İnkılâp Tarihi derslerinin kaldırılması, üniversitelerde Milli Güvenlik derslerinin tamamen kaldırılması, din eğitimi adı altında tüm dinleri öğrenmek mecburi kılınırken; İslam dini ve Hz. Muhammed’in (s.a.v) hayatının seçmeliye dönüştürülmesi gibi.

Her yıl düzenli olarak rapor yayınlayan OECD, Türk Eğitim Sisteminin yerlerde süründüğünü belgelemiştir. Eğitimin başında bulunan kişilerin artık bu gerçekleri görerek daha aklı başında, daha çağdaş, daha ileriye dönük projeler üretmesi gerekmektedir.

 

Türk Eğitim Sistemi yerlerde sürünüyorsa, bunun tek bir açıklaması olabilir; Türkiye’de eğitim maalesef bir devlet politikası haline dönüştürülmemiştir. Her hükümet kendi mantığı ve dünya görüşü açısından eğitim sistemimizi şekillendirmiştir. Bu sebeple; eğitim sistemimiz rayından çıkmış bir tren gibi büyük bir felakete doğru sürüklenmektedir. Eğitim sistemimizin temel esasları üzerinde ciddi tahribatlar yapılmadan, çağın şartları göz önünde bulundurularak daha akılcı, daha modern, daha ileriye dönük bir yapıya dönüştürülmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmek için ehil insanlarımızın düşüncelerine önem verilmelidir. Eğitim sistemimiz, sen-ben kavgasını, ‘ben yaptım oldu’ mantığını asla kaldıramaz; zira eğitim, bir milletin, bir devletin geleceğini şekillendiren en güçlü silahtır; asla yabancıların eline geçmesine müsaade etmemeliyiz. Aksi halde bu silah, gün gelir bizi içten ve dıştan vurmak için kullanılabilir!

 

18.09.2012

 

Yazar Hakkında

1960 yılında Kırıkkale’de doğdum. İlk ve ortaokulu Kırıkkale’de, liseyi de Ankara’da tamamladım. Üç çocuk babasıyım. Okumayı, araştırmayı, yorum ve eleştiri yapmayı severim. Bu birikimlerimden faydalanarak “Sanal Cinayet” ve” “Kristal Dünyalar” isimli iki eserim yayınlanmıştır. Eserlerimi okurken, usta bir yazarın kitaplarını okurken aldığınız hazzı alacak, ilginç olaylara şahit olacaksınız. Ortaokul ve lise yıllarımda oluşturduğum arşivimden ve günümüz teknolojisinden faydalanarak bu sitede makale yazmaya başladım. Amacım; makaleseverlere doğru bilgiye dayanan yazılar hazırlamaktır. Bilgi birikimlerimi kişisel dünya görüşümle harmanlayıp, okuyucusu ile buluşturmaktır. Okuyucularımdan beklentim şudur; yazdıklarımı beğenin veya beğenmeyin, lütfen yorum yapın, beğenip beğenmediğinizi belirtin. hepinize saygıları sunuyorum. E-Mail: atessbeyy@mynet.com

Allah’a emanet olunuz…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları – Ağustos, 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir