obilir > Konular > Bilim > Dil Bilimi > Eğitim Tarih Mi Oldu?

Eğitim Tarih Mi Oldu?

Tarih kitapları, burada olmayanı buraya, şimdi olmayanı şimdiye taşıyan yapraklara sahiptir. Bu yapraklarda varlığını tekerrür ettiren (tekrarlayan) birçok hükümdar/hükümran, öznel olarak, (yorumlanarak) özenle betimlenir/resmedilir…

 

Tarih kitapları, burada olmayanı buraya, şimdi olmayanı şimdiye taşıyan yapraklara sahiptir. Bu yapraklarda varlığını tekerrür ettiren (tekrarlayan) birçok hükümdar/hükümran, öznel olarak, (yorumlanarak) özenle betimlenir/resmedilir.

 

Bu resimlerde ilk olarak erk/güçlü bedenlere giydirilmiş büyük ve altınla bezenmiş zırhlar dikkatinizi çeker. Ve bu yaprakları çevirmeye devam ettiğinizde kara kalem çizgilerle bir diğerine karşı zafer atfedilen imparatorların geçit törenlerine de tanıklık edersiniz.

 

Sanki o günün duyguları günümüz insanının duyumsaması için yapılmış betimlemelerle doludur. Güçlendirilmiş ulusal şuurlar/bilinçlenmeler itinayla mayalandırılır.

 

Tarih, sahibi olduğu kavimler için öznel deneyimlerin vakasal sonuçlarıdır. Bir “A” kavminin tarihi, herhangi bir muhatap “B” kavmi için yanılgılardan ibarettir. Aynı şekilde “B” kavminin tarihi de hem “A” hem de “C,D,E…” kavimleri için yanılgılarla dolu olabilir.

 

Ralph Waldo Emerson bir sözünde : “Birine göre adaletli olan şey, diğerine göre haksızlıktır; birine göre güzel olan, diğerine göre çirkindir; birine göre bilgelik olan, diğerine göre çılgınlıktır.” der. Ve insanoğlunun algısal süzgeçteki görecelilik kavramını, tarihle birleştirir. Tarih yaprakları da bu kısır döngüyü eğitim biçimleriyle birleştirmekten kendini alamaz.

 

Çiçero “Eğitim, bir köleyi insan yapma sanatıdır.” Derken tarih bunun aksini bize kanıtlayacağı önermelerle de doludur; “Eğitim, aynı zamanda bir insanı köle yapma sanatıdır.”. Hitler’den Stalin’e, Mussolini’den General Lee’ye varıncaya kadar birçok lider, eğitim doktrinleriyle siyaset yapmayı, tarihin hemen her safasında kendilerine bir borç bilmişlerdir.

 

Eğitim, bu karamsar tablonun aksine tarih boyunca bazen “Hakem” bazen “Hekim” bazen de “Hakim” de olmuştur. Lakin bu üçlü kavramı bir arada kullanan milletler bir elin parmağını geçmez.

 

Sonuç olarak, eğitim doktrinlerini siyasi ideolojilerin gerekçelerine uygun hale getirmek, belli bir süre bunu arzulayan zümrenin hoşnutluğunu kazanabilir. Lakin tarih, bu sonuçları tekerrür ettirdiği gibi, kendi gerçekliğini yani değişimi de tekerrür ettirir.

 

Eğitim almak isteyen kişilerin iyi eğitimli olmasını beklemek ve eğitim alma hakkının sınavla sağlanması çelişkidir. Yetkinlik değerlendirilmesi, eğitim programı tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. En temel yetkinlik değerlendirilmesi, öncelikli olarak eğitimi veren kişi ve kurumlar için elzemdir. Yüksek öğretim, öğrenme isteği ile öğrenme zorunluluğu ikilemi arasında kalmamalıdır. Hangi bilginin önemli olduğu, devrin ideolojik belirlenimleriyle seçilmemelidir.

 

Hakikate giden yol yoktur. Çünkü hakikat sabit değildir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir