obilir > Konular > Sağlık > Hastalıkla Mücadele > Diyaliz: Neden Haftada En Az 3 Defa Alınması Gerekiyor?

Diyaliz: Neden Haftada En Az 3 Defa Alınması Gerekiyor?

Diyaliz türleri içinde en sık uygulananı kronik düzenli hemodiyalizdir. Bu tedavi şekli hemen her zaman haftada üç defa, 4 saatlik süreler ile uygulanır. Öte yandan, çok az sayıda böbrek yetersizliği hastası haftada iki defa, hatta haftada yalnızca bir defa diyalize girerek hayatını sürdürebilmektedir. Bu durumda bazı hastalarımız kendilerinin niçin daha sık diyalize girdiğini sormakta ve çoğu kez diyaliz sıklığının azaltılmasını talep etmektedirler. Bu yazıda hemodiyaliz tedavisinin neden haftada 3 kez uygulandığı sorusunu yanıtlayacağız…

Böbreklerin çalışması – Diyaliz uygulaması. Benzerlikler ve Farklar

1. Böbrekler ve görevleri

Diyaliz, böbrek yetersizliği çok ilerlemiş hastalarda bu organların görevlerini yerine getirmek üzere kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ancak, böbreklerin çalışması ile diyaliz uygulaması arasında çok ciddi bazı farklılıklar vardır. Bu farkları anlayabilmek için kısaca böbreğin görevlerini hatırlayalım:

1.Hormonal görevler: Böbrekler salgıladıkları değişik hormonlar ile kan yapımını, kan basıncını (tansiyonu) düzenler; kemiklerin sağlıklı olmasını sağlar.

2. Kanı temizleme görevi: Böbrekler vücudumuzda hergün için açığa çıkan ve kan düzeyleri yükselen üre, kreatinin gibi zehirli maddeleri temizler.

3. Kimyasal dengeyi sağlama görevi: Böbrekler kan kimyasını düzenler; böylece kanın reaksiyonunu ve kanda bulunan sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi tuzların dengelenmesini sağlar.

4. Su dengesini sağlama görevi: Böbrekler, vücudun su dengesini korur. Böylece her gün, bir diğer güne göre daha az veya fazla miktarda sıvı aldığımız halde vücudumuzda ne su eksikliği, ne de su fazlalığı ortaya çıkar.

Önemli nokta şudur: Böbrekler bu görevlerini her gün, her saat ve her dakika sürekli çalışarak yerine getirirler.


2. Diyaliz uygulaması

1. Hormonal görevler: Diyaliz ile böbreğin hormonal görevlerini yerine getirmek mümkün değildir. Ancak modern tıpta ortaya çıkan gelişmelerle bu konuda çok önemli ilaçlar bulunmuştur. Böylece kan yapan eritropoetin hormonunu (Eprex, Neorecormon, Aranesp iğneleri) veya D vitaminini (Calcijex, One-alpha, Zemplar iğneleri veya Rocatrol, One-alpha hapları) hastalara dışarıdan vermek mümkün olmuştur. Bu ilaçlar kanda uzunca süreler ile kaldığı için belirli aralıklarla (günaşırı, haftada iki veya bir defa) uygulanabilir.

2. Kanı temizleme görevi: Böbrekler sürekli olarak çalıştıkları için sağlıklı insanlarda kandaki toksik maddelerin düzeyi çok düşüktür. Örnek olarak, kan üre düzeyi sağlıklı insanlarda 20-40 mg/dl civarında bulunduğu halde bu değer diyaliz hastalarında 100-200 mg/dl gibi değerlerdedir.

Diyaliz seansından sonra bu düzey ortalama %70 oranında azalsa bile, yine de sağlıklı insanlara göre çok yüksektir. Ancak, çok önemli nokta şudur; bu zehirli maddeler sağlıklı insanlarda sürekli olarak kandan temizlendiği halde, diyaliz hastalarında iki veya üç gün boyunca kanda giderek birikmekte ve 4 saatlik bir diyaliz seansında ani olarak azaltılmaktadır. Kan düzeyindeki bu oynamalar aynı bir testere dişine benzetilebilir. Özetle, diyalizde böbreklerin görevi kısmen yerine getirildiği halde bu görev 48 veya 72 saat yerine, yalnızca 4 saat içinde yapılmakta, böylece çok yükselen kandaki toksik maddeler aniden azaltılmaktadır.

Haftada üç diyaliz yerine haftada iki diyaliz yapılsa ne olur?

Bu durumda hastanın kanında toksik madde birikmesi daha aşırı düzeyde olur ve 4 saatlik bir süre sonunda daha ani azalmalar ortaya çıkar. Yani, haftada 3 defa uygulanan diyaliz bile böbrek fonksiyonlarını bire bir taklit etmezken, haftada iki defa diyalizdaha da yetersiz kalır.

Haftada 3 diyaliz yerine haftada bir diyaliz yapılsa ne olur?

Yukarıda sayılan problemler daha da belirgin hale gelir. Bir bakıma testere dişleri arasındaki artma-azalmalar iyice belirginleşir. Vücutta bulunan toksinlerin düzeylerinin bu kadar değişkenlik göstermesi tüm diğer organların çalışmasını olumsuz yönde etkiler. Bu etki özellikle beyinde görülür.

3. Kimyasal dengeyi sağlama görevi: Kan kimyasının normal olması başta beyin, kalp ve akciğerler olmak üzere tüm organların normal çalışması için şarttır. Haftada üç kez diyaliz yapılması durumunda bu denge daha iyi sağlanır.

Ayrıca, kanda bulunan sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi tuzların düzeyi belli sınırların dışına taşarsa yine önemli sorunlar ortaya çıkar. Uzun dönemde damarlarda kireçlenme, kemiklerde kırılma ve şekil bozukluğu görülür. Kısa dönemde ise kaslarda hareket güçlüğü, kalpte hayatı tehdit eden ritm bozukluğu gözlenebilir. Haftada üç kez diyalize giren hastalarda bu tür komplikasyonlar iki defa diyalize girenlere göre çok daha seyrektir. Haftada bir defa diyaliz ise çok önemli riskler doğurabilir.

Özetle haftada üç kez diyaliz diğer organların daha sağlıklı ve güvenli çalışmaları için gereklidir.

4. Su dengesini sağlama görevi: Diyaliz hastalarının çoğunda idrar ya hiç yoktur veya pek azdır. O nedenle, iki diyaliz seansı arasında vücutta sıvı birikir; bu sıvı diyaliz seansında çekilir. Tahmin edileceği üzere, haftada iki defa diyalize girilirse, 2 diyaliz arasında birikecek sıvı miktarı, üç defa diyalize girilmesine göre daha fazla olacaktır. Bu durum 2 önemli soruna yol açar:

1. Dört saatlik seans sırasında çekilen sıvı miktarının çok fazla oluşu diyalizde tansiyon düşüklüğüne ve kramp gibi yan etkilere daha sık yol açar.

2. Vücutta biriken su miktarının fazla olması tansiyon yükselmesine sebep olur. Bazı hastalarda ise ciddi ödem ve kalp yetersizliği belirir. Diyaliz sırasında bu sıvının aniden azaltılması ile kalbin sıvı durumuna uyum sağlaması zorlaşır.

Tüm bu problemler haftada bir kez diyalize girlecek olursa çok daha fazlalaşır.

Özetle, kalp ve damar sağlığı yönünden de haftada üç defa diyalize girilmesi, bir veya iki defa diyalize girilmesine göre çok daha sağlıklıdır.

Bazı batı ülkelerinde diyaliz uygulamasının sağlıklı böbreğe benzetilmesi için her gün diyaliz yapılmaktadır.

Öte yandan, bu konuda iki istisnaya dikkatinizi çekelim:

1. Bazı hastalar diyalize yeni başladıkları zaman kendi böbrekleri halen kısmi şekilde çalışmaya devam etmektedir. Bu nedenle haftada bir veya iki defa diyaliz uygulaması yeterli olabilir.

2. Bazı özel hastalıklarda ise uzunca bir süre diyalizin ardından böbrekler yeniden çalışmaya başlayabilir. O zaman, diyaliz sayısı haftada ikiye, hatta nadiren haftada bir defaya indirilebilir; bazı hastalar ise diyalizden tamamen çıkarılır.

Ancak, bu durumlar oldukça nadirdir ve yalnızca doktor kontrolu altında uygulanmalıdır.

Bu makale, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı Başkanı – Özel FMC Bahçelievler Diyaliz Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever tarafından, Fresenius Medical Care Türkiye’nin yayınladığı “Yaşam Işığı” dergisi için kaleme alınmış, FMC Türkiye Kurumsal İletişim Departmanı tarafından “makalemarketi”nde yayınlanmak üzere paylaşılmıştır.

FRESENIUS MEDICAL CARE, TÜRKİYE Böbrek yetersizliği hastalarının tedavileri alanında faaliyetlerini sürdüren 3 farklı şirketinin çatısı altındaki 50 diyaliz kliniği, 2 üretim tesisi, 7 ecza deposu, satış, bayi, teknik servis ağı ve 2000’e yakın çalışanı ile ülke çapında yaklaşık 30 yıldır faaliyet göstermektedir. Fresenius Medicale Care kurumsal web sitesi içerisinde size en yakın diyaliz kliniklerini bulabilir, soru ve sorunlarınız için uzman desteği alabilirsiniz.


 

Bir Yorum

  1. benim haftada iki kere girmem gerek ama bazen aksıyor 1 gidiyorum diyaliz merkezi ceza alırmı bu durumda tekkürler

tolga toplu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir