Kendi Markanızı Yaratın, Kendi Markanızı Anlatın, Girişimci Olun!

İnadına üretin, inadına düşünün farklı olun, bazen başkaldırın, inadına girişimci olun. Kendi markanızı yaratın, kendi markanızı anlatın, kendi markanızın arkasında durun…

Creative Düşün Girişimci Ol!

Girişimcilik konusu son günlerde hiç olmadığı kadar popülerleşmeye ve dikkatleri çekmeye başladı. Global girişimcilik haftası nedeniyle onlarca etkinlik, eğitim. Sanki diğer zamanlarda girişimcilik kimsenin aklına gelmiyor mu ne? Yılın belirli dönemlerinde alevleniveriyor konu. Aklın yolu bir, rekabet çılgın, toplum dinamik, genç, creative ve kapasiteli. Yaş hiç fark etmez biraz kışkırtsanız binlerce iş fikri çıkar. Tabii buna bağlı olarak girişimciliği de severiz.

 

Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almanın yolunun girimciliğin artması ile mümkün olabileceğini söylüyorlar. Biraz geç kalınmadı mı? Ya da çelişkiler yok mu sizce? Hem girişimcilik artmalı hem zorlaştırılmalı hala şirket kurmak, devam ettirmek, kapatmak  ciddi mücadele gerektirirken, girişimcilik sayısının nasıl artacağının formülünün söylenmesi gerekmiyor mu? Hatta bence ilk 10 ekonomisinde yer almak için gerekmiyor girişimci sayısının artması. Ekonomilerin ayakta kalması için girişimciliğin teşvik edilmesi, ilkokullardan itibaren ders olarak okutulması ve arttırılması gerekiyor.

 

Tabi ki ülkelerin ekonomik yapısının dinamizmi iş fikirlerinin çokluğu ile ilgilidir, bunu bilmek için ekonomist olmaya gerek yok. Ve krizlerden çıkış yolu girişimciliğin teşvik edilmesi, arttırılması, creative düşüncelerin ortaya çıkarılması ile mümkün olabilir. Düşünsenize eğitimlerimizin ilk yıllarından itibaren yeteneklerimizi, becerilerimizi keşfedeceğimiz, pekiştireceğimiz “creative olma” dersleri verilse, insanın sahip olduğu muazzam sisteminde izin vereceği gibi derin yolculuklara çıkılsa, hayatımız boyunca orta yaşta olduğumuzda bile tek bir meslekle kısıtlandırılıp emekliliğe kadar pineklemek zorunda bırakılmasak, girişimcilikte nerede olurduk sizce? Özellikle kadın girişimciliğinde şu an sahip olunan vahim tablo bu mu olurdu?

 

İnsanın yaşamının bir kısmını vererek geliştirdiği projesini hayata geçirmek, hedefler belirlemek, ilerlemek ve ondan kazanç elde etmeyi beklemek en doğal hakkı. Girişimci olmayı istemek, ülkenin gerçek gelişiminin dinamiğine katkı sağlamanın önünün açılması beklenirken, daha çok engellenmelerle karşılaşılması ve müteşebbis ruhların küstürülmesi anlaşılacak gibi değil.

 

Bırakın kendi işini kurmak isteyen girişimci düşünceleri, artık kurumsal yapılarda bile gelişimin, farklılığın önündeki en önemli kaynağın girişimci düşünce yapısı olduğu ve kurumların çalışanlarını girişimci düşünmeye teşvik etmek için çalışmalar yapıldığı bir gerçek. Tabii girişimci düşünmeye giden yolda yeteneklerin, becerilerin, farklılıkların ortaya çıkmasını tehlikeli bulan antigirişimci/anticreative kişiler eminim ki bu konuyu şimdilik dikkate almıyorlar. Onlara her alanda rastlamak mümkün…

 

İnadına üretin, inadına düşünün farklı olun, bazen başkaldırın, inadına girişimci olun. Kendi markanızı yaratın, kendi markanızı anlatın, kendi markanızın arkasında durun.

İnadına creative olun, farklı olmanın, dikkatleri çekmenin, yaşamın tadını çıkarmanın tek reçetesi bu.

 

Sevgiyle kalın,

 

Neslihan Özpolat
www.KadinlarArasi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir