obilir > Konular > Kişisel Gelişim > Özgüven Geliştirme > Çocuklarda, Gençlerde ve Erişkinlerde Korkunun Boyutları?

Çocuklarda, Gençlerde ve Erişkinlerde Korkunun Boyutları?

Bir önceki yazımızda korkudan bahsetmiştik, şimdi kısaca bu korkuların insanlar üzerindeki etkilerinden bahsedelim…

Hayatımız boyunca korkular ile yönetilmeye ve terbiye edilmeye çalışılmış bireyleriz. Korkunun ilk olarak ortaya çıkışı, yemek yemediğimiz, çoraplarımızı giymediğimiz, evin içinde başımıza buyruk yaşadığımız çocukluğumuzda başlıyor. Yemek yemezsen abla gelip ham yapar, suyunu içmezsen minnoş gelip içer, çoraplarını giymezsen böcekler seni yer, elbiselerini giymezsen doktor amca gelir iğne yapar gibi fanteziler ile çocuk aklımıza yerleşmeye başlıyor korkularımız.

Çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde ise korkularımızın boyutu da değişiyor, arabalar, uçaklar, gemiler, ölümler, hastalıklar, insan zararlısı insanlar derken çocukken almış olduğumuz terbiyenin üzerine birde bunlar eklenince korkuların yönettiği kişilik ve “BEN” halleri bambaşka bir boyuta taşınıyor. Öyle ya, elbise giymediğimizde gelip bize iğne yapacak olan doktor amcanın karşısına hasta olarak çıkınca hele birde iğneyi görünce korkunun asıl hallerini yaşamaya başlamış oluyoruz. Çocukken aşırı sevgi, ilgi, fark edilme, dokunulma ve kabul görmelerin de silinmeye yüz tuttuğu artık büyüdün hallerinde farkında olmadan bunlarla ilgili de korkular su yüzüne çıkmaya başlıyor.

Ve sınavlar, ilk okuldan başlayıp üniversite bitene kadar devam eden kabuslar serisi. Dizi yapsalar bundan ömür boyu sürecek bir sürü hikaye üretebilir insan. Sözlü sınav korkusu, çalışmadan gitmişsen derse öğretmen görüp sözlüye kaldıracak korkusu –ki okul sıraları çok küçük olduğundan girecek delik bulamıyor insan- ile başlayıp, sınavdan düşük not alırsam ailem ne der, ya yanlış söylersem, ya arkadaşlarım dalga geçerde gülerse korkuları ile mutlu bir ömre yol almaya başlıyoruz.

Aşık olduğumuz anda ise korkularımızın boyutu değişmeye başlıyor, kaybetme korkusu, kabul görmeme korkusu, kendini ifade edememe korkusu diye başlayan bir korku zincirinin halkaları olup çıkıyoruz. Karşı cins ile ilk iletişim deneyiminde, yüzeye çıkan korkular titreme, ellerde uyuşukluk, boğazda düğümlenme hissi, karında ağrı gibi bedensel tepkileri de açığa çıkartıyor. Yeni korku modeline hoş geldiniz.

Artık hayata katılmanın zamanı geldi, büyüdük ve iş hayatına atıldık. İşten çıkartılma korkusu, işe geç kalma korkusu, yöneticilerin olumsuz puan verme korkusu, kabul görmeme korkusu, ciro korkusu, kota korkusu diye uzayan bir listede burada karşımıza çıkıyor.

Evlendik, şimdide aile geçindirme, çocuğun geleceği, para yetiştirememe, ailenin geçimine yetememe derken burası da bir kabus alanına dönüşüyor…

Eh geldik ömrüm son demlerine artık en büyük korku ile yüzleşmeye başlıyoruz… Tüm hayatın korkularının son bulduğu ve anlamsız geldiği, her şeyin birden boş göründüğü gerçeküstü yanlarımızı açığa çıkartan ölüm korkusu ve ondan kaçışın yok nedense. Tüm korkularımızın içinde kaçırdığımız ne çok güzellik var farkında mısınız? Mutluluklarımız, sevinçlerimize sarılmamız, hayatı güzelleştiren gülümsemeler ile var olmamız ve yaşamın farkında olmamız bizden tüm korkuları alıp götürebilir mi? Denemeden farkına varmayız değil mi?

Tavsiyeler

Özgüven ve sosyal korku problemi yaşayan insanların bu sıkıntısından kurtulması için hazırlanan tecrübe birikimiyle oluşturulmuş bu linkteki YÜRÜYEN ÖZGÜVEN e-kitap seti size rehber olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir