Charles Dickens Kimdir? Charles Dickens Hayatı ve Eserleri

Memur bir babanın sekiz çocuğundan, ikincisi olarak 17 Şubat 1812’de Portmouth’ta doğan Dickens, küçük yaşlardan itibaren sefaletle tanışır ve ailesinin geçimine katkıda bulunmak isteyen Charles henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında kutulara boya doldurma işinde çalışmaya başlar. Robinson Crusoe, Don Kişot, Gil Blas, Gulliver’in Gezileri gibi önemli eserleri bu dönemde okur. Bir süre sonra sanatçının ailesinin ekonomik durumu, babasına aniden kalan mirasla birlikte değişir fakat babası fabrikadan ayrılıp okula gitmesi gerektiği yönünde karar verirken, annesi fabrikada kalmasını ister. 15 yaşında bir avukatın yanında işe girer ve hayatta yeni ugraşları öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrenir…

Charles Dickens “ İşçi çocuğun Büyük Hayalleri”

Memur bir babanın sekiz çocuğundan, ikincisi olarak 17 Şubat 1812’de Portmouth’ta doğan Dickens, küçük yaşlardan itibaren sefaletle tanışır ve ailesinin geçimine katkıda bulunmak isteyen Charles henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında kutulara boya doldurma işinde çalışmaya başlar. Robinson Crusoe, Don Kişot, Gil Blas, Gulliver’in Gezileri gibi önemli eserleri bu dönemde okur. Bir süre sonra sanatçının ailesinin ekonomik durumu, babasına aniden kalan mirasla birlikte değişir fakat babası fabrikadan ayrılıp okula gitmesi gerektiği yönünde karar verirken, annesi fabrikada kalmasını ister. 15 yaşında bir avukatın yanında işe girer ve hayatta yeni ugraşları öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi  öğrenir.

 

1835 yılında Morning Chronicle gazetesine parlamento muhabiri olarak girer ve 1835’te “Boz” takma adıyla“Boz’un Karalamaları” başlığında notlar yayımlamaya başlar. Yeni yeni konuşmaya başlayan ağabeyi olan Augustus’a, Moses adını takar, ancak adı telaffuz edemediği için Moses zamanla “Boses “ ordan da  “Boz” a dönüşür. Bu yazıların kazandırdığı başarıdan sonra Mister Pickwick’in Serüvenleri adlı, onu asıl ünlendirecek olan kitabı fasikül halinde yayımlanır. Bundan sonra da yapıtları ardı ardına sıralanmaya başlar.

 

İngiliz edebiyatının gerçekçi yazarlarından olan Charles Dickens;  insan karakterlerini en ince ayrıntısı ile çizmede çok ama çok başarılı. Çocukluk yıllarından beri yakından görüp deneyimlediği, yoksul insanların yaşamını, duygularını ve tavırlarını betimlerken eşine nadir rastlanacak türde bir duygulandırma gücüne ulaşıp, olayların içine okuru çekmekte, o eski zamanları, aile hayatlarını okurlara tek tek yaşatmaktadır aslında.

 

Charles Dickens’ın izlemiş olduğu kaynaklar ortaçağa değil, İngiliz ulusal edebiyatının kurulmuş olduğu Rönesans’a aitti. Romanlarında ağırlıklı olarak sefalet ve yoksulluk içinde yaşayan ve var olma çabası içinde olan çocukları anlatmış ve her zaman çocukları romanlarında merkeze koymasını  bilmesine rağmen sadece çocuk edebiyatı yapmamış; yetişkin okurlara çocukların karmaşık kaotik dünyasını tasvir etmiş, o dünyada çektikleri sıkıntı, olumsuzluk ve neşeyi  resmederek çeşitli mesajlar vermeye çalışmıştır.

Taşrada yoksulluk sefalet ve sıkıntı çekmekte olan masum çocuk figürünü Londra’nın lüks ve şatafatlı sokaklarına sokmuş, onu pek çok kötülük ve güzellikleriyle de tanıştırmış ama her zaman taşra samimiyet, masumiyet ve yakın ilişkilerini öne çıkarmıştır. Charles Dickens’ın çocukları böylesine yoğun bir şekilde anlatması kendi sefalet içinde geçirmiş olduğu çocukluğuna bağlanmış ve 11 yaşında boya fabrikasında işe başlayarak hayatına işçi-çocuk kavramının girdiği düşünülürse bu yargıların yerinde olduğu söylenebilir. Oliver Twist, David Copperfield ve Büyük Umutlar adlı romanları da zaten yaşamının  bu dönemlerinden derin izler taşımaktadır.

 

Charles Dickens 1836’da ‘Evening Chronicle’ın müdürünün kızı Catherine Hogarth’la evlenir; ama baldızı Mary’ye de büyük sevgisi vardır. 1937 yılında  Oliver Twist  romanını 1938 de Nicholas Nicleby romanı izler.

 

1840′ta Mary öldüğünde ona ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını 1841’de yayımlar. Sonrasında da diğer baldızı Georgina’yla hayatını birleştirir. Özgürlükler ülkesi Amerika’ya telif hakları için yaptığı yolculuk Charles Dickens’ta hayal kırıklığı yaratır ve burada demokrasi bulacağını uman Dickens, köleci bir toplumun gerçekliğiyle yüzleşir. Amerika izlenimlerini  1842 yılında Amerika Anıları’nda anlatırken üslubu da hayli dikkat çekicidir. Çünkü yaşadığı bunalım sonucu üslubu daha çok romantizme yaklaşmıştır.

 

1843 yılında yazmış olduğu Bir Noel Şarkısı adlı kitabı en çok satılan Noel kitapları içinde yerini alır. 1843- 1844 yılında yazmış olduğu Martin Cuzzlewit adlı romanını yazarın az bilenen romanlarından birisidir.  Martin Chuzzlewit’te büyük bir aile içinde mirastan pay kapmak uğruna çevrilmekte olan çeşitli entrikaları anlatırken gerilimi tırmandırarak heyecanlı bir roman sunuyor okurlarına. Çıkar çatışmaları sonucu insan ilişkilerinin ne kadar çirkinleştiğini, bencilleştiğini aile içi gerilimlerin ne boyutlara ulaştığını gördüğümüz Martin Chuzzlewit’te. Amerika seyahatinin yer aldığı bölümlerde Dickens,  Amerikan yaşam tarzını, geleneklerini ve siyasi düşüncesini nükteli bir üslupla eleştiriyor.

 

Bir süre İtalya’da daha sonra da Lozan’da yaşamayı deneyen yazar bu girişimlerinden olumlu sonuç alamayınca İngiltere’ye döner ve oraya yerleşir, hemen ardından da 1846′da Daily News adıyla bir gazete çıkarır. Burada İtalya’da yaşadığı serüvenlerini yazı dizisi şeklinde yayımlar.

 

Charles Dickens İşviçre’de oğlunun Eton Koleji’ne girdiği yıl bir çocuğun ölümünü konu alan Dombey ve Oğlu eserini yazmaya başlar. 1848’de ise hayatı hakkında birçok ayrıntıyı içeren ünlü romanı David Copperfield“i kaleme alır. David Copperfield adlı erdemli, dürüst ve ahlaklı  kahramanın doğumundan başlayarak orta yaşlara kadar olan hayat macerasını anlatır. Aynı yıl yaşamı boyunca ilk kez kendine zaman ayırarak dinlenmeye çekilir.

 

1853 yılında Kasvetli Ev ve 1857 yılında Küçük Dorrit adlı romanları yazarın Kasvetli Ev adlı eserinde yazarın  toplumsal eleştirisi, olaylara inanılmaz kuvvetli bir gözlem gücü kullanarak bakabilme kabiliyeti ile Viktorya dönemi İngiltere’sinin katı ahlakçılığı  ile  Chancery mahkemesinin delirticiliği mükemmel bir ahenkle sözlere dökülmüştür. Kasvetli Ev’de şantajcı avukat Josiah Torlington ve Küçük Dorrit ‘te ise Fransız katil Rigaud ile karakter yaratmadaki eşsiz yeteneğini sergilerken, kötü karakterlerde de iyiler kadar başarılı betimlemelerle adeta okura büyüler.

 

1857 yılında tiyatro sahneleme çalışmaları esnasında tanışan çiftin yakınlığı Charles Dickens’ın ölümüne kadar devam etmektedir. 1860 yılında sahneyi bırakan aktris; hiçbir zaman Dickens ile aynı evde yaşamamış, ancak İki Şehrin Hikayesi’nin de kısmen geçmiş olduğu Fransa’da bile yazarla gizli buluşmalarına devam etmiştir. İki Şehrin hikayesi Fransız ihtilalının insanların hayatlarına etkilerini  ve bu insanların ruhsal değişimlerini ele alarak dönem tarihini aydınlatır ve okuyucunun merakını son sayfaya kadar sürükleyecek bir hızla devam ederek  yazara hayran bırakır.

 

Yazarın ölümünden 6 yıl kadar sonra evlenen Ternan ile olan ilişkisi ise; masumiyet ve aile huzurunu kitaplarında ön planda tutmaya çalışmış olan yazara karşı eleştiri ile yaklaşılmasına  sebebiyet vermiştir.

 

22 küsur yıl evli kalmış olduğu eşinden 5’i ölmüş 15 çocuk sahibi olan Charles Dickens’ın, 1858′ yılında eşinden genç bir oyuncu için ayrılması, dönemin İngiltere’sinde büyük sansasyon yaratmış ve yeni ortaya çıkan bir mektup, Dickens’ın, 10 çocuğunun annesi olan eşi Catherine’i 18 yaşındaki aktris Ellen Ternan için terk etmeyi düşündüğü sırada avukatına yazdığı satırların ayrıntılarını ortaya koymuştur. İngiltere’nin Costswolds kentindeki bir evde tavan arasındaki temizlik sırasında bulunan mektup, o tarihlerde 45 yaşında olan yazarın Ellen Lawless Ternan’la yaşadığı tutku dolu ilişkiye ışık tutuyor.

 

Halkla olan bağını güçlendirebilmek için oyunlarını ve çeşitli romanlarını topluluklar karşısında okumaya başlar. Kraliçe Victoria tarafından kabul edildikten iki ay sonra, son romanı olan ve ilk klasik polisiye romanı kabul edilen Edwin Drood’un  Gizemi adlı kitabını  tamamlayamadan 9 Haziran 1870’te ise Rochester yakınında Gatshill’de felç geçirerek yaşama veda eder.  Kitabın yarım kalması da gizemini arttırır. Farklı yazarlar tarafından yazılan “devam” metinlerinin sadece tanınmış olanları bile 15o fazladır. İlki Dickens’ın ölümünden hemen sonra, 1870 yılında T.C. De Leon tarafından ABD’de yayımlandı.  Sonuncusu ise Ulrike Leonhardt tarafından 2001 yılında Almanya’da yayımlandı. Bunların hiçbiri meraklıları ve eleştirmenleri tam olarak tatmin etmedi. Yazarın ölümü ardından inanılmaz bir toplumsal üzüntü yaşanır ve  yazar West Minister Abbey’ deki şairler köşesine gömülür.

 

Yazarın 2001 yılının Mayıs ayında,  Londra’da kimsesiz genç kadınları çaresizlik, fuhuş ve serserilikten korumak amacıyla kurmuş olduğu Urania Cottage ‘da şimdiye kadar bulunmamış mektupları ortaya çıktı.

 

Charles Dickens Müzesi halen  İngiltere’nin başkenti Londra’da, 48 Doughty Caddesi’nde yer almakta ve İngiliz yazar Charles Dickens’ ın evliliğinin 1 yıl sonrasında taşındığı 1837’den 1839’a kadar yaşadığı ev günümüzde, Charles Dickens Müzesi olarak ziyaretçilere açılmış, yazar ve karısı bu evde yaşamış, on çocuklarının en büyük ikisi bu evde dünyaya gelmiştir.

 

Restorasyonu büyük ölçüde Heritage Lottery Fund’ın mali desteğiyle gerçekleştirilen müze-evde Charles Dickens’ın mektupları gibi kişisel eşyalarının yanı sıra sahip olduğu bilinen mobilyaların replikaları ve çalışma masası gibi bazı özel eşyaları da bulunmakta. Staplehurst, Kent’te 1865’te 19 kişinin ölümüne neden olan ve Dickens’ın yara almadan kurtulup diğer yaralı yolculara yardım ettiği tren kazasına ilişkin fotoğraflar da müzede ilk kez sergileniyor. Küratörler, 1925’ten beri müze olarak kullanılan Dickens evindeki restorasyon çalışmasının ziyaretçilerde “yazar biraz önce evden çıkmış” duygusu yaratmayı amaçladıklarını söylüyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kitap, Kültür ve Eğitim Siteleri İndirim Kuponları – Ağustos, 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir