Bir Canavarın Anatomisi

Filmlere konu olan Kont Drakula, insanlığın tanıdığı en sevimsiz, en vahşi şahsiyetidir: Savaş dönemlerinde çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkekleri sivriltilmiş kazıklara geçirmiş, cesetlerin altında biriken kanları şarap niyetine içmiş bir zalimdir. Bu canavarın insan kanını şarap niyetine içmesi O’nun vampir olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bu nedenle;

 

Fatih Sultan Mehmet Han ve Kazıklı Voyvoda

Tarih Araştırması:

Filmlere konu olan Kont Drakula, insanlığın tanıdığı en sevimsiz, en vahşi şahsiyetidir: Savaş dönemlerinde çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkekleri sivriltilmiş kazıklara geçirmiş, cesetlerin altında biriken kanları şarap niyetine içmiş bir zalimdir. Bu canavarın insan kanını şarap niyetine içmesi O’nun vampir olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bu nedenle; film yapımcıları fırsatı ganimet bilerek Bram Stoker’in ‘Drakula’ isimli romanını beyaz perdeye uyarlamıştır. Gösterime girdiği andan itibaren gişe rekorları kıran bu film yeterli olmamış; devam filmleri de çevrilmiştir. Bu canavarın kimlerle yaşadığını, kimlerle savaştığını, kimlerin himayesinde kaldığını ve niçin rehin olarak Osmanlı’ya verildiğini anlamak için tarihin tozlu sayfalarında küçük bir gezinti yapmamızda fayda vardır.

 

Vlad Tebeş’in (Kazıklı Voyvoda) Serüveni:

Eflak Beyliği’nin Prensi Vlad Tebeş; Osmanlı ile yaptığı savaşta yenilen babası tarafından Osmanlı’ya rehin olarak verilmiştir. 1442-1448 yıllarında Osmanlı’nın elinde tutsak olarak yaşamıştır. Türk ahlak yapısına göre, esirlerde tıpkı diğer Osmanlı vatandaşları gibi devletin bazı imkânlarından faydalanmaktaydı. Vlad Tebeş’te, esir olmasına rağmen Osmanlı okullarında (Enderun) eğitim almıştır. Bazı tarihçilerimiz, Vlad Tebeş’in 2. Mehmet ile aynı okulda okuduğunu ileri sürmektedir. Bazı iddialara göre 2. Mehmet ile Vlad Tebeş, çocukluk yıllarında kan kardeşi olmuşlardır. Türk kültürüyle yetişen Vlad Tebeş, o dönemlerde Osmanlı’ya bağlı kalıp, Osmanlı için çalışacağına dair söz vermiştir. Bu söz üzerine Osmanlı yönetimi, Vlad Tebeş’i 2. Kosova Savaşı sonrasında Eflak’ın başına geçirmeye çalışmıştır. Ancak Eflak Voyvodası 2. Vladislav, Vlad Tebeş’i hezimete uğratmış ve Boğdan’a sürmüştür. Sürgünde boş durmayan Tebeş, Erdel Bey’i Janos Hunyadi desteği ile Eflak’a sefer düzenlemiş ve Eflak Voyvodası 2. Vladislav’ı öldürerek 3. Vlad adıyla Eflak Voyvodası olmuştur. Vlad Tebeş, içinde büyüttüğü kin ve intikam duygularıyla kendisine rakip olabilecek kişileri kazıklara geçirerek idam ettirmiştir. Vlad Tebeş, uyguladığı bu insanlık dışı idam yönteminden dolayı ‘Kazıklı Voyvoda’ olarak tarihe geçmiştir.

 

Elde ettiği zaferle bir anda Eflak Voyvodası olan Vlad Tebeş, Macaristan Krallığı ile de bir ittifak yaparak gücüne güç katmıştır. Böylece Vlad Tebeş, Osmanlı’ya resmen meydan okuyarak vergileri ödemeyeceğini bildirmiştir. Kendi ifadesine göre; 1460-1461 yıllarında Tuna’yı geçerek Sırbistan’a ve Karadeniz kıyısına kadar ilerleyip, 23.884 Türk ve Bulgar’ı katletmiştir. 20 bin civarındaki Osmanlı esirini de kazığa geçirerek idam etmiştir. Bu vahşete ve isyana sessiz kalmayan Osmanlı yönetimi, 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet komutasında Vlad Tebeş’e karşı bir sefer düzenlemiştir. Mahmut Paşa’nın hatıratına göre bu sefer sıcaklığın en yoğun olduğu bir günde yapılmış, ordu susuz kalmış ve bitap düşmüştür. Her şeye rağmen ordu, Eflak’ın başkenti Targovişte’ye ulaşmayı başarmıştır. Ufukların Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han, gördüğü manzara karşısında şaşırmıştır. 5 kilometre boyunca yere kazıklar dikilmiş; kazıklara çocuk, genç, yaşlı, erkek ve kadınlar geçirilerek idam edilmiştir. Bu vahşet ile yüz yüze gelen Osmanlı askerlerinin moralleri bozulmuş olsa da, 4 Haziran 1462 yılında Targovişte Kalesi’ni almayı başarmıştır. Savaş hengâmesinden faydalanarak Fatih Sultan Mehmet Han’a bir suikast teşebbüsünde bulunan Vlad Tebeş, başarılı olamayınca kurtuluşu kaçmakta görmüştür. Kaçarken taş üstünde taş bırakmamış, kuyuları zehirletmiş, ekinleri yaktırmış ve hayvanları öldürtmüştür. Vahşette sınır tanımayan Vlad Tebeş, cüzzamlı ve vebalı mahkûmları serbest bırakarak şehrin hastalıklı bir şehre dönüşmesini amaçlamıştır.

 

Vlad Tebeş’in Sürgün Yılları ve Sonu:

Savaşı kazanan Osmanlı, Eflak’ı yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlamıştır. Yenilen Vlad Tebeş Erdel’e kaçmış ve Macaristan Kralı Matthias Convinus’tan yardım istemiştir. Ancak Eflak’taki Osmanlı’ya bağlı yeni yönetimi tanımak zorunda kalan Macaristan, Vlad’ın bu isteğini reddetmek zorunda kalmıştır. Macar Kralı Convinus, çıkardığı bir ferman ile Vlad Tebeş’i yakalatarak Budin’e getirilmiştir. İlk dönemlerini hapishanede geçiren Vlad Tebeş, sonraki dönemlerde kral ve ailesiyle iyi ilişkiler kurmayı başarmıştır. Bu gelişmeler, 1473 yılında hapis hayatının sona ermesine neden olmuştur. Macar Kralı ile arayı düzelten Vlad Tebeş, Eflak’ı ele geçirmek için yeni planlar yapmıştır. 1476 yılında kuzeni Stefan Celmare ile birlikte Eflak’a dönmüş ve voyvodalığını ilan etmiştir. Fazla zaman kaybetmeden derme-çatma ordusuyla yeniden Osmanlı üzerine yürümüş ve tekrar yenilmiştir. Rivayetlere göre; esir alınan Vlad’ın askerleri kazıklara geçirilerek idam edilmiştir. Vlad Tebeş’in başı kesilerek İstanbul’a, Fatih Sultan Mehmet Han’a gönderilmiştir. Vlad Tebeş’in kazık ve kan içme merakı, O’nun bir vampir olabileceği fikrini doğurmuştur. Bu fikir özellikle Almanya, Macaristan ve Rusya’da yayılmıştır. Buna rağmen Romen halkı Vlad Tebeş’i bir kahraman olarak görmektedir.

 

Vampir Drakula’nın Şatosu olarak bilinen Karpat dağlarındaki Bran Şatosu, 26 Mayıs 2006 yılında, Romanya’da düzenlenen bir tören ile Veliahd Dominic Von Habsbur’a iade edilmiştir. Vlad Tebeş’in Romen Halkı’na miras olarak bıraktıkları kan, vahşet ve ihanet olmuştur. Tarih, bu tür insanları asla affetmese de; dünyanın pek çok ülkesinde bu vampirin filmleri ilgiyle izlenmektedir.

 

10.12.2014

 

Yazar Hakkında

1960 yılında Kırıkkale’de doğdum. İlk ve ortaokulu Kırıkkale’de, liseyi de Ankara’da tamamladım. Üç çocuk babasıyım. Okumayı, araştırmayı, yorum ve eleştiri yapmayı severim. Bu birikimlerimden faydalanarak “Sanal Cinayet” ve” “Kristal Dünyalar” isimli iki eserim yayınlanmıştır. Eserlerimi okurken, usta bir yazarın kitaplarını okurken aldığınız hazzı alacak, ilginç olaylara şahit olacaksınız. Ortaokul ve lise yıllarımda oluşturduğum arşivimden ve günümüz teknolojisinden faydalanarak bu sitede makale yazmaya başladım. Amacım; makaleseverlere doğru bilgiye dayanan yazılar hazırlamaktır. Bilgi birikimlerimi kişisel dünya görüşümle harmanlayıp, okuyucusu ile buluşturmaktır. Okuyucularımdan beklentim şudur; yazdıklarımı beğenin veya beğenmeyin, lütfen yorum yapın, beğenip beğenmediğinizi belirtin. hepinize saygıları sunuyorum. E-Mail: atessbeyy@mynet.com

Allah’a emanet olunuz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir