Marka Ürün Ambalajlarının Taklit Edilmesi ve Tüketici Algısı

Son dönemlerde marketlerde sıklıkla ünlü markaların “ürün ambalajlarının” taklit edildiğini görüyoruz. Etrafınıza bakın, mutlaka çok iyi örnekler bulacaksınız! Kasıtlı olarak marka isimleri asla benzetilmez fakat ticari takdimin yanıltıcı derecede benzer olduğu açıkça ortadadır. Bu nedenle “bir ürüne asıl kimliğini veren sunuluş tarzı” bir markayı ön plana çıkaran en önemli unsurdur…

Aradaki Farkı Bulun!

Son dönemlerde marketlerde sıklıkla ünlü markaların “ürün ambalajlarının” taklit edildiğini görüyoruz. Etrafınıza bakın, mutlaka çok iyi örnekler bulacaksınız! Kasıtlı olarak marka isimleri asla benzetilmez fakat ticari takdimin yanıltıcı derecede benzer olduğu açıkça ortadadır. Bu nedenle “bir ürüne asıl kimliğini veren sunuluş tarzı” bir markayı ön plana çıkaran en önemli unsurdur.

 

Bir ürüne baktığımızda algılarımız ilk öncelikle görselliğe odaklanır ve daha sonra okuruz ve incelemeye geçeriz. Bu iki eylem arasında ise bizim yönetemediğimiz çok ufak bir “boşluk” vardır ve o da ürünü gördüğümüzde ne hissettiklerimiz ile ilgilidir. Kaliteli bir ürün müdür? Fiyatı ne kadardır? Özelliği nedir? Tüm bu sorulara bir cevap ararken aslında beynimiz çoktan bir karar vermiştir: Bu ürün iyidir!

 

Sonra inceleme süreci başlar ve aslında bu ürünün sanılan markanın ürünü olmadığını fark edersiz, fakat bahsettiğimiz algı ve inceleme süreci ortasında var olan “boşlukta” bu muadil ürünün daha pahalı olan asıl markanın kalitesi ile ölçülebilir olacağı sonucuna varma ihtimali çok yüksektir. Tabi ki alınan ürünün yanıltıcı bir ürün olduğu fark edilirse… Çünkü genelde tüketici bu “fark etme” sürecine bile geçemeden ürünü alır, çünkü beyninde ürünün kalitesine yönelik hiçbir şüphe yoktur.

 

Bu gibi durumlar oldukça sık karşımıza çıkıyor günlük hayatımızda. Taklit ürünü fark etmeyip alıyoruz veya fark edip almamaya karar veriyoruz. Yazımızın konusu bu değil, fakat marka sahipleri ne yapabilir? Bir markanın adından ziyade bu marka ile piyasaya sunulan ürün ambalajının da marka veya tasarım tescili ile korunması gerekmektedir. Aksi takdirde ancak ve ancak haksız rekabet kanunları çerçevesinde hukuki işlemler yürütülebilmektedir.

 

Haksız rekabet kanunları ise bu gibi durumlarda maalesef yetersiz kalmaktadır ve marka/tasarım kanunları kadar ihlalin özüne inmemektedir. Sonuç olarak markayı marka yapan sadece adı değildir, ürünün ambalajı ve sunum şekli de çok önemlidir. Yoksa, Coca Cola’nın kırmızı kutusu, McDonalds’ın sarı “M” harfi ya da Milka’nın mor ambalajı ile ne kadar özdeşleştiğinin farkında değil misiniz?

 

Yazar: Dilek Zeybel | OrbisVista Kurucu Ortağı email: dilek (at) orbisvista.com.tr

Yazar Hakkında

Aylin Şener, Sınai Mülkiyet Hakları konusuna ilgi duyarak, tasarım uzmanı olarak başlayan kariyerini, marka uzmanı ve kısa bir süre sonra patent vekili olarak sürdürdü. Türkiye’de ıslahçı hakları koruması alanında uzmanlaşarak kariyerini tamamladı ulusal ve uluslararası alanlarda sınai mülkiyet hakları konusunda edindiği tecrübelerini, deneyimli bir hukuk bürosu ile birleşerek kurduğu OrbisVista isimli şirketin çatısı altında paylaşmaya karar verdi. Çalışma hayatı OrbisVista ile devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir