Acilen Mutlu Ol!

Acilen mutlu ol! Hem de hiç vakit kaybetmeden! Çünkü mutsuz olarak bol keseden harcayabileceğimiz kadar çok zamanımız yok ne yazık ki. Kendinizi mutlu olmaya zorlamak ve hatta buna kendinizi mecbur hissetmek, gerçekten de mutlu olmanızı sağlayabilir.

Bir oyun oynamak istiyorum sizinle. Ama merak etmeyin, “Testere” filmindeki gibi değil. İsterseniz adına “Kerpeten” diyelim. Daha masum şeyleri çağrıştırır. Oyunumuzun adı, “Mutluculuk”. Hani bildiğiniz o, “Doktorculuk”, “Evcilik”, “Kasapçılık”, “Seri Katilcilik” gibi oyunlardan. Mutluculuk oyununu oynamak için, yetişkin kimliğinizden kurtulmanızı isteyeceğim sizden. Çünkü büyümüş biri olarak bu oyunu oynamak çok zordur. Çocukken “Doktorculuk” oynardık ve gerçekten de doktor olduğumuza inanırdık.

Mantığınız şu anda buna itiraz etse de, kendinizi bu oyuna ve oyunun kurallarına kaptırmanızı rica ediyorum sizden. Mutluculuk oyununun bazı kuralları vardır ve bu kuralları sizlerle paylaşacağım. Oyunumuzu en az 2 ay boyunca oynamanızı istiyorum sizden. Böylece oyunun gerçekçiliğine kendinizi iyice kaptırmış olacaksınız.

İşte “Mutluculuk” oyununun kuralları

– Her sabah güne muhteşem bir enerjiyle başlamalısınız. Eğer yakınarak, kızarak ya da mutsuz bir şekilde uyanırsanız, ceza olarak bir dakika tek ayak üzerinde duracaksınız. Görmüyorum sanmayın, gözüm her an üzerinizde. Ona göre!

– Sabah uyanınca aynanın karşısına geçip bademcikleriniz bile görünecek şekilde kocaman sırıtmalısınız. Tam 58 saniye boyunca bu gülümsemeyi koruyun.

– Yüzünüzü yıkadıktan sonra, tam 1 dakika boyunca kahkahalar atarak zıplayın. Zaten somurtarak zıplamak imkânsızdır. İsterseniz deneyebilirsiniz.

– Güne pozitif düşüncelerle başlamak için zihninizi programlayın. “Bugün beni muhteşem bir gün bekliyor” gibi telkinlerde bulunun.

– Evden dışarı çıktığınız zaman, gördüğünüz ilk kişiye selam verin. Sonra ikinci kişiye ve sonra… Kısacası herkese gülümsemenizi bulaştırın. Onlar somurtkan olsalar bile. Ne de olsa çocuk onlar

– Gerçi sanmıyorum ama olur da başınıza bir aksilik gelirse, hemen dik durun, derin bir nefes alın ve hemen ne yapmanız gerekiyorsa yapın ve o sorunu çözün.

– Sizin bu dinamit gibi halinizi görüp bundan kendilerine espri malzemesi çıkarmak isteyenler olacaktır. Bırakın yapsınlar esprilerini. Hatta siz de gülün onlarla birlikte. Ne de olsa çocuk… Hoş görmek lazım…

– O gün yapacaklarınızı mutlaka bir kâğıda not alın. Aramanız gereken kişiler, yapmanız gereken işler, bitirmeniz gereken yarım kalmış şeyler… Hepsini yazın ve sonra da tek tek üzerinden gidin. Akşam olduğunda listeniz tamamlanmış olmalı. Bunu her gün rutin bir alışkanlık haline getirin.

– Karamsar bir şarkı duyduğunuz anda hemen değiştirin. Eğer değiştirme imkânınız yoksa o şarkıyı zihninizde komikleştirin. Çünkü hüzünlü şarkıların çoğu gerçekten de komiktir. “Yırtarım”, “Yıkıldım sevgilim kaldırır mısın?” örneklerini hatırlayın.

– Her saat başı 60 saniye boyunca hayatla tüm irtibatınızı koparın. Arkanıza yaslanın ve derin derin nefes alıp verin. Nefesinizi tutun ve sonra yavaşça bırakın. Sadece 60 saniye. Merak etmeyin işler yetişir. Hatta bunu yaparsanız, daha kısa sürede yetişir.

– Bu arada etrafınızdaki insanları onurlandırmayı, takdir etmeyi de unutmayın. Siz onları takdir ettikçe, hem onlar hem de siz mutlu olacaksınız.

Bunu yapmak bedavadır ve size hiçbir şey kaybettirmez. Oyunun kuralları aşağı yukarı böyledir. Ama siz eğer isterseniz bu kurallara ilaveler yapabilirsiniz. Kurallarımızı bir kâğıda çıkarın ve görebileceğiniz bir yere asın. İhlal ettiğiniz her bir kural için, bir dakika tek ayak üzerinde durun. Bu cezaya mutlaka uymalısınız çünkü ne kadar kararlı olduğunuzu bana değil, kendinize ispatlamış olacaksınız.

Gördüğünüz gibi oyunumuzun kuralları son derece basit ve eğlenceli. Sadece iki ay boyunca bu oyunu oynadığınız takdirde, bir sonraki ay kuralları okumanıza bile gerek kalmayacak. Hepsi de otomatik olarak davranışlarınıza yansıyacaktır. O halde, zil sesini duydunuz sayın seyirciler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir