obilir > Konular > Toplum > Hukuk > AB Üyesi Türkiye’nin Yetkisi Nasıl Olur?

AB Üyesi Türkiye’nin Yetkisi Nasıl Olur?

AB; kültürel ve coğrafi olarak ortak bir altyapıya sahip Avrupa devletlerinin, bu birlikteliği geliştirme, sosyal ve ekonomik olarak kalkınmak için tek bir siyasal çatı altında bütünleşme çabalarıdır…

 

AB’nin temel çatısını oluşturan kurucu antlaşmalar, planlar, protokoller, Birliğin hukuk düzenini ve yetki alanını belirlemektedir. Avrupa Topluluğu Antlaşması’na göre üye devletler arasında ekonomik ve sosyal bütünleşmede, ortak ticaret politikasında birliğin münhasır yetkisi vardır. Antlaşmanın 3. Maddesine göre; tarım, balıkçılık, endüstri, ulaştırma, sosyal ve siyasal alan, ortak ticaret, kültür, vatandaşlık… bütünleşmede temel politikalar olarak belirlenmiştir. Bu alanlarda birlik; üye devlet ve vatandaşlarını bağlayan tasarruflarda bulunabilir. AB karar organlarının bu yetkileri hukuki dayanağına göre üç grupta toplanmaktadır: 1. Antlaşmalarda belirlenen hedeflere ulaşmak için açıkça tanınan yetki, 2. Bu açık yetkinin kullanılması için gerekli zımni yetki, 3. Boşluk doldurma yoluyla edinilen yetki. Sonuncusu kurucu antlaşmaya tek senetle (100a maddesiyle) eklenmiş olup Birliğe en geniş manada yetkiyi tanımaktadır. Buna göre ortak politikaların gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan her tür düzenleme yapılabilir. Gelinen bu noktada yetki genişlemesiyle oy birliğinden ağırlaştırılmış çoğunluğa geçilmiş, üye ülkelerin veto hakkı ortadan kalkmıştır.

 

ÜYE ÜLKELERİN YETKİ ALANLARI

Her antlaşma devlete bağlayıcılık yükümlülüğü getirir. AB’ne girmek aynı zamanda AB’ni oluşturan antlaşmaları kabul etmekle olduğuna göre bu alanlarda o devlet bağımsız karar alma iradesini kaybetmiş demektir. Artık antlaşmaya sadakat yükümlülüğü devreye girer. Buna göre üye ülkelerin (Üye varsaydığımızda Türkiye’nin) tasarruf yetkisi yukarıda sayılan AB’nin amaçları dışında kalan alanlardır. Birliğin amaçları dışında kalan konularda üye ülkeler münhasır yetki sahibidir ki; geriye ne kalmıştır bunu tespit edebilmiş değiliz. Üstelik AT Antlaşmasının 5. Maddesine göre üye ülkeler bu alanlarda dahi AB’nin amaçlarını tehlikeye sokucu her türlü tasarruflardan kaçınmakla yükümlüdürler. Üye ülkeler Birliğin ortak politikalarına giren konularda ancak aynı amaca hizmet eden düzenlemeler yapabilirler. Yine ortak politikalar alanında diğer ülkelerle antlaşmalar imzalama yetkisi yalnızca AB’ne aittir. Bütün bu sahalardaki egemenlik yetkileri AB’ne devredilmiştir.

 

Türkiye’nin egemenlikle ilgili sorunu aşmak için Anayasanın 6. Maddesine getirmeyi düşündüğü istisna hükmü herşeyden önce aynı madde ile çelişki içindedir. Egemenlikle ilgili 6. Maddedeki ‘kayıtsız şartsız’ ve ‘hiçbir surette’ ifadeleri bu alanla ilgili bütün istisnaları da yasaklamaktadır.

 

MİLLİ MENFAATLERDE KÜRESELLEŞME OLUR MU?

Bu birliktelik sanıldığı gibi 20. yüzyıla özgü küreselleşmenin getirdiği bir süreç değildir. Birleşik Avrupa devletleri düşüncesi yüzyıllar öncesine dayanır. Bu hayal 1300’lü yıllardan beri Avrupalı filozof, tarihçi ve siyaset adamını cezbetmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan Coudenhove Kalergi’nin Avrupa Birleşik Devletleri’nin kurulmasına ilişkin Panavrupaist hareketi, Avrupa’nın bütünleşmesinin asıl mimarı olarak kabul edilen Jean Monnet’in gayretleri bu amaç içindir. Yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu denge politikasıyla bu birliğin oluşmasını engellemeye çalışmıştır. Tarihte haçlı seferleri ve Kurtuluş Savaşı böyle bir birlik oluştuğunda hangi amaca yöneldiğini ortaya koymuştur. Demek ki Avrupa devletlerinin tarihî çıkarlarında bir değişme olmamıştır. Ekonomiden siyasete, doğal kaynaklardan milli değerlere, küreselleşme adına verdiğimiz tavizler bu söylemi ortaya atan devletlerin milli politikalarına hizmetten başka bir işe yaramamıştır. Hangi devlet küreselleşme adına milli çıkarlarından vazgeçmiştir. Daha AB kapısında beklerken bile Kıbrıs, Ege ve Güneydoğu ile ilgili mütareke lisanlı söylemler küreselleşme adına mıdır? Ya da dünya barışı için mi? AB antlaşmalarında Avrupa halklarının kültürel değerleri perçinlenirken; bünyesinde hazineleri barındıran bu millet için neden topyekün bir medeniyet arayışına çıkılmıştır. Ama artık bu millet bütün bunları görmüş ve çözüm olarak kendi içindeki hazineleri keşfetmiştir.

 

Hakkınızı aramaz hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Hukuki sorularınız için www.konsepthukuk.com web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir