Home > Konular > Edebiyat (genel) > Deneme > Kitle Psikolojisi Yanılsaması: Çok Satılan Kitaplar Örneği

Kitle Psikolojisi Yanılsaması: Çok Satılan Kitaplar Örneği

Çok satılan kitaplar örneği özelinde kitle psikolojisinin bizi makul olan yere her zaman ulaştırmayacağını anlatmak için kaleme aldım bu denemeyi…


Yanlış bir algılama üzerinde duracağım bu yazımda. Aslında olmaması gereken, ancak peşimizi bir türlü bırakmayan algılama… Bizi pek de makul olmayan bir yere götüren, peşinden sürükleyen, nereye savuracağı belli olmayan bir inanış… Kafamda iyice olgunlaştı ve kalemim yazıya dökmem için beni dürtmeye başladı.

 

“Çok satılan –satan değil- kitaplar” listesi ile ilk örneğimizi verelim. Bir kitabın çok satılanlar listesine yerleştiğini görüp almak tercihimize bağlıdır, ancak bu tercih bu kitabı okurun onayladığı anlamına geliyorsa bu, kitabı almak için çok da geçerli bir gerekçe sayılmaz. Çünkü bir kitabın çok satılması bir önyargı olarak okuru kendine çekse de madalyonun öteki yüzünü de göz ardı etmemek gerekir. Madalyonun görünen, gösterilen yüzü okurun gözünü boyayabilirken öteki yüzü gerçeğin hiç de öyle abartıldığı, süslendiği gibi olmadığını açığa çıkartacaktır. Nitelikli okur, zaten, madalyonun kendisine çevrilmeyen yüzüne odaklanıp süslü cümlelerle kendisini aldatan kitaplara aldırış etmeyecektir. Gelgelelim, ortalama okurun zevki listeleri belirleyecek, hatalı bir sanı oluşturacaktır okurların ve henüz okur olma yoluna girenlerin beyninde.

 

Basit, anlaşılır, kişiyi düşünmeye fazla zorlamayan daha çok tercih edildiğini görüyorum bu listeleri her zaman takip eden biri olarak. Söz gelimi, haftalardır listelerden inmeyen Uğur Koşar’ın din imanla ilgili kitapları. “Allah De Ötesini Bırak”, “Bana Allah Yeter” ve daha sonraları çıkardığı kitapları Türk okuru hemen benimsedi. Yüzlerce kitap okumuş bir kitap kurdu olarak bu eserleri çok basit buluyorum. Yalan söylemeyeyim: Okumadım. Gelgelelim, az çok bilgim var. Çok farklı şeyler, hiç bilmediğimiz şeyler anlatan kitaplardan değil bunlar. Hani, ben bile yazarım bu kitapları. Çok fazla bilgi birikimi gerektirmiyor. Dine az çok hâkim olduktan sonra siz de yazabilirsiniz.

 

Türkler Kur’an’ı adamakıllı okumadıkları için bu tür kitaplardan medet umuyorlar. Ruhsal ihtiyaçlarını bu kitaplarla gidermeye çalışıyorlar. Oysa temel kitap Kur’an’dır ve o, zaten, sizin manevi ihtiyacınızı gidermede tekdir, örneksizdir. Gel gör ki insanlar sürekli birilerini önder kabul etmeye, başkalarından dinlemeye meraklıdır. Kendisi okumak yerine kolaycılığa kaçıp dinlemeye ve Kur’an’ı okuyan kişilerden Kur’an’ı anlamaya meyillidir. Böyle olunca da çok satılanlar listesine giremeyecek kitapların listeye girmesi kaçınılmazdır.

 

“Allah De Ötesi Bırak”ın diğer bir eleştirdiğim noktası, ismidir. Allah deyip ötesini bıraktığımızda her şeyin yoluna gireceğini anlatan, itici, yanıltıcı bir başlık bulmuş yazarımız. Belki tevekkülü de anlatıyor içinde, ancak Allah deyip ötesini bırakmak hiç de tavsiye edilecek bir adım değildir. “Bana Allah Yeter” de keza öyle. Görünen o ki yazarımız bu dünyayı iyice geri plana itmiş! Oysaki dünya hayatı ile ahiret hayatının dengede olmasıdır akla uygun olan. Ahiret hayatını sağlamlaştırmamız için dünya hayatını son derece önemsemeliyiz. Aksi takdirde, öteki dünyada nerede olacağımızı kestiremeyiz.

 

“Siktir Et” kitabı da çok satılanlar listesine girmişti bir ara. Arkadaşım hediye ettiği için okumuştum kitabı. Bu listeye girebilecek nitelikte bir kitap değildi. Ama bizim ortalama okur kitlesi böyle bir kitabı listeye sokmayı başardı. Aslında, zoru başardı.

 

“Allah De Ötesini Bırak”, “Siktir Et” ve diğerleri… Bu kitaplar hep bir manevi ihtiyacın olduğunu gösteriyor Türkiye’de. Maneviyatımızı tatmin etmek, doyurmak için böyle kitaplarla avunuyoruz. Bunlar sıraya girince de okurunu bekleyen gerçek eserler geri planda kalıyor.

 

Yine de hakkını yemeyelim okurların. Çünkü eşsiz kalem Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” şaheserini yıllardır listeden indirmiyorlar. Çok hayret ettiğim bir durum. Demek ki Türk okuru zevkini yavaş yavaş değiştirmeye başladı. Bu gelişme sevindirici. Asıl yapıtların listede daha çok göz önünde olması hem çok satılanlara bakıp tercihte bulunan okurun niteliğini arttıracak hem de bu listeye girmenin kolay olmadığını gösterecektir.

 

Kitle psikolojisi bilinçli veya bilinçsiz hemen herkesi peşinden sürükleyebilir. Çok satılan listelerine giren kitaplar, filmler, müzik albümleri vb. her şey kitlenin beğenisi tarafından oluşturulur ve bu kitlenin tercihine bakarak alacağımız -piyasa tabiriyle- ürünleri seçmemiz bizi çoğu zaman aldatır. Bu, kitle psikolojisinin sadece bir boyutu. Konuyu daha da genişletirsek siyasal ideolojilere kadar varmamız mümkün. Hitler’i destekleyen de bir kitleydi ve bu kitle, maalesef, onu tek başına iktidara taşıyacak kadar çoğunluğu oluşturuyordu. Başımızdaki hırsızları, yolsuzluk yapanları, kendi milletini hakir görenleri zirveye taşıyanlar da bir kitle. Sivas katliamı da bir kitlenin ürünü. Ben sadece konuyu “kitap” bazında ele aldım ve tarlanın çok küçük bir dönümünü ekip biçtim. Ki bu, kitle psikolojisinin hangi alanlarda olduğuna dair verilebilecek en basit örnektir. Hayatın bütününe baktığımızda kitle psikolojisinin insanları nerelere sürüklediğini açıkça görebiliriz: savaşlar, soykırımlar, yıkımlar, işkenceler, derisini yüzmeler, ezmeler, ezip geçmeler, süründürmeler…

 

Kitleye ayak uydurmayan insanların her zaman bir kitleyi meydana getiren insanlar tarafından baskı altına alınacağı muhakkaktır. Çünkü kitle psikolojisi ortalama kişiye cazip gelir ve kendisine bağlanmayanları dışlar. Pekâlâ, bunun sebepleri ne olabilir? Kişinin kendisini bir kitleye bağlı hissetme durumu, herhangi bir çıkar ilişkisinden doğmuş olabileceği gibi yalnız kalma korkusundan da kaynaklanmış olabilir. Her ne olursa olsun, kitlenin “doğru” bellediği her şeyin bizi doğru yola ulaştırmadığına tarih şahittir. Bu konuda her bireyin bilinçli olup akan sele eğrisini doğrusunu düşünmeden kapılmaması yerinde bir davranış olacaktır.


İlginizi Çekebilir

Edebiyat Nedir ?

Kıyıya vurmuş bir balıktır edebiyat,çırpınarak denize ulaşmaya çalışan.Çırpınır insanlara ulaşmak için çoğu zaman.Nasıl ki denizdeki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir