Home > Konular > Bilim > Evrim > İnsan Irkına Sızan Asimile Maymunlar 1. Bölüm

İnsan Irkına Sızan Asimile Maymunlar 1. Bölüm

Vahşilik ve şiddet maymunlarda ve diğer hayvan gruplarında ağırlıklı olarak belki “Cash” bellek üzerinde tutulmakta ancak belki insanda daha tehlikeli olarak “Persistent Storage” bellekte yani kalıcı bellekte ve aynı zamanda programlanabilir, paylaşımlı olarak tutulmaktadır. Vahşilik, şiddet ve cinsel sapkınlık geninin sızması sonucu savunma dışı olarak öldürme, cinsel sapkınlıklar, savaşlar, doğa katliamları ve bunun sosyal alandaki yansımaları olarak önyargılar, ideolojiler, fanatizm, sosyal zenofobi, paranoid ve şizofren semptomları gerçekleşmektedir…

 

İnsanı insan yapan etkenler için: Psikoloji ve eğitim kökenli bilim insanları çevrenin önemine dikkat çekerken insan kişiliğinin ve davranışlarının oluşumunu ön plana almışlardır, Biyoloji ve tıp kökenli bilim insanları ise kalıtıma daha çok vurgu yapmışlardır.

 

Uzlaştırmayı benimseyenler kalıtımın belirlediği sınırlar içerisinde çevrenin şekillendirilmesiyle insan tarifine ulaşılır demektedir. Kalıtım ve çevre acaba insanı tariflendirme için yeterlimidir? Hangi çevre ve hangi kalıtım hangi tarifi kabul edilebilir görmektedir.

 

İnsan ağırlıklı olarak sosyal bir varlıktır. İnsanın tabiatla ilişkisi esnasındaki insanın insanla ilişkisi medeniyeti doğurmuşa benziyor. Dil sosyalleşmenin ve ihtiyaçları karşılamanın sanırım en önemli gereçlerinden birini oluşturmaktadır.

 

İnsanların yalnız başlarına yaşayıp yaşayamayacakları hep merak konusu olmuştur. Doğduğu andan itibaren yalnız başına yaşayan ya da bir süre insanlarla yaşadıktan sonra bir şekilde toplumdan uzak kalan insanların yaşantılarından isterseniz birkaç örnek verelim.

 

Bakın Uzm. Psikolojik Danışman/Psikoterapist Tayfun Doğan anlatılarında ne diyor; kurtlar tarafından büyütülen Amala ve Kamala’ 1920’de J.A.L. Singh dişi bir kurt ve matlaşmış, uzun saçlı, insan görünümlü yavrularını görür. Ciddi bir plan ve hazırlıktan sonra bu iki yavru yakalanır.

 

Sırasıyla bu kızlardan birisi 8 yaşında diğeri ise bir buçuk yaşındadır. Bir yetimhaneye bırakılan bu çocukların davranışları ve görünümleri kurt gibidir. Dört ayak üzerinde hareket ediyorlar ve dizleriyle avuç içleri nasır bağlamış durumdadır. Çiğ ete bayılmakta ve fırsatını bulduklarında çalmaktadırlar. Suyu dilleriyle içmekte ve yiyeceklerini çömelmiş vaziyette yemektedirler. Dilleri kalın ve kırmızı dudaklarından dışarı sarkmış ve kurt gibi solumaktadırlar. Gece yarısı asla uyumamakta, sinsi sinsi av arar gibi dolaşmakta ve ulumaktadırlar.

 

Bir sincap gibi çok hızlı hareket etmektedirler ve onlara yetişip yakalamak çok güçtür. İnsandan tümüyle uzak durmakta ve eğer yaklaşılırsa dişlerini göstermektedirler. İşitme duyuları çok duyarlı ve bir etin kokusunu çok uzaklardan duyabilecek kadar koklama hisleri gelişmiştir. Gündüzleri çok iyi göremezken geceleri daha iyi görebilmektedirler. 1921″in Eylülünde ikisi birden hastalanır ve küçük olan Amala ölür.

 

Sing Kamala’yı elinden geldiğince eğitmiştir. İki yılda ona yürümeyi ve tuvalet eğitimini vermiştir. Yine de heyecanlandığında ya da korktuğunda dört ayak üzerine gelmiştir. Yaklaşık üç yıl sonra Kamala yaklaşık bir düzine kelime öğrenebilmiştir. İlerleyen yıllarda kelime dağarcığı kırka kadar ulaşmıştır. Bununla birlikte kelimeleri telaffuzunda yaşıtlarına göre çok geridir. Genellikle kelimelerin yarısını söylemektedir. Örneğin Hintçe kedi (biral) demek için bil, tabak (thala) demek için tha demektedir.

 

Aveyron’un Vahşi Çocuğu Victor

Fransa’da 1797’de bulunmuştur. Bulunduğunda 12 yaşlarındadır ve bu yaşa kadar ormanda yalnız olarak yaşamıştır. Victor yakalanmış fakat kısa süre sonra kaçmıştır. Daha sonra tekrar yakalanmıştır. Konuşamıyordu hayvan gibi hırıltılar çıkarıyordu. Gerek yiyecek tercihleri gerekse vücudundaki yara izleri onun yaşamının önemli bir kısmının vahşi ortamda geçtiğini gösteriyordu.

 

Paris’e getirilen Victor farklı bilimsel ve medikal gruplarca incelendi. Psikolog Philippe Pinel çocuğu inceledi ve eğitilemez idiot olarak tanı koydu. Buna rağmen sağır ve zihinsel engelli çocukların öğretmeni J.M.G. Itard çocuğun eğitimini üstlendi. Victor okumayı, birkaç kelime söylemeyi ve emirlere itaat etmeyi öğrendi ama düzenli olarak konuşmayı asla öğrenemedi. 1828 yılında öldü.

 

İnsan yavrusu dışında diğer canlıların yavruları bir şeyleri bilerek, programlanmış olarak dünyaya gelmektedirler. Çoğunluğu doğduktan kısa süre sonra ayağa kalkar ve yürümeye başlar. İnsan yavrusu ise doğduktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra yürümeye başlar.

 

Bir kedi yavrusu köpekler ya da aslanlar tarafından büyütülse bile yine kedi olarak yapması gerekenleri yapacaktır. Ya da bir ördek yavrusu hiç su görmeden uzun yıllar tavuklar tarafından büyütülse bile suyu ilk gördüğü anda zorlanmadan yüzebilecektir. Yani kısacası diğer canlılar dünyaya bir takım becerileri öğrenmiş olarak gelirken, insan yavrusu öğrenmek üzere gelmektedir. Dünyaya gelen insan yavrusu ne görürse, ne duyarsa, ne hissederse bir kamera gibi kaydeder. Doğduğunda bembeyaz bir sayfa gibi olan çocuk ya kirletilir, ya da bir sanat eseri gibi işlenir.

 

Şimdi bu bilgiler ışığında düşünmek lazım. “Suçlu çocuk mu suçlu toplum mu*” “Başarısız çocuk mu başarısız çevre mi?” “Uyumsuz çocuk mu, beceriksiz anne-baba mı?” Psikolojik hastalıklarımızda, mutsuzluğumuzda, başarılı olup olmamamızda öğrenmenin etkisi ne kadardır?

 

Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak elbette ki mümkün ama bu makalemizi amaç dışına çıkartır. Sonuç olarak İnsan doğada tek başına diğer canlılarla iç içe yaşadığında çevresel faktörler devreye girmekte var olan genetik faktörler ise sadece yaşamın devamı için  çaba sarf etmektedirler. Aslında insan kendisine yüklenen işletim sisteminin gereğini yapmakta hangi koşullarda ise ona güncelleme yapabilme yeteneğindedir.

 

Bu çağın insanı modern topluluklarda yaşıyorsa kendi toplumsal zekası ile oluşturduğu uçaklar, uzay araçları, gemiler, medya araçları, tıp teknolojisi, gen araştırmaları, tarım araçları, yiyecekleri, kozmetik dünyası, kullandığı dillerin disipline edilmesi, barışlar, yardımlaşmalar ve bunun gibi medeniyet araçlarının yanı sıra savaşlar ve vahşilikleri de kullanarak yaşamaktadır. Vücut yapımız düzgün hatlarımız ve çirkinliklerimizi örtmemiz her koşula uyan kıyafetlerimiz aslında bu gün içerisinde bulunduğumuz medeniyet şartlarının bir sonucudur.

Online Alışveriş Önerisi

İlgilendiğiniz ürünleri internete özel indirim fırsatları sunan ePTTAVM (PTT Alışveriş Sitesi) üzerinden satın almanız mümkün. Ücretsiz kargo ve kapıda ödeme gibi avantajları var. Diğer alışveriş sitelerinin aksine, PTT güvencesi ile yurdun her iline, her ilçesine gönderim yapıyor. Buraya tıklayarak ePTTAVM sitesine giriş yapabilir ve sipariş verebilirsiniz >>.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir