Home > Konular > Edebiyat (genel) > Deneme > Bordo Siyah’tan Yeni Baskılı Safahat

Bordo Siyah’tan Yeni Baskılı Safahat

Bordo Siyah yeni basım Safahat kitabını bu yazımda inceleyeceğim. Mehmet Âkif’in önemli bulduğum şiirlerinden bahsedeceğim…

Bordo Siyah Yayınları 2014 yılında çeşitli kitap tasarımlarıyla çıktı okurun karşısına. NostalgicTimeless ve Cool olmak üzere (Niye Türkçe isimler tercih edilmedi acaba?) üç ayrı tarzda bastığı kitaplarla adından söz ettirenBordo Siyah Yayınları aynı zamanda düşük fiyat uygulamasıyla da okurun ilgisini çekiyor.

 

İnternette çevirileriyle ilgili çok da olumlu yazı bulamasam da çeviri eserlerini zevkle okuyorum Bordo Siyah’ın. Fiyatına göre çok da fena değil çeviriler. (Can Yayınları ile elbette rekabet edemez.) O fiyata kusursuz bir çeviri beklemek de doğru olmaz zaten. Yine de ben beğeniyorum Bordo Siyah’ın eserlerini. Hem başında Veysel Atayman gibi değerli bir kültür adamı var. Her kitabın başında yazar hakkında geniş çaplı bir yazı yayımlıyorlar. Ayrıca, bazı kitaplarda kitapla ilgili bir önsöz de bulunuyor. Birçok yayınevi bu şekilde basmıyor kitapları. Bu özel durum Bordo Siyah’ı ayrı bir yere taşıyor.

 

Bordo Siyah Yayınları’nın bu seferki baskıları çok daha kaliteli ve çok daha özel. Kapaklar beni kendine öyle bir çekti ki birkaç kitap almadan edemedim. Merak ettim tasarımları; ellemek, koklamak istedim. Nostalgic ağırlıklı olmak üzere beş tane kitap satın aldım Idefix’ten. (Bundan sonra kolay kolay internetten kitap almayacağım. Idefix sağ olsun, bunu öğretti bana! En iyisi, kitapçılara sipariş edip gelecek mi gelmeyecek mi sıkıntısından kurtulmak.) Nostalgic adı altında basılan kitaplar gerçekten göz alıcı. Hiç kitap okumaya heves etmeyen bir insan bile bu göz kamaştırıcı kapakları görünce kendini alamaz sayfaları çevirmekten.

 

Mehmet Âkif Ersoy’un Safahat’ını bitirdim ilk olarak. Özgün diliyle ve günümüz Türkçesiyle iki dilli basım olarak okunabilen kitapta millî şairimizle ilgili uzun bir yazı var baş sayfalarda. Nisan 2006’da yazılmış bu yazı ilk baskısında olduğu gibi aynen aktarılmış. Bu sayfalarda Mehmet Âkif’in hayatıyla ilgili epey bilgi bulunmakta. Bu yaşamöyküsü oluşturulurken birden fazla kaynaktan beslenilmiş. 12. dipnotta hangi kaynakların kullanıldığı görülmekte.

 

Mehmet Âkif yakılması suretiyle bir dostuna bıraktığı Kur’an-ı Kerim çevirisiyle gündeme geliyor daha çok. Bu çevirinin akıbeti bir türlü bilinemediği için Âkif hakkındaki tartışmalar bu bilinmezlik etrafında dönüp duruyor. Çevirinin kopyası var mıydı, yok muydu; vatan şairi, üzerinde yıllarca uğraşarak ortaya çıkardığı çevirinin yakılmasını niye vasiyet etti vb. sorular etrafında Âkif tartışmaları yıllardır sürüyor. Kimi -örneğin, Yaşar Nuri Öztürk- der ki Kur’an’ı çevirme işinin gerçekten altından kalkamayacağını anladığı için çeviri işini bıraktı, kimi -özellikle CHP iktidarını “dinsiz” olarak görmeye meyilli olanlar- der ki Âkif, çevirdiği metnin ibadet sırasında okunacağından kuşkulandığı için çeviriye devam etmedi. Bu tartışmalar daha devam edecekmiş gibi gözüküyor.

 

Araştırmacılar Âkif’in çeviri sorunsalının aslını astarını bulmak için uğraşadursunlar, bizim asıl göz önünde bulundurmamız gereken husus aslında Âkif’in öncelikle şiirleriyle yaşadığı hakikatidir. Çeviri tartışmasının sonu yoktur. Çeviri konusu Âkif’in şiirlerinin üzerini örtmemelidir. O zaten gelecek nesillere bıraktığı muazzam manzumeleriyle ölümsüzdür. Yazdığı o manzumeler bile başlı başına şaheserdir. Dolayısıyla çeviri sorunsalına takılıp kalmak Âkif’in şair kimliğini arka plana itmektedir. Önümüzde Âkif imzalı şiirler vardır, tek başına bunlar bile Âkif’in ne kadar büyük bir şair olduğunu kanıtlamaya yeter. Değil mi ki o, manzumelere döktüğü Kur’an’ı şiirsel bir biçime büründürmüştür; şiirleriyle dinî değerlerimize sahip çıkmaktadır; miskin, yobaz, tembel, Allah’sız Müslümanlara (Allah’sız Müslümanlık deyişi merhum yazar Ömer Lütfi Mete’ye aittir.) en ağır tokadı indirmektedir. (Âkif yaşayan Kur’an’dır, ifadesini bu yazıyı incelemesi için “Türkçe Off”un yazarı Feyza Hepçilingirler’e gönderdikten sonra kaldırdım. Bu sözün başımı belaya sokabileceğini söyledi. Dikkate alıp kaldırıyorum. Fazla üstelemiyorum, yorum sizin.) Âkif zaten Kur’an’ı okumuş, anlamış, hatmetmiş bir insandır; şiirlerine Kur’an’ı yansıtmıştır. O, şiirlerini yazarken Kur’an’dan ilham alır ve Kur’an onun kaleminde şiirli bir ahenge kavuşur. Kur’an’ın çevirisi zatenSafahat’ın her zerresine ilmek ilmek işlenmiştir. Çünkü Safahat Kur’an ayetlerinin çevirisi ve açılımlarıyla doludur. Âkif bu manzumelerinde çoğunlukla kendi dindaşını yerer, onu dinin özüne dönmeye yönlendirir. Âkif; Hz. Muhammed’in sağlığında yaşanmış olan Asr-ı Saadet devrine özlem duymaktadır, o devrin tutumuna uygun olarak yaşanması gerektiğini düşünmektedir.

 

Âkif, “Fatih Kürsüsünde” başlığı altındaki iki dizesinde şöyle der:

“Sonunda bir de ‘tevekkül’ sokuşturup araya,

Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!”

 

Âkif; bu şiirinde Müslümanları epey bir sarsmakta, düştükleri bu kepaze durumdan onları sorumlu tutmaktadır. Âkif’in bu uzun manzumesini okuyan her Müslüman dönüp bir aynaya bakmalı, kendi hâlinden utanmalıdır. 1914’te yazılan bu upuzun şiirler zincirinin bugünü de kapsadığı, günümüzdeki Müslümanlara da ders verir nitelikte olduğu muhakkaktır.

 

Bir üst paragrafta alıntıladığım beyitte asıl dikkat çekmek istediğim nokta tevekkül anlayışıdır. Âkif dinî bir kavram olan tevekkülün yanlış yorumlandığından yakınmaktadır. Tevekkülün maskaraya çevrildiğinden bahsetmekte, Müslümanların tevekkül anlayışını yerden yere vurmaktadır. Âkif; Osmanlı Devleti çöküş süreci içerisinde olduğundan olsa gerek Müslümanlara epey ağır eleştiriler yöneltmekte, onları sözde Müslümanlıktan çıkıp özde Müslüman olmaya davet etmektedir. Âkif, bir aydın vazifesi görerek içinde bulunduğu durumu kavrayıp Müslümanları gerçek bir Kur’an neferi olmaya özendirmektedir. Bu yolda Müslüman cemaati eleştirmekten çekinmediği ve Kur’an çizgisinde ilerlediği için bağlı bulunduğu dinin özel kavramlarını yanlış anlayanlara resmen ders vermektedir. Tevekkül kavramının tâ o zamandan beri yanlış anlaşılageldiğinin görülmesi için önemlidir bu beyit.

 

Tevekkülü doğru yorumlamak, onun içini doldurmak, onunla bir olmak gerek. Tevekkülü bilip de hayata uygulamamak hiçbir işe yaramaz. Samimi Müslümanların tevekkül anlayışına uygun olarak yaşaması beklenir. Ama yıllardır değişmeyen bir sorun olarak ortada duruyor ki tevekkülün gerçek anlamı bir türlü kavranamamakta, içi bir türlü doldurulamamaktadır. Böyle olunca da tembellik, miskinlik, kolaycılık, hiçbir iş yapmayıp her şeyi Allah’a havale etme anlayışı gırla gitmektedir.

 

Âkif’in 1924’te yayımlanan “Âsım” kitabında yer alan çerçeve içine alınmış dizelerinin apayrı bir yeri var kalbimde. Âkif kendisi için de ayrı bir önem taşıdığından olsa gerek bu dizeleri çerçeve içine almış. Bu dizeler kalbimi titretiyor, yüreğimi coşturuyor, gönlümde taht kuruyor, ayrı bir zevk veriyor. Çerçevesinden taşan, çerçevesini de aşan dizelerin en beğendiğim bölümünü paylaşmak isterim:

“Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

 

O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Nu büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…

Bedr’in arslanları ancak bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

‘Gömelim gel seni târîhe’ desem, sığmazsın.”

 

Âkif, İstiklal Marşı şairimiz olmasının yanında Safahat kitabıyla da bir çığır açmıştır. İstiklal Marşı’nı yazmasaydı yine de çok değerli bir şair olarak kalır, ölümsüzlüğe yükselirdi. Biz Müslümanlara bıraktığı şiirlerin hiçbir zaman eskimeyecek, hiçbir zaman değersiz görülmeyecek, hep el üstünde tutulacak ve baş tacı edilecek. Bundan emin ol millî şair, mezarında rahat uyu. Âsım’ın nesli gibi bir nesil yetiştirmeye çalışan ve Kur’an rehberliğinden tereddüt etmeyen gerçek Müslümanlar olma yolundan bir an olsun sapmayacağız.

Online Alışveriş Önerisi

İlgilendiğiniz ürünleri internete özel indirim fırsatları sunan ePTTAVM (PTT Alışveriş Sitesi) üzerinden satın almanız mümkün. Ücretsiz kargo ve kapıda ödeme gibi avantajları var. Diğer alışveriş sitelerinin aksine, PTT güvencesi ile yurdun her iline, her ilçesine gönderim yapıyor. Buraya tıklayarak ePTTAVM sitesine giriş yapabilir ve sipariş verebilirsiniz >>.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir