Home > Konular > Edebiyat (genel) > Deneme > Amerikan Köpekleri’nin İzinde

Amerikan Köpekleri’nin İzinde

Nihat Genç’in Amerikan Köpekleri adlı eseri Amerikan emperyalizmini ve uşaklarını enine boyuna inceliyor. Sınır komşularımızla ilgili yazıları da ayrı bir önem taşıyor…


 

Nihat Genç’le yola devam… “Amerikan Köpekleri” yazarın okuduğum altıncı kitabı. Daha okuyacağım on civarında kitabı var. Azar azar, yavaş yavaş bütün kitaplarını okumayı planlıyorum. Ama arka arkaya okumak istemiyorum. Çünkü arka arkaya Nihat Genç okumak beni sıkabilir. Nihat Genç ağabeyimizin görüşleri belli, niyeti belli. Birkaç kitabını okuduktan sonra fikirlerini ve neyi savunduğunu anlayabiliyorsunuz. Genel itibariyle söyleyecek olursam kitaplarından hiç sıkılmadım. Sadece “Memleket Hikâyeleri” biraz sıktı, o kadar. Diğer okuduğum kitapları ise şunlar: “Karanlığa Okunan Ezanlar”, “Aşk Coğrafyasında Konuşmalar”, “Veryansın”, “Hattı Müdafaa”. Bu kitapların arasından en sevdiğim kitabı ise aynı zamanda Nihat Genç’le beni tanıştıran ilk kitap olan Karanlığa Okunan Ezanlar. Daha sürükleyici, daha enteresan ve Bosna-Sırp Savaşı’ndan -bu zamana kadar- bihaber yaşayan bana bilgi veren ilk kitap. Bosna Savaşı’nı okumak isteyenler, bu savaşı savaştan sonra Bosna’yı gezip görmüş birisi olarak Nihat Genç’ten kesinlikle okumalı. Bosna’yı anlatış biçimi harika! Soykırımı, zulmü öyle bir anlatmış ki ağlayasınız gelir, gözyaşlarınıza hâkim olamayabilirsiniz. Bir yer bu kadar güzel anlatılamaz. Hem de 50 sayfa civarında anlatmış Bosna’yı. İşte yazarımızın farkı! Çok okumanın faydaları! Nihat Genç yanlış hatırlamıyorsam 2000’e yakın kitap okumuş. Ben daha 168’deyim. İnsanın çok bilgi birikimi olmalı ki gördüklerini ve duyduklarını edebî bir şekilde anlatabilsin ve insan çok kitap okumalı ki kendi öz düşünceleriyle piyasa yazarlarından farklı olduğunu kanıtlayabilsin. Az okuyun, öz okuyun derler genelde. Bence hem öz okumalı hem çok okumalıyız. Hani bir kitabı bitirmek için bitirmemeliyiz. “Ben 3000 kitap okudum.” demek için kitap okumamalıyız. Bu 3000 kitabı dolu dolu okumalıyız. Kitaplardaki düşüncelere hâkim olabilmeliyiz. Nihat Genç işte böyle bir yazar. Okuduğunu harmanlayabiliyor ve kendi düşüncelerini ortaya çıkartabiliyor. Bu da onu farklı bir yazar kılıyor. Her kitabı birbirinden değerli, her kitabından düşünce akıyor. Kullandığı üslupta aşırıya kaçsa da -bazen küfür ediyor kitaplarında- genel olarak değişik ve sert bir üslubu var.

 

Anadolu’nun bağrından çıkmış bir yazar Nihat Genç. Bilimsel verilerle yazmıyor. Mesela teknik bilgiler vermiyor. Konuşur gibi yazıyor Nihat Genç. Bu da onun denemelerini sıkılmadan okumamızı sağlıyor. Halk diliyle yazıyor, anlamını bilmediğimiz sözcükler çok nadir çıkıyor kitaplarında. Değişik yönlerden bakabilmemizi sağlıyor Nihat ağabey. Bir şeyi dayatmaktan ziyade bize rehber oluyor.

 

Bu kadar olumlu yönünden bahsettikten sonra bir kitabıyla ilgili iki küçük eleştirim var. Mesela Amerikan Köpekleri’nde “II. Tezkere Üzerine” diye bir yazı var. Ben 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmediğini biliyorum. (Bu da şöyle olmuş: Mecliste evet sayısı hayır sayısından fazla olmasına rağmen tüzük gereği yeterli çoğunluk sağlanamayınca Irak’a asker gönderilememiş.) İkinci tezkere lafını ise hiç duymamıştım. Yazar hiçbir şekilde ikinci tezkerenin ne olduğunu açıklamamış. Yani, giriş bölümünden başlamamış, doğrudan gelişmeye dalmış. O kadar dikkatle okudum o bölümü; ne bir açıklama bulabildim ne de bir ipucu. Bilmeyen birisi ne anlasın ikinci tezkereden! Yazar Amerika’ya, milletvekillerimize ve yazarlarımıza (Özellikle Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’e saldırmış, ki Ertuğrul Özkök’ün “Savaşa karşıyım, ama…” ile başlayan cümlelerine uyuz olduğunu söylüyor. Savaşın “ama”sı maması olmaz kardeşim diyor.) doğrudan eleştiri yöneltiyor. İkinci tezkereden bihaber olan bizler ise hiçbir şey anlamadan okumaya devam ediyoruz. Bence giriş bölümünde ikinci tezkerenin ne olduğunu anlatmalıydı, çünkü okuyucular ikinci tezkereyi bilmeyebilir. Başka bir eleştireceğim nokta da “Orta Doğu’yu Gezelim Görelim” yazısında “AKP’ye sonsuz teşekkürler.” diye söze başlayıp, niye teşekkür ettiğini açıklığa kavuşturmaması. AKP’yle istihza mı ediyor, anlaşılmıyor. Gündeminde yine tezkere vardı; ikinci tezkereyi kabul eden milletvekillerine mi çatıyor, anlayamıyoruz. N. Genç, sanki gazetecilere, yazarlara yazmış yazılarını. Gündemi takip etmeyenler onun yazılarını, kime, ne dokundurduğunu anlamaya çalışırken zorlanıyor. Gerçi isim vererek de eleştiriyor, ancak olayların başını bilmediğimiz için kafamızda net bir görüntü oluşmuyor. Çıkarttığım sonuca göre, bu denemeler 2003 yılında kaleme alınmış ve Leman dergisinde veya başka bir dergide yayımlanmış. Biz 2009’da bunları okuduğumuz için 2003’teki olayları sıcağı sıcağına yaşayamıyoruz. Yazar doğrudan olaylar üzerinde yorum yapınca olayların başlangıcını anlamayan bizler zor durumda kalıyoruz. Bari bu denemeler tekrar gözden geçirilip yayımlansaydı. Belli ki harfi harfine aynen aktarılmış.

 

Kitapta Nihat Genç gezdiği gördüğü yerleri anlatıyor, Arap dünyasını tahlil ediyor ve bizim solcuları, milliyetçileri ve sağ zihniyeti eleştiriyor. Ve biraz da bizi ateşli siyasi arenadan uzaklaştırıp yüzümüzde gülümsemeye mahal veren konulara değiniyor.

 

Nihat Genç’in sevdiğim yanı, körü körüne eleştirmemesi. Onun düşünceleri mantıklı geliyor insana, ama düşünceleriyle uygulananlar arasında bir uçurum gözlemliyoruz.

 

Nihat Genç bir kafileyle birlikte Suriye’yi, Mısır, İran’ı gezmiş, dolaşmış. Bu yerler hakkında uzun uzadıya yazılarını kitapta bulabilirsiniz. Abartılara çok yer vermiş bu ülkeleri anlatırken. Şiir gibi anlatmış mesela Nil nehrini. Ama yazar dediğin abartır. Her şeyi enine boyuna, teraziyle tartar gibi söyleyemez. Biraz da edebî süslemeler katar yazdıklarına. Bu açıdan abartıları son derece doğal kabul edip tenkit etmiyorum.

 

Kitabı bitirdikten sonra Nihat Genç’in kendi internet sitesinde bu kitap hakkında okurların yaptığı yorumlara göz attım. Bir yorumcu kitabının yarıdan fazlasında milliyetçileri eleştirmiş demiş. Ben buna katılmıyorum. Birkaç yazısında eleştirmiş sadece. Şu dikkatimi çekti: Yazar Refah Partisi’nden millî görüşçü Erbakan’ı tutuyor. Erbakan’ın AB ve ABD’siz politikalarına destek veriyor olmalı. Erbakan “bırakın Batı’yı, Doğu’ya yönelelim” fikrini savunuyordu. Nihat Genç de zaten bunu belitiyor. Ama tek farkı, Nihat Genç’in Batı’yla ilişkilerimizi geliştirdiğimiz gibi Doğu’yla irtibatı koparmayalım fikrini savunması. Evet, kitabının birçok yerinde Arap ve Şii dünyasıyla ilişkiye girmeyen, Doğu’ya sırtını dönen hükümetlerimizi, Turancı zihniyetle iş başına gelip de Amerikancı olan sağcı partileri, Amerikancı milliyetçileri eleştiriyor. Mesela, bir yazısının başlığı şöyle: “Vatan Satan Milliyetçiler”.

 

Erbakan Suud kralları gibi birçok kez hacca giderek İslam savunucusu gibi gözükmeye çalıştı ve Araplarla ilişkileri pekiştirdi. Sağcılar Amerikancı oldular, milliyetçiler “Araplar bizi arkadan vurdu.” deyip koca Arabistan’ı görmezden geldiler. Her ideoloji eksik doğuyordu, Türkiye’nin yarayan kanasına çare olamıyordu. İşte bakın birçok darbe düzenlendi. Kemalist ideolojiden uzaklaşmanın ceremesini çekiyordu Türkiye. Sağcı partiler Türkiye’nin komünist olmasını istemeyen Amerika’yla sıkı fıkı ilişkiye girdi. Amerika’nın her dediği yapıldı. İncirlik Üssü’nü gittik Amerika’ya verdik. Alın dedik, burası sizin. Burada istediğiniz gibi at koşturabilirsiniz. Arapların bizden soğumasının sebeplerinden biri de budur.

 

Arapların İsrail Devleti’nin ayakta kalmasına yardımcı olduklarını belirtiyor yazar. İlginç bir hikâye… Meğer Araplar isteselermiş Arabistan’da İsrail Devleti yok olacakmış. 1948’de kurulan İsrail Devleti’ni Arap halklar yıkmak için Telaviv’e doğru hareket ederler. Arap krallar İngilizlerden çekinip savaş istemez, ama halkı durdurmak kolay değildir. İsrail orduları esir olur, İngiltere araya girer ve Arap krallar İngiltere’nin ateşkes isteğini kabul eder. Ve hayatlarının hatasını yaparlar. Oysa İsrail’in tarihten silinmesine ramak kalmıştır. Bundan sonra ne mi olur? Araplar İsrail’i tanısın, demeye başlarlar İsrail koruyucuları. Nihat Genç “Araplar bir daha bu fırsatı hiçbir zaman bulamadılar.” diyor. Ve Arap kralların aptallıkları Arapların ölümüne mal oluyor, Filistin “kanayan bir yara”, İsrail kahpe saldırılarına devam ediyor, çocukları öldürmekten zevk alıyor.

 

Nihat Genç daha birçok konuya değinmiş. Ben hangi birini buraya sığdıracağımı bilmiyorum. En iyisi siz kitabı alıp okuyun. Çünkü buraya sığdıramadığım birçok konu var. Güzel fikirler, okunmaya değer. Hayırlı okumalar…

 

NOT 2013

Amerikan Köpekleri’ni anlattığım yukarıdaki yazıyı 2009 yılında kaleme aldım. Dört yıl aradan sonra Amerikan Köpekleri’ni tekrar okudum. İlk okuduğum Cadde Yayınları’nınkiydi; ikinci okuduğum Panama Yayıncılık’ın bastığı. Kaliteli bir baskıyla Amerikan Köpekleri’ni okurlara sunmuş Panama Yayıncılık. Cadde’nin baskısını pek beğenmemiştim.

 

2009’da yazdıklarıma tekrar gözden geçirdiğimde birkaç değişiklik dışında hiçbir değişikliğe gerek duymadım. Yalnızca, gördüğüm anlatım bozukluklarını düzelttim ve bazı cümleleri açtım. Kitabı tekrar okuyunca Nihat Genç gözümde daha bir büyüdü, ona olan yakınlığım arttı, onun üslubuna bir kez daha hayran kaldım. “Bu toprakların çocuğu” Nihat Genç Anadolu’nun, acı çekenlerin, ezilenlerin aynası oluyor. Suriye, İran, Mısır hakkındaki yazılarının tadına doyum olmuyor. Bu toprakları gidip görmüş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Detaylı bir şekilde bu topraklar hakkında bilgi veriyor. Bir turist gibi değil, siyasetinden tutun da varoşlarına kadar her yönüyle tanımaya çalışmış gezdiği yerleri.

 

Gördüm ki Amerikan Köpekleri, Nihat Genç’in şu ana kadarki en sert kitabı. Ayrıca, en çok beğendiğim Karanlığa Okunan Ezanlar kadar da değerli bir yapıt. (İlk başlarda böyle düşünmemiştim.) Amerikan emperyalizmine başkaldırı niteliğinde bir eser! Amerika’nın köpeği, kulu kölesi olanlara tokat gibi bir başyapıt! Eğer Amerikan politikalarından memnunsanız bu kitabı mideniz kaldıramaz! Amerika’yı baş tacı edenlerin Amerika ile yüzleşme vakti gelmedi mi? İşte Amerikan Köpekleri bunun ilk adımı olabilir sevgili Amerikanperestler!


İlginizi Çekebilir

Edebiyat Nedir ?

Kıyıya vurmuş bir balıktır edebiyat,çırpınarak denize ulaşmaya çalışan.Çırpınır insanlara ulaşmak için çoğu zaman.Nasıl ki denizdeki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir