Home > Konular > Bilim > Gelecek Öngörüleri > 2050 Yılına Kadar Neler Olacak? (Bölüm 2)

2050 Yılına Kadar Neler Olacak? (Bölüm 2)

Makale dizimin ilk bölümünde içinde bulunduğumuz 2012 yılına kadar teknolojideki gelişmeleri ve çevremizdeki değişiklikleri de göz önünde bulundurarak bundan sonraki 40 yılda neler olabileceğini birkaç başlık altında sıralayacağımı söylemiştim. İkinci bölümde de bu başlıkların devamını bulacaksınız…

 

2050 Yılına Kadar Neler Olacak? (Bölüm 1) başlıklı makalenin devamıdır…

 

Makale dizimin ilk bölümünde içinde bulunduğumuz 2012 yılına kadar teknolojideki gelişmeleri ve çevremizdeki değişiklikleri de göz önünde bulundurarak bundan sonraki 40 yılda neler olabileceğini birkaç başlık altında sıralayacağımı söylemiştim. İkinci bölümde de bu başlıkların devamını bulacaksınız…

 

Tek Bir Kartla Her İşlem Yapılacak, Kart Olmadan Şehirlerde Yaşamak Mümkün Olmayacaktır.

Araçlar anahtar yerine sürücünün kimlik kartı ile çalışacak, eğer kimlik kartı herhangi bir kusur veya suç  nedeniyle bloke edilmişse çalışmayacaktır.

 

Günlük yaşamda kimlik, sürücü belgesi, pasaport, kredi kartları vs daha birçok kart veya belge yerine tek bir kart kullanılacak, kişi bu kart olmadan toplu taşıma araçlarına binmek dahil hiçbir hizmetten yararlanamayacaktır, zira nakit para kullanımı kalkacak, bütün ödemeler tek kartla anında yapılacaktır.

Her Ev kendi Enerjisini Kendi Üretecektir

Gelecekte enerji o kadar değerli olacak ve  kullanımı o kadar azaltılacak ki herkesin öncelikli amacı en az enerjiden  maksimum verim elde etmek olacaktır.

 

Enerji tüketiminin pahalılığı bir yana, çevreyi en çok kirleten bir faktör olduğunun  ilkokul çağındaki çocuklar  bile farkında olacaktır. Bu konudaki bilinçlenme her doğal felaketten sonra katlanarak artacaktır.

 

Evlerde ısınma ve aydınlatma için rüzgar ve güneş enerjisinden yararlanılacak, bunun için  bir merkezde üretilen elektrik enerjisinden yaralanılacağı gibi hem de her ev kendi ihtiyacı olan enerjiyi kendi üretecek, binaların ısı yalıtımı mükemmel hale getirilip, çatılarında güneş panelleri yer alacaktır. Çatılardan akan yağmur ve kar suyu  depolarda biriktirilip tekrar kullanılacaktır.

Gelecekte İçme Suyu Sıkıntısı Çekilecektir.

Her yıl artan oranda fırtına, kasırga, sel felaketlerine kuraklık eşlik edecektir. Özellikle kuzey ve güney yarım kürenin  15-45 paralelleri arasında büyük ve uzun süreli kuraklıklar olacak, çölleşme hızla artacak, kasırga ve tufanlarla çöllerden kalkan toz ve kumlar okyanusları bile aşarak başka kıtalara kadar uzanacak, başta astım olmak üzere birçok solunum yolu hastalığına neden olacaktır.

 

Şimdiden gelecekteki su  kıtlığını öngörerek her ülkenin alternatif su kaynaklarını araştırması ve su yönetimini ciddiye alması, bunu yaparken çevreyi tahrip etmeden ve sürdürülebilir bir çare üretmeleri  gerekecektir, zira bu kıtlık yıllarca sürebilecektir.

 

Su tasarrufu da en az enerji tasarrufu kadar zorunlu olacaktır. Çok su harcanmasına neden olan üretim biçimlerinden ve üretimlerden yavaş yavaş vazgeçmeye başlanacak ve o ürünün yerine muadil ürünler geliştirilerek  yaşam tarzı ona göre biçimlenecektir.

 

Örneğin; son günlerdeki su tartışmalarından 1kg sığır eti için 15.500 litre su harcandığını öğreniyoruz. 200 Kilo et alacağımız bir sığır için yaklaşık 3000 ton su harcamış oluruz. Gelecekte bu miktar suyu temin etmenin bedeli çok ağır olacaktır.

 

Tatlı su insanlığın geleceğini belirleyen en önemli ihtiyaçların ilk sırasında yer alacaktır.

 

Bütün canlıların  birincil ihtiyacı ve canlı bünyesinin büyük oranı sudur.

 

Dünya’da içilebilir nitelikteki su kaynakları sanayi artıkları, kimyasal gübre ve böcek ilaçları kullanımı, organik atıklarla hızla kirlenmektedir.

 

Şu anda 2,5 milyar insanın suya ulaşımı zorlaşmıştır. Bu nüfus kuraklık yıllarında daha da artacaktır.

Su Mültecileri Ülke Sınırlarına Yığılacaktır

Suya ulaşımın imkansızlaştığı ülkelerde göçler başlayacak, engelle karşılaşıldığında  aynı ülkede veya yakın ülkeler arasında çatışmalar ve savaşlar kaçınılmaz olacaktır.

 

Yağmur suları başta olmak üzere, yer altı suları, kullanıldıktan sonra arıtılan suların  sulamada değerlendirilmesi gibi olası kaynakları akıllıca yönetmek gerekecektir

 

Bir ülkede içme suyu sıkıntısı çekilmesi yönetim biçimi ne olursa olsun hem hükümetleri hem rejimleri değiştirecek nitelikte bir yoksunluktur. İnsanlar bir çok maddi sıkıntıya katlanabilirler ama içme suyu sıkıntısına katlanamazlar.

Su Kenarlarına Yakın Yerleşimler Sular Altında Kalacaktır

Buzulların erimesi ve sellerin sebep olduğu erozyonlar Dünya haritasının şu günkü görünümünü tanınmaz hale getirecek, ekilebilir alanlar azalacak deniz seviyesine yakın adalar ve deniz kenarındaki yerleşim bölgeleri sular altında kalacak, verimli deltaları deniz basacaktır.

 

Büyük göçmen kitleler başka yerlere başka ülkelere göçmeye başladıkça sınır savaşları çıkacaktır.

En Akıllı Yatırım Geleceğe Yatırım Olacaktır

Yatırımcı firmaların gelip geçici ve artık doyma noktasına ulaşmış, alışveriş merkezi ve benzeri yatırımlar yerine sağlıklı içme suyu ve gıda üretimine dönük yatırımlar yapmaları özendirilecektir. Bundan sonra yatırımcılar yönlerini beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlara döndürmek zorunda kalacaklardır çünkü diğer yatırımların getirisi eskisi gibi olmayacaktır.

 

Kıtlık dönemlerine alınacak önlemlerde  geç kalınması ülkenin moral değerlerini zayıflatacak, sosyal çöküntüye zemin hazırlayacaktır.

Lüks Tüketim Azalacaktır

Gelecekte açgözlülük, ego ve gösteriş düşkünlüğü azalacak, böyle insanların yaptıkları medyada ilgi görmeyecek aksine görgüsüzlükle yaftalanacaklardır. Toplumlar bu kıtlık döneminde daha ziyade insanlığa  yararlı  katkıları olan üretici ve yaratıcı insanlara yönünü dönecek, onlardan umar bekleyeceklerdir.

 

Ülke nüfusunun büyük bir kısmı kıtlık  çekerken  lüks  yaşam daha çok göze batacağından insanlar  gösterişten kaçınacaklardır.

 

Toplumu  tüketim çılgınlığına  davet eden bir anlayış terk edilecek, doğayı ve çevreyi gözeten, insanları tasarrufa özendiren bir yaşam tarzının temelleri atılacaktır.

Suç İşleme Oranları Düşecektir.

Her birey kendini, kendince ifade etmenin bir yolunu bulacaktır.

 

Ayrıca gelişen dijital teknoloji sayesinde her adımı, her hareketi izlenebilecektir. Kişilerin dijital izler bırakmadan yaşaması imkansız hale gelecektir.

 

Gittiği yerler, kullandığı araçlar, yaptığı ödemeler, aldığı ürünler, harcadığı enerji türü geride dijital veriler bırakacaktır. Böyle bir ortamda gizlilik, görünmezlik, saklanmak imkansızlaşacaktır.

 

Zamanın yöneticileri bu şeffaflığa uygun yasal düzenlemeleri bazı itirazlara rağmen sağladığı yararı göz önünde bulundurarak ve toplumun güvenliğini düşünerek, nazlanmadan yapacaklardır.

 

Gizli kapaklı işler azalacak, herkes bu yaşam biçimine kendini uydurmaya çalışacaktır.

 

Nasıl ki trafiğe çıkınca trafik lambalarına ve kurallarına uymak işimize geliyor ancak bu sayede kaza yapmadan bir yerden bir yere gidebiliyorsak günlük yaşamda da yasalara ve kurallara uygun davranarak rahat  ve huzurlu yaşamamız mümkün olacak ve özgürlüğümüzün sınırlarını, başka insanların özgürlüğünün başladığı yer belirleyecektir.

 

Bu sisteme uymayan bireyler ve toplumlar sistemin dışında tutularak güven sağlanacaktır. O toplumun  bireyleri kendini düzene uydurmadıkları sürece kendi yaşam alanlarının dışına çıkamayacaklardır. Çıkabilseler bile sunulan olanakların çoğundan yararlanamayacaktır.

 

Öyle teknolojik bir denetim geliştirilecek ki bu bariyeri aşmak neredeyse imkansız olacaktır. Atılan her adımda bir iz kalacak, denetim mekanizmaları bu izleri her adımda izleyebilecektir.

 

3 Boyutlu  yüz ve beden okuma sayesinde dakikalar içinde suçlular, tehlike arz eden hedefler tespit edilecektir. Ülkelerin istihbarat elemanları, ajanları bile gizlenme imkanı bulamayacaklardır.

 

Bir kişi hakkında elde edilen bilgiler ve daha önceki eylemleri  sentezlenerek bir sonraki hamlesi ve davranışı tahmin edilebilecektir. Bu da suç eylemi daha gerçekleşmeden şahsın tespit edilip etkisiz hale getirilmesiyle sonuçlanacaktır.

 

Bu teknolojik gelişmelerin dışında kalan  ülkeler  aynı sisteme dahil olmaları yönünde desteklenecek, Dünya’nın genelinde  güvenlik ve huzur yaratmak için arzu edenlere  bilgi ve teknoloji yardımı yapılacaktır.

 

Devamı: 2050 Yılına Kadar Neler Olacak? (Bölüm 3) başlıklı makalede…

 

Yazar Hakkında

Eczacı optisyen Rıfat Kayın

www.optiktunali.com.tr

Karum Avm

 

Gelişme

5 Ekim 2012 tarihli Hürriyet Gazetesinden

Önümüzdeki 10 yıl içinde cebimizdeki cüzdanlar kullanılmayacak. Bir erkek olarak da bunu dört gözle bekliyoruz. İçinde bir sürü kart olan cüzdan benim vücudumun dengesini bozuyor, arabaya yamuk oturuyorsun. Turkcell cüzdanla bütün ödemelerinizi mobil telefondan yapılabilecek. Turkcell cüzdan için sadece akıllı telefonlardan bahsetmiyorum, Turkcell cüzdan neredeyse bütün telefonlarda kullanılabilecek. Mobil bankacılığı da yapabiliyor olacak. Cebinizdeki mobil telefondan bankacılık işlemlerinizi yapabileceksiniz.”

”En az kredi kartı kadar güvenli bir sistem”

Ciliv, Turkcell cüzdanın, internet üstünden yapılan alışveriş ve ticarette kullanılabileceğini belirterek, ”İnternet alışverişlerinde, kredi kartınızın numarasını vermeden sadece cep telefonu numaranız ile şifrenizi kullanarak işlem yapabileceğiniz, en az kredi kartı kadar güvenli bir sistem getirdik. Toplu taşıma da bu konuda büyük bir kolaylık olabilecek. Önümüzdeki 3-5 sene içinde toplu taşıma bu alana geçecek. Biz de Türkiye’nin neredeyse bütün şehirlerde toplu taşımanın bu yönde ilerlemesini bekliyoruz” diye konuştu.

Online Alışveriş Önerisi

İlgilendiğiniz ürünleri internete özel indirim fırsatları sunan ePTTAVM (PTT Alışveriş Sitesi) üzerinden satın almanız mümkün. Ücretsiz kargo ve kapıda ödeme gibi avantajları var. Diğer alışveriş sitelerinin aksine, PTT güvencesi ile yurdun her iline, her ilçesine gönderim yapıyor. Buraya tıklayarak ePTTAVM sitesine giriş yapabilir ve sipariş verebilirsiniz >>.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir